Eski Yunan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eski Yunan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2026 Cuma

Karanlık Çağ


Protogeometrik Amphora
Protogeometrik Amphora (MÖ yak. 975-950, Atina), fotoğraf: Marie-Lan Nguyen, Wikimedia Commons, CC BY 2.5

Eski Yunan'ın Karanlık Çağı – Yunan Orta Çağı (yak. MÖ 1200-800), Miken Uygarlığı'nın görkemli saraylarının yıkılması ve Lineer B yazısının tamamen ortadan kaybolmasıyla başlayan, Ege dünyasının en gizemli ve dönüştürücü dönemlerinden biridir. Tunç Çağı'nın sonundaki bu ani çöküş; iklim krizleri, kıtlıklar ve iç çatışmaların yanı sıra Doğu Akdeniz'i kasıp kavuran Deniz Kavimleri istilalarıyla tetiklenmiş ve bölge halklarını yüzyıllar sürecek bir izolasyon dönemine itmiştir. Büyük kent merkezlerinin terk edilmesi ve anıtsal mimarinin durması, dönemin uzun süre bir "kültürel gerileme" olarak nitelendirilmesine yol açsa da aslında bu süreç, eski Yunan coğrafyasında radikal bir toplumsal ve teknolojik kabuk değiştirme evresiydi.

"Karanlık" olarak adlandırılmasının temel nedeni, döneme dair yazılı belgelerin yokluğundan kaynaklanan bilgi eksikliğidir; ancak arkeolojik bulgular bu dönemin zannedildiği kadar pasif geçmediğini gösterir. Tunç tedarik zincirlerinin kopması, bölge insanını yerel demir madenlerini işlemeye ve dönüştürmeye zorlamış; böylece Ege coğrafyası hızla Demir Çağı'na geçiş yapmıştır. Sanat ve seramikte Miken tarzı figüratif süslemelerin yerini Protogeometrik Dönem (MÖ yak. 1050-900) ve Geometrik Dönem (MÖ yak. 900-700) olarak adlandırılan evrelerdeki soyut ve geometrik desenler alırken, geniş toprakları yöneten merkezi krallıklar yerini daha küçük, özerk köy topluluklarına ve yerel şefliklere (basileus) bırakmıştır.

Bu uzun sessizlik ve yeniden yapılanma dönemi, MÖ 8. yüzyıla doğru Ege dünyasını kökten değiştirecek iki büyük devrimle sona ermiştir. Sözlü gelenek sayesinde kuşaktan kuşağa aktarılan mitler ve destanlar, İlias (İlyada) ve Odysseia ile ölümsüzleşirken; Fenike alfabesinden uyarlanan yeni Yunan alfabesi okuryazarlığı geniş kitlelere yaymıştır. Saray bürokrasisinden ve mutlak krallıklardan kurtulan topluluk yapısı, Klasik Yunan medeniyetinin, demokrasinin ve felsefenin beşiği olacak olan "Polis" (şehir devleti) modelinin doğuşuna zemin hazırlamıştır.

Okuma Önerileri

Kaya, M. (2016). Ege ve Eski Yunan Tarihi I: Tarih Öncesi Çağlardan Klasik Çağa Kadar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan: Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Pomeroy, S. B., Burstein, S. M., Donlan, W., Roberts, J. T., & Tandy, D. W. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi: Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

28 Eylül 2026 Pazartesi

Periandros


Tiran
Periandros, fotoğraf: Jastrow, Kamu Malı (Public Domain).

Korinthos’un ikinci tiranı ve Eski Yunan'ın en tartışmalı siyasi figürlerinden biri olan Periandros (MÖ 625 – 585), babası Kypselos’tan devraldığı yönetimi hem büyük bir ekonomik güç hem de otokratik bir baskı rejimiyle sürdürmüştür. Mısır ile kurduğu yakın ticari ilişkileri, ailesinden birine Mısır kökenli "Psammetikhos" adını verecek kadar ileri taşıyan Periandros, Ege ve Kuzeybatı Yunanistan’da nüfuzunu genişletmiştir. Bu doğrultuda Apollonia, Epidamnos ve Khalkidike bölgesindeki tek Korinthos sömürgesi olan Potidaia’yı kurmuş; deniz ticaretini güvenli kılmak adına korsanlıkla mücadele edip güçlü bir savaş donanması inşa etmiştir. Saron Körfezi ile Korinthos Körfezi arasındaki dar kıstakta gemilerin karadan taşınmasını sağlayan raylı taş yol "Diolkos"u inşa ettirerek ve kentin liman altyapısını güçlendirerek Korinthos’u Akdeniz’in en müreffeh ticaret merkezine dönüştürmüştür.

Ekonomik ve ticari atılımların yanı sıra kentsel ve kültürel alanda da Korinthos onun döneminde altın çağını yaşamıştır. İmal edilen ünlü renkli Korinthos seramikleri tüm Akdeniz pazarına hakim olurken, heybetli Apollon Tapınağı gibi anıtsal mimari projeler Dor düzeninin gelişimini tetiklemiştir. Felsefe, sanat ve edebiyata büyük ilgi duyan Periandros, mitoslara konu olan ünlü şair Arion gibi isimleri sarayında ağırlamıştır. Toplumsal tabanda zenginliğin belirli ellerde toplanmasını engellemek adına toprak mülkiyetine sınırlamalar getirmiş, köylü ile fakir halk lehine düzenlemeler yapmış ve idari harçlar yoluyla şehir bütçesini sürekli canlı tutmuştur.

Ancak bu parlak kültürel ve ekonomik tablo, Periandros’un kişisel hayatındaki ve yönetim anlayışındaki aşırı gaddarlıkla gölgelenmiştir. Gücünü korumak için muhafız birlikleri kuran ve Miletoslu Thrasybulos’un "en yüksek başakları biçme" tavsiyesini uygulayarak potansiyel rakiplerini tek tek yok eden Periandros, halk gözünde merhametsiz bir figüre dönüşmüştür. Öfke krizinde hamile karısı Melissa’yı öldürmesi, ardından kadınların giysilerini onun ruhu için yaktırması ve oğlunun öldürülmesine karşılık Korkyra’dan (Korfu) 300 soylu çocuğu kısırlaştırılmak üzere Lidya’ya göndermesi gibi olaylar onun acımasız imajını pekiştirmiştir. Yaşlandığında arkasında yıpranmış bir rejim bırakarak ölen Periandros’un ardından, ardılı Psammetikhos ancak birkaç yıl iktidarda kalabilmiş ve Korinthos’taki tiranlık dönemi yerini temsilcilerden oluşan ılımlı bir oligarşiye bırakmıştır.

Kaynaklar

Herodotos. (2016). Tarih (M. Ökmen, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Hornblower, S., & Spawforth, A. (1999). The Oxford classical dictionary. Oxford University Press.

Kaya, M. (2016). Ege ve Eski Yunan Tarihi I: Tarih Öncesi Çağlardan Klasik Çağa Kadar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Sacks, D. (1995). Encyclopedia of the Ancient Greek World. Facts On File.

8 Eylül 2026 Salı

Kypselos


Korinthos
Apollon Tapınağı, Antik Korinthos.

Eski Yunan dünyasının bilinen ilk tiranı olan Korinthoslu Kypselos, MÖ 7. yüzyılda (yaklaşık MÖ 657-625) aristokratik düzene karşı gerçekleşen büyük bir siyasi dönüşümün simgesi olmuştur. Annesi Korinthos’u zalimce yöneten Bakkhiadai ailesinden gelen Kypselos, soylu sınıfa mensup olmasına rağmen halkın ve yükselen tüccar orta sınıfının desteğini almayı başarmıştır. Doğumuyla ilgili Bakkhiadaiları devireceğine dair anlatılan kehanetler ve bir erzak sandığında (kypsele) saklanarak suikastçılardan kurtarılmasına dair efsaneler, iktidarını meşrulaştırmak için kullandığı güçlü bir propaganda unsuru haline gelmiştir. Askeri bir komutan olarak alçakgönüllü ve yardımsever tutumuyla kitlelerin sevgisini kazanan Kypselos, Delphoi kehanet merkezinin de onayını alarak gerçekleştirdiği bir darbeyle oligarşiyi devirmiş ve yaklaşık otuz iki yıl sürecek tiranlık dönemini başlatmıştır.

İktidara geldikten sonra muhalifi olan aristokratlara karşı sürgün, el koyma ve infaz gibi acımasız yöntemler uygulayan Kypselos, buna karşılık geniş halk kitleleri nezdinde büyük bir itibar ve destek kazanmıştır. Korinthosluların en çok takdir ettiği yöneticilerden biri olarak, diğer tiranların aksine koruma birliği (muhafız) kullanmaya ihtiyaç duymadan hüküm sürmüştür. Aristokrasinin mağdur ettiği alt sınıfları gözeten adımlar atmış, fakir köylülere toprak tahsis etmiş ve toplumsal refahı artıracak düzenlemelere imza atmıştır. Kypselos’un bu halkçı yaklaşımı ve iç barışı sağlamaktaki başarısı, onun yalnızca Korinthos’ta değil, Yunan dünyasının genelinde saygın bir arabulucu ve itibar sahibi bir devlet adamı olarak görülmesini sağlamıştır.

Kypselos’un yönetimi altında Korinthos, Akdeniz’in en önemli ticari ve ekonomik güçlerinden biri haline gelerek altın çağını yaşamıştır. İtalya, Sicilya ve Etrüsk bölgesine yapılan ihracatı geliştirmek amacıyla ticaret rotaları üzerinde Leukas, Ambrakia ve Anaktorion gibi yeni sömürgeler kurulmuş; Korkyra (Korfu) Adası'nın kontrolü yeniden sağlanmıştır. Özellikle renkli bezemeleriyle ünlü ince Korinthos vazolarının üretimi ve ihracatı tavan yapmış, kent sanatsal ve sınai açıdan büyük bir ivme kazanmıştır. MÖ 625 civarında hayatını kaybeden Kypselos, arkasında ekonomik olarak güçlü, kolonileşmiş ve saygın bir kent devleti bırakarak yönetimi oğlu Periandros’a devretmiştir.

Kaynaklar

Herodotos. (2016). Tarih (M. Ökmen, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Kaya, M. (2016). Ege ve Eski Yunan Tarihi I: Tarih Öncesi Çağlardan Klasik Çağa Kadar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Sacks, D. (1995). Encyclopedia of the Ancient Greek World. Facts On File.

24 Aralık 2025 Çarşamba

Gnothi Seauton


Kendini bil
"Gnothi Seauton" (Kendini bil) iskelet mozaiği, Roma Dönemi (MS 2. yüzyıl), Diocletianus Hamamları (Roma Ulusal Müzesi), Roma, İtalya.

Gnothi Seauton (γνῶθι σεαυτόν), Antik Yunan medeniyetinden günümüze gelmiş en anlamlı sözlerden biridir. Türkçeye genellikle "kendini bil" veya "kendini tanı" şeklinde çevrilir. Bu ifade Eski Yunan'ın ünlü kehanet merkezi olan Delphoi'deki (Delfi) Apollon Tapınağı'nın girişinde yer alıyordu.

Eski Yunan dünyasında tanrılar ve insanlar arasında ince bir çizgi vardı. "Kendini bil" sözü esasen insana bu sınırı hatırlatır ve ona tanrı olmadığını sadece bir ölümlü olduğunu söyler. Bu şekilde insanı yaşadığı trajedilerin en büyük sebebi olan Hubris'ten (kibir) uzak durmasını tavsiye eder. Bu ifade ayrıca kişinin kendi kişilik özelliklerini, yeteneklerini tanıyarak toplumda bir karakter (ethos) inşa etmesini sağlar. Kişinin potansiyelinin farkında olmasını fakat haddini aşmamasını öğütler.

Romalılar da bu öğüdü benimsemiş ve latinceye "Nosce Te Ipsum" olarak çevirmişlerdir. Günümüzde bu latince sözü birçok üniversitenin (örneğin Columbia Üniversitesi) girişinde veya armasında görmek mümkündür. Eski Yunan'dan günümüze yankılanan bu söz insanın varoluşsal yolculuğunun temel taşlarından biri olmaya devam etmektedir.

3 Aralık 2025 Çarşamba

Ksenophon


Ksenophon'un mermer büstü, fotoğraf: Carole Raddato, Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0

MÖ 430-355 yılları arasında yaşayan Ksenophon, Herodotos ve Thukydides'ten sonra Eski Yunan tarihçiliğinin en önemli ismi olarak görülür. Atinalı bir aristokrat olan Gryllos'un oğludur ve iyi bir eğitim almıştır. Platon'un çağdaşı ve Sokrates'in öğrencisi olan yazar, en çok MÖ 401'deki Kunaksa yenilgisinin ardından Yunan paralı askerlerin dönüşünü anlattığı Anabasis (daha çok bilinen adıyla Onbinlerin Dönüşü) adlı eseriyle tanınır.

Ksenophon, Peloponnessos Savaşları'ndan Atina'nın yenik çıkmasının ardından, Pers tahtında hak iddia edip ağabeyi II. Artakserkses'e karşı ayaklanan Batı Anadolu Satrabı Kyros'un hizmetine girmiştir. MÖ 401 yılında yapılan ve Kyros'un hayatını kaybettiği Kunaksa Savaşı'nın ardından Yunan paralı askerlerinin komutasını almış ve onları önce Karadeniz kıyılarına, sonra da Trakya'ya geri getirmiştir. Ksenophon, bu seferi 7 kitaptan oluşan ünlü eseri Anabasis'te anlatmıştır. Eser, Anadolu halkları, coğrafyası, gelenek ve görenekleri hakkında değerli bilgiler vermektedir.

Ksenophon'un bir diğer önemli eseri ise Hellenika (Yunan Tarihi)'dır. Yazar, 7 kitaptan oluşan bu eserinde MÖ 411-362 yılları arasındaki yaklaşık 50 yıllık Yunan kent devletleri tarihini anlatır. Eser, Thukydides'in MÖ 411 yılına kadar anlattığı Peloponnessos Savaşları adlı kitabının devamı niteliğindedir. Ksenophon, Hellenika'da olayları MÖ 411 yılından alır ve MÖ 362'deki Mantineia Savaşı'na kadar anlatır.

Ksenophon, Sparta yanlısı siyasi görüşlere sahip olması ve MÖ 394 yılındaki Koroneia Savaşı'nda Sparta için savaşması neticesinde Atina'dan sürgün edilmiştir. Bunun üzerine, Sparta tarafından Olympia, Elis yakınlarındaki Scillus şehrinde kendisine tahsis edilen bir çiftlikte yaşamaya başlamış ve eserlerinin büyük bir kısmını sürgünde olduğu bu dönemde yazmıştır. Sürgün kararı, oğullarından Gryllos'un Mantineia Savaşı'nda Atina için savaşırken ölmesi onuruna kaldırılmıştır. Fakat Ksenophon'un bundan sonra Atina'ya dönüp dönmediği belirsizdir. Diogenes Laertios'a göre MÖ 355'te Korinthos'ta eceliyle ölmüştür (Diogenes Laertios, II. 56).

Başlıca Eserleri:

  • Onbinlerin Dönüşü (Anabasis)

  • Yunan Tarihi (Hellenika)

  • Kyros'un Eğitimi (Kyrou Paideia)

  • Sokrates'in Savunması (Apologia Sokratus)

  • Sokrates'ten Anılar (Apomnemoneumata Sokratus)

  • Lakedaimonialıların Devleti (Lakedaimonion Politeia)

  • Şölen (Symposion)

  • Ev Yönetimi (Oikonomikos)

  • Binicilik Üzerine (Peri Hippeis)

  • Avcılık Hakkında (Kynegetikos)

Kaynaklar

İplikçioğlu, B. (2015). Eskibatı Tarihi I. Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Laertios, D. (2003). Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri (C. Şentuna, Çev.). Yapı Kredi Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

28 Ekim 2025 Salı

Peloponnesos Birliği


Peloponnesos Birliği meclis toplantısını gösteren temsili bir illüstrasyon.

Peloponnesos Birliği, M.Ö. 550 – M.Ö. 366 yılları arasında etkin olan Sparta’nın önderliğinde kurulmuş askerî bir birlikti. Birliğin adı, üyelerinin yer aldığı coğrafi bölge olan Yunanistan’ın güneyindeki Peloponnesos’tan (Mora Yarımadası) geliyordu. Birlik ayrıca "Sparta ve müttefikleri" olarak da biliniyordu. Peloponnesos Birliği, Eski Yunan dünyasının en eski ve en uzun süreli ittifaklarından biriydi.

Birliğin kuruluş nedeni, Sparta’nın kendi iç ve dış güvenliğini sağlama ve bölgesel etkinliğini sürdürme isteğiydi. Sparta’da çoğunlukla Lakonia ve batısındaki Messenia’nın yerli halkından köleleştirilmiş olan heilotların sayısı Sparta vatandaşlarından çok daha fazla olduğundan heilot isyanları Spartalılar için her zaman büyük bir tehditti. Birlik, herhangi bir isyan karşısında Sparta’ya hızlıca askerî yardım temin etme güvencesi veriyordu. Ayrıca dış tehditlere karşı da aynı güvenceyi sağlıyordu. Sparta, rakibi olan Argos dışındaki tüm Peloponnesos şehir devletlerini birliğe davet edip yanına çekerek Argos’u izole etti ve bu şekilde bölgedeki hâkimiyetini güçlendirmiş oldu.

Birlik üyeleri de aynı şekilde güvenlik garantisi alıyordu. Üye şehir devletleri Sparta’nın önderliğinde kalmakla hem iç hem de dış tehlikelere karşı askerî koruma kazanıyorlardı. Atina’nın lideri olduğu Delos Birliği’nin aksine, üyelerden haraç (vergi) talep edilmiyor; sadece savaş zamanlarında askerî destek vermeleri bekleniyordu. Üyeler iç işlerinde serbestti; fakat dış politika ve savaş kararlarını genellikle Sparta yönlendiriyordu. Birliğin Sparta dışında Tegea, Korinthos, Elis gibi başka önemli üyeleri de vardı.

Peloponnesos Birliği, Pers Savaşları sırasında Hellen Birliği’nin çekirdeğini ve en güçlü kara ordusunu oluşturdu (M.Ö. 480–479). Peloponnesos Savaşları (M.Ö. 431–404) sırasında Atina’nın önderliğindeki Delos Birliği’ne karşı savaştı ve bu savaştan galip ayrıldı. Ancak M.Ö. 4. yüzyıldan itibaren yaşanan iç çekişmeler, isyanlar ve Sparta’nın baskıcı politikaları nedeniyle birlik zayıfladı. Sparta’nın M.Ö. 371’de dönemin yükselen gücü Thebai ile yaptığı Leuktra Savaşı’nda yenilmesinin ardından birlik çözülmeye başladı ve M.Ö. 366 yılında dağıldı.

Kaynaklar

Cartwright, M. (2016, Mart 9). Peloponnesian League. World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/Peloponnesian_League/

Lendering, J. (2019, Aralık 16). Peloponnesian League. Livius.org. https://www.livius.org/articles/concept/peloponnesian-league/

Wikipedia. Peloponnesian League. https://en.wikipedia.org/wiki/Peloponnesian_League

8 Ekim 2025 Çarşamba

Spartalı Lykurgos


Lykurgos, Merry-Joseph Blondel, 1828.

Antik Yunan dünyasının en disiplinli ve özgün toplumlarından biri kuşkusuz Spartalılar’dı. Fakat onları “Sparta” yapan sadece savaşçı ruhları değildi; toplumu biçimlendiren bir reform sistemi de büyük rol oynuyordu. Bu sistemin ardında efsanevi bir ad bulunur: Lykurgos.

Lykurgos’un kimliği tarih boyunca merak uyandırmış ve tartışılmıştır. Onun gerçekten yaşayıp yaşamadığı kesin olarak bilinmez; ancak adına atfedilen reformlar Sparta’yı Yunan dünyasının geri kalanından ayıran dayanıklı bir yapı oluşturmuştur.

Lykurgos Kimdir?

Antik kaynaklara göre Lykurgos, Sparta'da kral olma hakkına sahip olmasına rağmen, tahtı yeni doğan yeğenine devretmiş ve onun yetişkinliğine kadar naibi olacağını ilan etmiştir. Ancak daha sonra çocuğu öldüreceği yönündeki dedikodular nedeniyle katil olarak suçlanmamak için Sparta’dan ayrılarak uzun bir yolculuğa çıkmıştır. Girit ve İonia gibi yerlerde farklı yönetim biçimlerini incelemiş, bu deneyimlerini Sparta’ya döndüğünde kendi reformlarına temel yapmıştır. Lykurgos’un yasalarının uygulanmaya başladığı dönem muhtemelen M.Ö. 8. yüzyılın ortaları ile M.Ö. 7. yüzyılın başları arasındadır.

Sparta’nın Siyasal Düzeni: Büyük Rhetra ve Üçlü Yönetim

Sparta’nın siyasal düzeni “Büyük Rhetra” adı verilen anayasal yapı üzerine kuruluydu. Bu sisteme göre kent devleti üç temel kuruma dayanıyordu:

İkili Krallık: Sparta’da aynı anda hüküm süren iki kral, Agiad ve Eurypontid ailelerinden gelirdi. Bu krallar hem ordunun komutanı hem de dini törenlerin lideriydi.

Gerousia (Yaşlılar Meclisi): İki kral ve 60 yaş üzeri 28 erkek yurttaş olmak üzere 30 kişiden oluşan bu konsey yasaları hazırlar, önemli devlet meselelerini tartışır ve ölüm cezası gerektiren davalarda karar merci olarak görev yapardı.

Apella (Halk Meclisi): 30 yaş üzeri erkek yurttaşlardan oluşan bu meclis, Gerousia tarafından sunulan yasa önerilerini onaylar veya reddederdi.

Bu üçlü yönetim sisteminde monarşi, aristokrasi ve halk dengeli bir biçimde temsil edilir ve erken bir karma anayasa örneği olarak görülür.

Ayrıca, bu düzen içinde Ephoroi (Denetçiler) da önemli bir rol oynardı. Her yıl seçilen beş kişi, kral ve diğer yetkililerin yasaları uygulamasını denetler, Gerousia ve Apella toplantılarını yönetir ve gerektiğinde cezai işlemler uygularlardı. Ephoroi, özellikle krallar üzerinde güçlü bir yasal denetim yetkisine sahipti. Bu nedenle Sparta sistemi, antik dünyada “monarşinin denetlendiği ilk anayasal modellerden biri” olarak da görülür.

Toplumsal Düzen

Lykurgos’un reformlarının merkezinde toplumun askeri bir disiplinle şekillendirilmesi vardı. Spartalılar, “eşitler” anlamına gelen homoioi olarak adlandırılır, bireysel zenginlik ve gösteriş yerine toplumsal uyum ve ölçülülük değerlerini benimserlerdi. 

Toprak reformu sayesinde mülkiyet eşitliği sağlanmış, lüks yaşam biçimleri yasaklanmıştı. Lykurgos, altın ve gümüş parayı kaldırarak yerine demir para kullanılmasını emretmişti. Bu sayede zenginliğe dayalı gösteriş engellenmiş, dış ticaret neredeyse imkânsız hale gelmişti. Ayrıca sanat ve edebiyat gibi bireysel ifade biçimleri sınırlanmış, Sparta bu nedenle sanatta diğer Yunan şehirlerine göre geri kalmıştı.

Spartalı erkek yurttaşlar ayrıca syssitia adı verilen ortak sofralarda yemek yerlerdi. Bu uygulama, hem toplumda eşitliği sağlıyor hem de askerî dayanışmayı güçlendiriyordu. Böylece Sparta toplumu tamamen askerî başarı ve yurttaşlık görevine odaklanmıştı.

Kadınlar da Sparta toplumunda diğer Yunan şehirlerindeki hemcinslerinden oldukça farklı bir konuma sahipti. Fiziksel eğitim almaları, mülk sahibi olabilmeleri ve toplumsal yaşamda görünür olmaları teşvik ediliyordu. Çünkü Sparta’nın savaşçı yapısına doğrudan katkı sunarlardı. Kadınların güçlü ve sağlıklı olmaları, Sparta’nın bütünsel güç anlayışının bir parçasıydı.

Eğitim Sistemi (Agoge)

Sparta’da erkek çocuklar yedi yaşına geldiklerinde ailelerinden alınarak Agoge adı verilen katı bir eğitim sistemine dahil edilirdi. Burada disiplin, cesaret, dayanıklılık ve itaati öğrenirlerdi. Sert fiziksel antrenmanların yanı sıra kıtlık ve zorluklarla baş etmeyi de deneyimleyerek yetişirlerdi. 

Çocuklar aç kaldıklarında yemek bulabilsinler diye hırsızlığa teşvik edilirlerdi; amaç ahlaki bir yozlaşma değil, zor şartlarda hayatta kalma becerisi ve dikkat geliştirmekti. Yakalanan çocuklar hırsızlık yaptıkları için değil, yakalandıkları için cezalandırılırlardı. Bu eğitim sistemi, Sparta’nın askerî disiplinini ve toplumsal dayanıklılığını kuşaktan kuşağa aktarmayı amaçlıyordu.

Lykurgos’un Mirası

Lykurgos’un yasaları o kadar kutsal kabul edilirdi ki, Spartalılar bu düzeni sonsuza dek koruyacaklarına dair yemin etmişlerdi. Rivayete göre Lykurgos, halkına “Ben dönene kadar yasaları değiştirmeyin” demiş ve bir daha geri dönmemiştir.

Bu anlatı, Lykurgos’un tarihsel kişiliğinden çok, bir ideali temsil ettiğini gösterir. Onun adı, düzenin, disiplinin ve sadeliğin simgesi hâline gelmiştir. Sparta, yüzyıllar boyunca bu mirasın gölgesinde varlığını sürdürmüş; ancak değişen dünyaya ayak uydurmakta zorlanmıştır.

Kaynaklar

Herodotos. (2016). Tarih (M. Ökmen, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Kaya, M. (2016). Ege ve Eski Yunan Tarihi I: Tarih Öncesi Çağlardan Klasik Çağa Kadar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Ksenophon. (2021). Spartalıların Devleti - Atinalıların Devleti (O. Demir, Çev.). Pinhan Yayıncılık.

Plutarkhos. (2010). Lykurgos'un Hayatı (S. Eyüboğlu ve V. Günyol, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

28 Eylül 2025 Pazar

Antik Sparta'da Toplumsal Sınıflar


Antik Sparta, John Pentland Mahaffy, 1890.

Antik Sparta, yalnızca askeri gücüyle değil, kendine özgü toplumsal düzeniyle de dikkat çeker. Atina gibi şehir devletleri daha demokratik ve kültürel bir kimlik geliştirirken, Sparta’nın varlığını sürdürebilmesi tamamen katı bir sınıf yapısına bağlıydı. Halk üç temel gruba ayrılıyordu: Spartiatai (gerçek yurttaşlar), Perioikoi (çevrede yaşayanlar) ve Heilotlar (toprağa bağlı devlet köleleri). Her bir sınıfın hakları, görevleri ve yaşam biçimi farklıydı; ama hepsi birlikte Sparta’nın kendine özgü toplumsal yapısının önemli bir parçasıydı.

Sparta’nın gerçek yurttaşları yalnızca Spartiatai (tekil Spartiates) idi. Doğuştan bu sınıfa dahil olan erkek çocuklar, küçük yaşta ailelerinden koparılıp Agoge adı verilen sert bir eğitim sistemine tabi tutulurdu. Hayatlarının merkezinde askerlik ve devlet hizmeti vardı. Spartiates, geçimlerini sağlamak için kleros adı verilen, Heilotlar tarafından işlenen toprak parçasına sahipti. Siyasi haklar, toprak mülkiyeti ve karar mekanizmalarına katılım yalnızca bu sınıfa tanınırdı. Zamanla Spartiatai’nin sayısının giderek azalması, Sparta’nın toplumsal düzenini ve askeri gücünü olumsuz yönde etkilemeye başladı.

Perioikoi (tekil Perioikos), "çevrede oturanlar" denilen özgür insanlardı ve daha çok şehrin çevresindeki kırsal alanlarda yaşıyorlardı. Bu sınıftakilerin istedikleri işle (tarım, ticaret, zanaat) uğraşmalarına izin veriliyordu. Fakat buna karşın vergi vermeleri ve gerektiğinde Sparta'ya asker göndermeleri isteniyordu. Böylece devletin hem savunma hem de mali ihtiyaçlarına katkı sağlıyorlardı.

Toplumun en baskı altındaki sınıfı Heilotlardı. Heilotlar, çoğunluğu Spartalılar tarafından fethedilen Lakonia ve Messenia bölgelerinin yerli halkından oluşuyordu ve toprağa bağlı köleler olarak çalıştırılıyorlardı. Ancak sıradan köleler gibi alınıp satılamazlardı; bireylere değil, doğrudan Sparta devletine aittiler. Heilotlar ürettikleri ürünlerin yarısını Spartalı efendilerine vermek zorundaydılar. Sayıca Spartalı yurttaşlardan çok daha fazla olmaları, sürekli bir tehdit oluşturuyordu. Bu yüzden sıkı gözetim altında tutuluyor, zaman zaman topluca bastırılan isyanlara kalkışıyorlardı. Heilotları kontrol altında tutmak ve olası isyanları önlemek amacıyla, Spartalı gençlerden oluşan Krypteia adlı gizli askerî örgüt görev yapıyordu. Sparta’nın sert askerî disiplini, düşmanlara karşı olduğu kadar kendi iç düzenini korumayı da amaçlıyordu.

Bu katı düzen içinde Spartalı kadınlar, aile içinde özellikle ev işlerinin ve mülk yönetiminin karar süreçlerinde söz sahibi olabiliyorlardı. Beden eğitimi almaları teşvik ediliyordu, çünkü güçlü kadınların güçlü çocuklar doğuracağına inanılıyordu. Spartalı kadınlar ayrıca toplumsal yaşamda diğer Yunan şehirlerindeki kadınlara göre daha görünür ve görece özgürdü; yemek ve içki törenlerine katılabiliyor, mülklerini kontrol edebiliyorlardı. Ancak bu ayrıcalık yalnızca yurttaş sınıfına (Spartiatai) özgüydü. Perioikoi kadınları özgürlükleri sınırlı olmakla birlikte serbest bir yaşam sürüyor ve ekonomik üretime katılıyordu. Heilot kadınları ise köle statüsünde olup çoğunlukla tarım ve ağır işlerde çalıştırılıyordu; özgürlükleri tamamen kısıtlıydı.

Sparta’nın katı sınıf sistemi, şehrin yüzyıllar boyunca Yunan dünyasında korkulan bir güç olmasını sağladı. Ancak aynı sistem Sparta’nın zayıflığının da kaynağı oldu. Heilot isyanları, yurttaş nüfusunun giderek azalması ve toplumsal yapının esnek olmaması, zamanla Sparta’nın gücünü tüketti. Böylece Sparta’nın askeri disipliniyle özdeşleşen toplumsal düzeni, hem yükselişin hem de çöküşün temel sebebi haline geldi.

Kaynaklar

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Kaya, M. (2016). Ege ve Eski Yunan Tarihi I: Tarih Öncesi Çağlardan Klasik Çağa Kadar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

22 Eylül 2025 Pazartesi

Hesiodos


Hesiodos büstü, fotoğraf : Yair Haklai, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Hesiodos, M.Ö. 8. yüzyılın sonları ile 7. yüzyılın başlarında yaşamış, Eski Yunan’ın en eski ve önemli şairlerinden biridir. Homeros ile birlikte Eski Yunan edebiyatının öncü şairlerinden biri olarak kabul edilir. Aslen Batı Anadolu'daki Aiolis'in Kyme şehrinden olan ve geçim sıkıntısı nedeniyle deniz tüccarlığı yaptığı bu yerden ayrılarak Yunanistan'ın Boiotia bölgesindeki Askra yerleşimine göç eden Hesiodos’un babası, burada çiftçilik yapmaya başlamıştır. Hesiodos çiftçilikle uğraşan bu ailede doğmuştur. Bu sebeple tarımsal yaşam, mevsim döngüleri gibi kırsal gerçekler eserlerinde sıkça rastlanan temalardır. Ayrıca Askra’nın kışının çetin, yazının zorlu olduğu, iklimsel açıdan ne tam rahat ne de konforlu bir yer olarak tanımlanmasından da yaşamının doğayla iç içe geçtiği anlaşılır.

Hesiodos'un bilinen en önemli eserleri Theogonia ile İşler ve Günler’dir. Theogonia, evrenin ve tanrıların doğuşunu konu alır. Kaos’tan başlayarak Gaia ve Ouranos (Uranus) gibi evrenin ilk varlıkları ortaya çıkar. Bunlardan Titanlar doğar ve bu tanrı kuşağı, sonunda Zeus’un egemenliğiyle sonuçlanır. İşler ve Günler ise Hesiodos’un daha kişisel, toplumsal ve ahlaki yönlerini öne çıkarır. Bu eser, kardeşi Perses’e hitaben yazılmış olup dürüstlük, çalışma, adalet gibi erdemleri, ayrıca geçimlik çiftçinin hayatına dair pratik tavsiyeleri içerir. Ayrıca insanlık tarihini “Altın Çağ”, “Gümüş Çağ”, “Bronz Çağ”, “Kahramanlık Çağı” ve “Demir Çağı” biçiminde yorumlayarak ahlaki ve kozmik bir perspektif sunar.

Hesiodos’un önemi, mitolojik gelenekleri sistemli bir şekilde aktarma çabasında ortaya çıkar. Tanrıların soylarını, insanların çağlarını, ahlaki normları şiirsel bir biçimde düzenleyerek, Yunan kültürünün tanrı-insan ilişkisini, evrenin düzenini ve toplumun işleyişini anlamasında temel bir zemin hazırlamıştır. Eserlerinde görülen sade dil, kırsal gerçekçilik ve erdem vurgusu, dönemin aristokratik kahramanlık şiirlerinden farklı bir bakış sunar. Böylece Hesiodos, yalnızca bir mit anlatıcısı değil; aynı zamanda toplumsal ahlakın, günlük yaşamın ve bireysel sorumluluğun da bir sesidir.

Kaynaklar

Britannica. Hesiod.

Wikipedia. Hesiod.

World History Encyclopedia. Hesiodos.

7 Eylül 2025 Pazar

Peloponnesos Savaşları


Atina ve Sparta arasındaki savaşı gösteren temsili bir illüstrasyon.

Antik Yunan tarihi, yoğun siyasi çekişmeler ve savaşlarla şekillenmiştir. Bu çatışmaların en önemli örneklerinden biri, M.Ö. 431–404 yılları arasında yaşanan Peloponnesos Savaşlarıdır. Bu savaşla ilgili en detaylı ve önemli eserlerden biri, çağdaşı olan tarihçi Thukydides'in eseridir. Atina ile Sparta ve müttefikleri arasında geçen bu savaş, sadece askeri bir mücadele değil, aynı zamanda iki farklı siyasal sistemin ve stratejinin çatışması olarak da öne çıkar.

Savaşın Nedenleri

Savaşın temel nedeni, Atina'nın donanma gücüyle ekonomik ve siyasal nüfuzunu artırmasının Sparta ve müttefiklerinde endişe yaratmasıdır. 

Savaşın kıvılcımları özellikle Korinthos’un kolonileri üzerinden alevlendi. Bir Korinthos kolonisi olan Korkyra (modern Korfu), bağımsızlığını korumak istiyordu. Atina’nın desteğini alması, Korinthos ile Atina’yı karşı karşıya getirdi (M.Ö. 433).

Benzer bir gerilim Potidaia’da yaşandı. Potidaia, Atina’nın Delos Deniz Birliği’ne üye olmasına rağmen, kolonisi olduğu Korinthos ile bağlarını sürdürüyordu. Atina bu bağı koparma talebi reddedilince Potidaia'yı kuşattı (M.Ö. 432). 

Aynı yıl, Atina Sparta müttefiki Megara'yı ekonomik olarak zayıflatmak için Megara Kararnamesi'ni çıkardı. Bu karar, Megara'nın hem Attika limanlarında hem de Atina pazarlarında ticaret yapmasını yasakladı. Bu ambargo Megara ekonomisini zor duruma soktu. Sparta ise bunu düşmanca bir hareket olarak algıladı. Diplomatik girişimler sonuçsuz kalınca savaş kaçınılmaz hâle geldi.

Savaşın ilk Evresi (M.Ö. 431–421) ve Nikias Barışı

Savaşın ilk evresinde iki taraf farklı stratejiler benimsedi. Sparta kralı Arkhidamos, güçlü kara ordusuna güvenerek her bahar Attika’ya giriyor, ekinleri ve köyleri yakarak Atina’yı yıpratmayı ve sonunda kara savaşında yenerek kenti teslim almayı planlıyordu. Atina ise Perikles’in öngördüğü şekilde surların korumasına çekildi; kırsalı kaybetmeyi göze alarak donanmasına yaslanıyor, Peloponnesos kıyılarına deniz akınları düzenleyerek düşmanı ekonomik ve moral açıdan sarsmaya çalışıyordu.

Kapalı şehirde nüfusun artmasıyla veba salgını patlak verdi. Binlerce kişiyle birlikte Perikles de hayatını kaybetti. Buna rağmen Atina, donanmasının sağladığı üstünlüğü kullanarak Pylos yakınlarında gerçekleşen Sphakteria Savaşı’nda (M.Ö. 425) Spartalıları ağır bir yenilgiye uğrattı.

O dönem savaşa Atina tarafında komutan (strategos) olarak katılan Thukydides, Sparta generali Brasidas’ın Amphipolis’i ele geçirmesini engelleyememesi sebebiyle 20 yıllığına sürgüne gönderildi. Sürgün sırasında gözlemlediği olayları ve savaşları kayda geçirerek meşhur eseri Peloponnesos Savaşları Tarihi’ni yazmaya başladı. Aynı çatışmada Atinalı Kleon da Amphipolis’i geri almak için sefere çıktı ve kuşatmada Brasidas ile çatışırken her iki komutan da öldü.

Her iki taraf da ağır kayıplar yaşamıştı. Atina, savaşın uzaması ve uğradığı askeri başarısızlıklar nedeniyle stratejik üstünlüğünü yitirirken; Sparta ise uzun süren seferlerin yarattığı ekonomik zorluklar ve ordusunun kentten uzak olması nedeniyle olası bir Helot ayaklanmasından çekindiği için savaşı sürdürmenin riskli olduğuna karar verdi. Böylece Nikias Barışı (M.Ö. 421) imzalandı; bu barış, kalıcı bir çözüm değil, iki tarafın da zaman kazanma girişimiydi.

Savaş Yeniden Alevleniyor: Melos Kuşatması

Nikias Barışı kısa ömürlü oldu. Atina, Ege’deki hâkimiyetini pekiştirmek ve Delos Deniz Birliği’ne bağlı olmayan adaları kendi kontrolü altına almak amacıyla Melos adasına öncelikle teslim olmasını ve birliğe katılmasını teklif etti. Melos bu teklifi reddetti ve tarafsız kalmayı sürdürdü. Bunun üzerine Atina adayı kuşattı.

Atina’nın güçlü donanması ve stratejik baskısı karşısında ada teslim oldu (M.Ö. 416). Kuşatma sonucunda erkekler öldürüldü, kadın ve çocuklar köleleştirildi. Melos’un işgali, Atina’nın saldırgan politikasının ve Delos Deniz Birliği üzerindeki baskısının simgesi olarak tarih sahnesinde yer aldı.

Sicilya Seferi ve Atina’nın Büyük Felaketi (M.Ö. 415–413)

Sicilya’yı ele geçirme fikri, Atina içinde güçlü ve agresif kanadın stratejik önerisi olarak ortaya çıktı. Bu planın en ateşli savunucusu genç ve ihtiraslı siyasetçi Alkibiades idi. Amaç, Batı Akdeniz’de üs oluşturmak, Sicilya’daki kaynaklara hâkim olmak ve Sparta ile müttefiklerinin batı ticaretine engel olmaktı.

Ancak sefere çıkılacağı sırada Atina’da Hermes heykellerinin tahrip edilmesi hadisesi nedeniyle suçlandığı için kaçıp Sparta'ya sığındı. Sparta’ya verdiği bilgiler, seferin trajedisini hazırladı. Komutan Nikias ise bu seferde isteksizdi ve kararsızlığı ordunun moralini ciddi şekilde sarstı. Syrakusai önlerinde Atina ordusu büyük bir yenilgiye uğradı; sefer tam bir felaketle sonuçlandı.

Son Evre (M.Ö. 413–404): Lysandros ve Atina’nın Düşüşü

Sicilya bozgunundan sonra Sparta, Pers desteğiyle güçlü bir donanma kurdu. Bu donanmanın komutanlığına Lysandros getirildi. Atina içeride darbelerle sarsılırken, Sparta stratejik üstünlüğe ulaştı.

Deniz muharebeleri:

  • Kynossema (M.Ö. 411) ve Kyzikos (M.Ö. 410), Atina’ya geçici moral verdi.

  • Notion (M.Ö. 406) yenilgisiyle üstünlük tekrar Sparta’ya geçti.

  • Arginusai Zaferi (M.Ö. 406), Atinalılara umut verdi ama iç krizler moral yıkımına yol açtı.

  • Aigospotamoi (M.Ö. 405), Lysandros’un kesin zaferi oldu; Atina donanması yok edildi ve şehir teslim oldu.

M.Ö. 404'te Atina, Sparta’ya teslim olmak zorunda kaldı; surları yıkıldı, donanması dağıtıldı. Peloponnesos Savaşları böylece sona erdi.

Sonuç ve Önemi

Peloponnesos Savaşları, Sparta’nın zaferiyle sonuçlandı; ancak bu zafer kalıcı bir istikrar getirmedi. Atina büyük kayıplar vermiş, ekonomik ve siyasi olarak zayıflamıştı. Sparta hegemon konuma yükselse de bu durum kısa sürdü.

Savaşın önemi, sadece siyasi sonuçlarında değil, Antik Yunan dünyasının toplumsal ve kültürel yapısına etkisinde de görülür. Demokrasi ile oligarşi arasındaki ideolojik çatışma, uzun süren savaşın toplumlar üzerindeki yıpratıcı etkisi ve Yunan şehir devletlerinin zayıflaması, ilerleyen dönemde Makedonya’nın yükselişine zemin hazırlamıştır.

Okuma Önerileri

Kaya, M. (2022). Ege ve Eski Yunan Tarihi II: Klasik ve Hellenistik Çağlar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Ksenophon. (1999). Yunan Tarihi (Hellenika) (Prof. Dr. S. Sinanoğlu, Çev.). Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan: Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Pomeroy, S. B., Burstein, S. M., Donlan, W., Roberts, J. T., & Tandy, D. W. (2020), Antik Yunan’ın Kısa Tarihi: Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

Rhodes, P. J. (2019). Antik Yunan'ın Kısa Tarihi (C. Atay, Çev.). İletişim Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

Thukydides (2017). Peloponnesos Savaşları (F. Akderin, Çev.). Belge Yayınları.

2 Eylül 2025 Salı

Thukydides


Thukydides Heykeli, fotoğraf: Gerd Eichmann, Avusturya Parlamentosu, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

M.Ö. 460 civarında doğan Thukydides, Antik Yunan tarihçiliğinin en önemli figürlerinden biridir. Atinalı bir general ve tarihçi olan Thukydides, en çok ünlü eseri Peloponnesos Savaşı Tarihi ile bilinir. Bu eser, M.Ö. 431-404 yılları arasında Atina ve Sparta’nın önderliğinde, birçok Yunan şehir devletinin katıldığı savaşın detaylarını aktarır ve tarih yazımında nesnel bir yaklaşımın ilk örneklerinden biridir. 

Hayatı ve Askeri Kariyeri

Thukydides, Atina’da zengin bir ailede doğmuş ve iyi bir eğitim almıştır. Genç yaşta askeri kariyere yönelmiş ve M.Ö. 424 yılında Amphipolis Seferi sırasında Atina’nın komutanlarından biri olmuştur. Ancak Sparta komutanı Brasidas’ın Amphipolis’i ele geçirmesiyle sefer başarısız olmuş ve Thukydides, Atina tarafından 20 yıl süreyle sürgüne gönderilmiştir. Bu sürgün dönemi, ona savaşın tarafsız bir gözlemcisi olarak izlenimlerini kaydetme fırsatı sağlamıştır.

Eseri: Peloponnesos Savaşı Tarihi

Thukydides’in tek bilinen eseri, Peloponnesos Savaşı Tarihi'dir. Eser, toplam 8 kitaptan oluşur ve savaşın M.Ö. 431'den M.Ö. 411'e kadarki bölümünü kapsar. Thukydides, olayları tarafsız ve analitik bir bakış açısıyla sunar; insan doğasının savaşlardaki rolünü, güç mücadelesinin toplumlar üzerindeki etkilerini ve devletlerin stratejik kararlarını ayrıntılı şekilde inceler. Olayların gerçek nedenlerini araştırır; tanrılar ve doğaüstü açıklamalara yer vermez.

Tarih Yazımındaki Yeri

Thukydides, tarih yazımında nesnel ve eleştirel yaklaşımın öncüsü olarak kabul edilir. Ona göre tarih, sadece olayların kronolojik sırasını aktarmak değil, aynı zamanda nedenlerini ve sonuçlarını analiz etmek için bir araçtır. Amacı olayların gerçek nedenlerini ortaya koyarak geleceğe ışık tutmaktır. Bu metodoloji, sonraki tarihçiler için bir model olmuş ve tarih yazımının bilimsel bir disiplin olarak gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.

Sonuç

Thukydides, hem bir tarihçi hem de bir askeri lider olarak Antik Yunan’ın önemli figürlerinden biridir. Peloponnesos Savaşı Tarihi, yalnızca bir savaş anlatısı değil, aynı zamanda insan doğası ve toplumların güç ilişkileri üzerine derin bir analiz sunar. Günümüzde uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi alanlarında da Thukydides’in görüşleri hâlâ referans alınmaktadır.

Kaynaklar

Britannica. Thucydides.

Wikipedia. Thucydides.

World History Encyclopedia. Thucydides.

16 Ağustos 2025 Cumartesi

Herodotos


Herodotos’un mermer büstü, Roma kopyası, fotoğraf: Marie-Lan Nguyen, 2009, Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain).

Herodotos, MÖ 484 yılında Halikarnassos şehrinde (günümüz Bodrum) doğmuş ve MÖ 425 civarında ölmüştür. Romalı hatip Cicero tarafından “Tarihin Babası” (pater historiae) olarak anılan Herodotos, tarihe dair ilk kapsamlı yazılı eserlerden birini kaleme almıştır. Onun tarih anlayışı, yalnızca olayların kronolojik sıralamasını vermekle kalmaz; bu olayların meydana geldiği coğrafya, kültür ve toplumsal yapıyı da detaylı bir şekilde aktarır. Böylece, tarih yazımında insanı merkeze alan ve anlatısal bir yaklaşımı benimseyen ilk isimlerden biri olmuştur.

Herodotos hayatı boyunca merak ve araştırma isteğiyle birçok yolculuk yapmış, Mısır'dan Mezopotamya'ya, Anadolu'dan Karadeniz kıyılarına kadar pek çok bölgeyi gezmiştir. Gezip gözlemledikleri ve topladığı bilgiler, onun eserinin içeriğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Dokuz kitaptan oluşan ünlü eseri Tarihler (Yunanca: Ἱστορίαι), başta Yunan-Pers Savaşları olmak üzere dönemin siyasi ve askeri gelişmelerini ele alır. Ancak eser yalnızca savaşların anlatımıyla sınırlı değildir; Pers İmparatorluğu’nun yükselişi, Lidya ve Mısır gibi uygarlıkların kültürel yapıları, coğrafi özellikleri ve halklarının yaşam biçimleri hakkında da geniş bilgiler içerir. Herodotos, farklı kültürlerin geleneklerini ve inançlarını aktarmasıyla eserine etnografik bir derinlik kazandırmıştır.

Herodotos’un tarih yaklaşımı, modern standartlara göre farklıdır. Olayları aktarırken kendi gözlemlerinin yanı sıra tanıkların anlatılarına ve halk efsanelerine de yer verir. Bu durum, anlatısını zenginleştirirken doğruluk açısından bazı eleştiriler almasına yol açmıştır; özellikle efsanelere ve doğrulanmamış söylentilere dayalı anlatımları eleştirilmiştir. Yine de arkeolojik ve tarihsel buluntular, onun bazı anlatımlarını doğrulamıştır. Örneğin Mısır’daki piramitler ve Pers İmparatorluğu’ndaki gelişmiş posta sistemi hakkındaki betimlemeleri, modern bulgularla uyum göstermektedir.

Günümüzde Herodotos'un eseri, sadece tarihçiler için değil; sosyologlar, arkeologlar ve kültürel antropologlar için de değerli bir kaynaktır. Antik dünyanın kültürel çeşitliliğini anlamak, toplumların davranış biçimlerini ve inanç sistemlerini keşfetmek isteyen herkes için eşsiz bir başvuru niteliği taşır. Herodotos, insanı merkeze alan tarih anlatımıyla, yazıldığı günden bu yana okurları etkilemeye devam etmektedir.

Kaynaklar

Britannica. Herodotus | Biography, Histories, & Facts. https://www.britannica.com/biography/Herodotus-Greek-historian

Wikipedia. Herodotus. https://en.wikipedia.org/wiki/Herodotus

World History Encyclopedia. Herodotus. https://www.worldhistory.org/herodotus/

15 Nisan 2024 Pazartesi

I. Delos Birliği


Delos Adası, Carl Anton Joseph Rottmann, 1847.

MÖ 490 - 479 yılları arasındaki savaşlar neticesinde Yunanlar, Perslere boyun eğmeyeceklerini göstermişlerdi. Perslere karşı alınan zaferler onların yenilmez olmadıklarını kanıtlıyordu. Fakat Yunanlar Perslerin yeni bir sefere girişmelerinden çekiniyorlardı. Bu nedenle adaletli olması ve dürüstlüğüyle tanınan Atinalı Aristeides'in de teşvikiyle aralarında bir birlik oluşturmaya karar verdiler. Perslerle yapılan savaşlarda gösterilen işbirliği böyle bir birliğin kurulabileceğini daha evvelden göstermişti. Neticede MÖ 478/477 yılında Delos Birliği kurulmuş oldu. Birliğin önderi Pers savaşlarında gösterdiği üstün başarı sayesinde Atina, birliğin merkezi ise tanrı Apollon ve Artemis'in doğduğuna inanılan ve her ikisinin de tapınağının bulunduğu kutsal kabul edilen Delos Adası oldu. Birlik bu sebeple modern tarihçiler tarafından Delos Birliği olarak adlandırıldı. Bunun yanı sıra Attika-Delos Birliği ve Delos Konfederasyonu gibi adlandırmalar da mevcuttur. Ancak tüm bunların modern adlandırmalar olduklarını unutmamak gerekir.

Delos Birliği'nin üye sayısı başta 150 iken bu sayı daha sonra 300'e ulaştı. Birliğin ihtiyaçlarının finanse edilebilmesi için birliğe dahil olan kentler güçleri oranında ve yıllık olarak vergi (phoros) vermekle yükümlüydüler. Bu vergi para olarak alınabildiği gibi gemi ve asker olarak da temin edilebiliyordu. Birliğin hazinesi Atinalı 10 tahsildarın (hellenotamiai) denetimindeydi. Üye kentlerce birlik hazinesine ödenen yıllık toplam vergi miktarı 460 talantondu. Vergi veren kentlerin isimleri ve ödedikleri miktarı gösteren listeler Atina akropolis'indeki mermer steller üzerine kazınıyordu. Bu listelerden parçalar günümüze ulaşmıştır. Birliğin hazinesi MÖ 454 yılına kadar birliğin merkezi Delos'ta kaldıysa da bu tarihten sonra Atina'ya taşınmıştır. 

Atina önderliğindeki Delos Birliği Batı Anadolu'nun kıyılarındaki kentlerle ada kentlerinden oluşuyordu. Birlikte kararlar çoğunluğun oylarına göre alınıyordu. Üyelerin bir oyu bir de veto hakkı vardı. Kentlerin birliğe dahil olmaları özgürlüklerini kısıtlamıyor, aksine garanti ediyordu. Birliğin dostları ve düşmanları ortaktı. Birinin dostu hepsinin dostu, birinin düşmanı hepsinin düşmanı olacaktı. 

Delos Birliği'nin Askeri Faaliyetleri

Delos Birliği'nin kurulduğu ilk yıllardaki komutanı Miltiades'in oğlu Atinalı Kimon'du. Birliğin öncelikli hedefi ticari bakımdan önemli olan Ege'nin kuzey kıyıları, Boğazlar bölgesi ve Karadeniz'in batı kıyılarını denetim altına almaktı. Bu bölgelerin denetim altına alınması Atina'nın ihtiyacı olan tahılın Karadeniz'in kuzeyinden temin edilmesini sağlamasının yanında Perslerin Avrupa'yla olan ilişkisinin kesilmesini de sağladı. Trakya bölgesinin denetimi Moroneia ve Abdera kentlerinin Delos Birliği üyesi yapılması ve Pers garnizon kalelerinin fethedilmesiyle sağlandı. Kimon Trakya'daki başarısıyla Makedonya-Pers ittifakını bitirecek koşulları meydana getirmiş oldu. MÖ 475 yılında ise Kuzey Ege'deki Skyros Adası'nı ele geçirerek burayı korsanlardan temizledi.

Kimon yerlilerin şiddetli direnişi sebebiyle Trakya'nın iç kesimlerinde etkili olamadı. Buna rağmen Kuzey Ege, Boğazlar bölgesi, Khersonesos (Gelibolu Yarımadası) ve Trakya'nın kıyı bölgeleri Kimon tarafından Atina adına fethedildi. Trakya'nın ele geçirilen kısmındaki maden zenginliği Atinalıların denetimine girdi. Boğazlar bölgesindeki kentlerin hepsi (Byzantion hariç) ele geçirilip birliğin üyesi yapıldı. Birliğe katılımda artışın olması Atina için daha fazla gelir ve savaş gücü demekti ve bu sebeple önemliydi. Delos Birliği'nin yeni hedefi Anadolu'nun Ege Denizi'yle Akdeniz'e kıyısı bulunan bölgelerindeki Pers hakimiyetini sonlandırmaktı. Bu nedenle Kimon Karia'dan Pamphylia'ya kadar olan bölge için sefere çıktı. Karia ve Likya savaş yapmaksızın denetim altına alındıktan sonra Kimon 200 gemilik bir donanmayla Pamphylia'daki Pers hakimiyetini sonlandırmak için Phaselis'e ulaştı. Burada kent limanını kendisine kapayan Phaselislilere karşı güç kullanmak zorunda kaldı. Fakat kuvvetleri arasında yer alan Khiosluların arabuluculuk etmeleri sayesinde Phaselis'teki ablukayı sona erdirdi. Kuşatmayı kaldırmasının asıl nedeni Phaselislilerin Kimon'un kestiği para cezasını ödemeleri ve sefere asker vermeleriydi.

Kimon Phaselis'ten sonra Eurymedon'a (Köprüçay) geldi ve burada nehrin ağzında yapılan deniz savaşında (MÖ 467/6) Pers donanmasını yendi. Ardından Eurymedon Çayı ağzında bekleyen Pers ordusuna saldırarak ikinci zaferini elde etti. Kimon bu iki zaferin neticesinde İonia'dan Pamphylia'ya kadar bugünkü Türkiye'nin kıyı bölgelerini Delos Birliği'nin sınırlarına dahil etmiş oldu. MÖ 464'te Sparta'da Messenialı heilot ve periokoslar isyan etmişti ve Sparta bu isyanı bastırmakta zorlanıyordu. Bu sebeple Atina'dan yardım istendi ve bu isteğin kabul edilmesi fikri, Sparta ile iyi ilişkiler kurma taraftarı olan Kimon tarafından desteklendi. Kimon Atinalıları bu konuda ikna etti ve Atinalı hoplitesler Sparta'ya gönderildi. Fakat Spartalılar yardım için gelen Atinalı birlikleri geri gönderdiler. Bu durum Atina'da öfkeyle karşılandı ve bir tür aşağılama olarak görüldü. Ardından Spartalılara destek verilmesi fikrini savunan Kimon suçlu bulundu ve MÖ 461 yılında ostrakismos ile sürgün edildi. Aynı yıl siyasette Kimon'un yokluğunda oluşan boşluğu Ksanthippos ile Agariste'nin oğlu ve demokratların lideri Perikles doldurmaya başladı. 

Perikles döneminde (MÖ 461 - 429) birliğin yaptığı en önemli sefer MÖ 454'deki Mısır seferiydi. Perikles Atinalıları hem Kıbrıs'a hem de Mısır'a kuvvet yollamaya ikna etti. Kıbrıs'ta Perslere bağlı Fenike donanmasının etkisizleştirilmesi hedeflenirken, Mısır'da da kral I. Artakserkses'e (MÖ 465 - 424) karşı ayaklananlar desteklenecekti. Ancak Mısır seferi felaketle sonuçlandı ve Atinalılar yenildiler. Sonuçta Kıbrıs Adası da Perslere terk edildi. Perslerin Delos Adası'na saldıracağından korkan Perikles adada bulunan birliğin hazinesini Atina'ya taşıdı. Ancak Atina'da yaşanan hezimetin sorumlusu olarak görüldü ve ostrakismos ile sürgün edildi. Daha sonra Kimon geri çağrılarak strategos (komutan) seçildi (MÖ 451). Kimon 1 yıl sonra Mısır'daki yenilginin öcünü almak üzere Kıbrıs seferine çıktı ve ordusunun bir kısmını da Mısır'da patlak veren isyanı desteklemek için gönderdi. Fakat Kıbrıs'ta Kition kentini kuşattığı sırada hastalanarak öldü (MÖ 450). Bunun üzerine Perikles, Pers kralı I. Artakserkses ile barış yapmak zorunda kaldı. MÖ 449 yılında taraflar arasında Kallias Barışı yapıldı. Buna göre Batı Anadolu'daki kentler Perslere karşı bağımsızlıklarını ilan ettiler ve Ege Denizi Pers donanmasına kapandı.

Birlikteki İsyanlar

Delos Birliği esasen Pers tehlikesine karşı kurulmuştu. Ancak Atina'nın kendisini diğer üyelerden üstün tutması ve onlara bağımlı devlet gibi davranması bazı birlik üyelerini rahatsız etti. Bu rahatsızlığını isyana dönüştürüp birlikten ayrılmak isteyen ilk kent MÖ 470'lerin ortasında Naksos (Nakşa) Adası oldu. Birlikten ayrılmak isteyen ikinci kent ise Thasos (Taşöz)'dü (MÖ 465). Fakat her iki kent de Atina tarafından zorla birlikte tutuldular. Buna ek olarak her ikisi de para cezasına çarptırıldı ve donanmaları ellerinden alındı. 

Atina'da Perikles'in iktidarda olduğu dönemde Atina'nın müttefikler üzerindeki baskın tutumu artarak sürdü. Bu dönemde birlik içerisinde cezalandırılan bir başka kent ise Samos (Sisam) Adası oldu. Nedeni Samos'un Atina'nın uyarılarına rağmen Miletos'a savaş ilan ederek isyancı durumuna düşmesiydi (MÖ 441/440). Samoslular direnç gösterseler de nihayetinde Atinalılara yenildiler. Kentlerinin surları yıkıldı ve donanmaları ellerinden alındı. Ayrıca Atina'ya ağır bir para cezası ödemek zorunda kaldılar. Bu sırada Samos'un isyanına destek olan Byzantion da es geçilmeyerek Perikles tarafından ele geçirildi ve Atina'ya bağımlı hale getirildi. Bu şekilde Lesbos (Midilli) ve Khios (Sakız Adası) dışındaki bütün üye kentlerin bu tür zorlamalarla bağımsızlıkları sona ermiş oldu.

Delos Birliği'nin Atina Deniz İmparatorluğu'na Dönüşmesi ve Yıkılışı

Perikles Delos Birliği'ni Atina deniz imparatorluğuna dönüştüren siyasetin uygulayıcısıydı. Bu siyasetin resmen kabulü Delos Adası'ndaki Apollon ve Artemision tapınaklarında muhafaza edilen birlik hazinesinin MÖ 454'te Atina'ya taşınmasından sonra mümkün oldu. Ayrıca Atinalıların Perslerle yaptıkları Kallias Barışı (MÖ 449) ve Birinci Peloponnessos Savaşı'nı (MÖ 461 - 446) sona erdiren 30 yıl barışı Atina'nın birliği ihtiyaçları doğrultusunda kullanabilmesine izin veriyordu. Atinalılar birlikten ayrılmak isteyen kentlere kolayca isyancı muamelesi yapıyor, gerekli gördüğü kentlere garnizon yerleştirerek, bu yerleşimlerde özellikle topraksız yurttaşları için klerukhia denilen koloniler kuruyorlardı. Buna Karadeniz kıyısındaki Sinope'de (Sinop) Perikles'in gönderdiği 600 Atina vatandaşı için kurulan klerukhia örnek verilebilir. Bir başka örnek ise yine Perikles tarafından gönderilen ve Khersonesos'a yerleşen koloni kafilesidir.

Perikles birlik üyesi müttefiklerinin kaderini tayin edecek siyasi kararları onlara danışmadan alıyordu. MÖ 454'te Atina'ya taşınan birlik hazinesinin müttefikler tarafından denetlenmesini MÖ 443'te yasakladı. Ortak hazineden Atina kenti için yaptığı harcamalarda hiçbir müttefiğe hesap vermedi. Müttefiklerin gümüş sikke basmalarını yasakladı. Yalnızca Atina'nın ağırlık ve ölçü birimlerini kullanmaları için onlara baskı yaptı. Amacı birlik dahilinde yalnızca Atina tetradrahmilerinin kullanılmasını sağlamaktı. Perikles zamanında müttefikler arasında çıkabilecek anlaşmazlıklar için Atina halk mahkemeleri yetkili kılındı. Bu davalara bakan jüriler için her baktıkları dava başına 2 obolos ödendi. Bu şekilde Perikles Atinalılar için yeni bir gelir kapısı oluşturmuş oldu. Perikles müttefiklerinin tarafını tutan muhaliflerini sindirmek için ostrakismos'u kullandı ve bu şekilde onların sürgün edilmelerine yol açtı. Ostrakismos ile sürgün edilen muhaliflerden şüphesiz en ünlüsü tarihçi Thukydides'tir.

Perikles'in iktidarıyla birlik üyelerinin neredeyse tümü tebaa muamelesi gördü. Fakat Atina'nın kurmuş olduğu bu hegemonya uzun süreli olmadı ve Peloponnessos Savaşları (MÖ 431 - 404) sonunda yıkıldı. MÖ 478 - MÖ 404 yılları arasında aktif olan bu birlik I. Delos Birliği olarak anılmaktadır. Çünkü birincisinin kuruluşundan bir asır sonra yine Atina önderliğinde yeni bir birlik daha kurulmuştur. Bu birlik ise Perslerin aksine Spartalılara karşı kurulmuştu. Ancak Atina her ne kadar birincisinde olduğu gibi diğer üyeler üzerinde bir hegemonya kurmaya çalışmasa da zamanla güçlenmeye başlamasının bazı üyeleri rahatsız etmesi ve birlik içerisindeki iç savaş (MÖ 357-355) nedeniyle II. Deniz Birliği çok fazla etkili olamadı ve neticede dağıldı.

Kaynaklar

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Kaya, M. (2022). Ege ve Eski Yunan Tarihi II: Klasik ve Hellenistik Çağlar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

2 Ağustos 2023 Çarşamba

Ostrakismos


Üzerlerine isimler kazınmış çanak çömlek (ostrakon) parçaları.

Ostrakismos (Çanak Çömlek Mahkemesi), MÖ 5. yüzyıl Atina'sında gerçekleştirilen bir uygulamanın ismidir. Amacı bir oylama neticesinde yeterli çoğunluğa ulaşılmasının ardından tiranlığa heveslenen kişileri sürgün etmek ve bu sayede demokrasinin varlığını sürdürmekti. Sürgün 10 yıl sürüyordu ve bu sürenin sonunda sürgüne yollanan kişi canına, mallarına veya vatandaşlığına bir zarar gelmeden Atina'ya dönebiliyordu.

Oylama işlemi 500 kişiden oluşan Boule meclisi ve en yüksek idari yetkili olan 9 arkhonun gözetiminde yapılıyordu. Oy verme gizlilik usulüne dayalıydı, oy verenlerin kimliği gizli kalıyordu. Yurttaşlar tiran olmaya niyeti olduğunu düşündükleri kişilerin isimlerini ostrakon (çoğ. ostraka) denilen çanak çömlek parçaları üzerine kazıyarak yazıyorlardı. Daha sonra phylai denilen görevliler oyları topluyor, kimsenin birden fazla oy kullanmasına izin verilmiyordu. Bir kişinin ostrakismos sonucu sürgün edilebilmesi için 6 bin oy yeterliydi. Sürgün kararı kesinleşen kişinin kısa bir süre içerisinde Attika topraklarını terk etmesi gerekiyordu.

Ostrakismos mahkemesi Kleisthenes reformlarıyla gelen yeniliklerden biridir (MÖ 508/507). Ancak bu mahkeme sonucu sürgüne gönderilen ilk kişi bu reformlardan 20 yıl sonra (MÖ 487) Kharmos'un oğlu ve eski tiran Hippias'ın bir akrabası olan Hipparkhos isminde birisiydi. Bu durum da ostrakismos uygulamasının Kleisthenes'ten daha sonra başlamış olabileceği konusunda bazı araştırmacıları düşündürmektedir. Ancak Hipparkhos olayı ilk ostrakismos uygulaması değil, ilk başarıya ulaşan, yani sonucunda sürgünün gerçekleştiği ilk ostrakismos oylamasıdır. Dolayısıyla burada asıl dikkat edilmesi gereken konu sürgünün gerçekleşmesi için 6 bin yurttaşın oyunun gerektiğidir. Bu durum ise yukarıda bahsedildiği üzere ilk olarak MÖ 487 yılında yaşanmıştır. Ostrakismos sonucu sürgüne gönderildiği bilinen son Atinalı ise Hyperbolos'tur (MÖ 417). Sonrasında uygulama MÖ 4. yüzyıla kadar sürse de başka hadise görülmemiştir.

Ostrakismos uygulaması eski Atina'nın siyasi tarihi için önemlidir. Zira bu mahkeme neticesinde Themistokles, Kimon ve Alkibiades gibi birçok önemli isim Atina'dan sürgün edilmiştir. Atina Agorası ve Keraimakos kazılarında çok sayıda ostrakon bulunmuştur.

Kaynaklar

Hornblower, S., & Spawforth, A. (1999). The Oxford classical dictionary. Oxford University Press.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür (çev. Oğuz Yarlıgaş). Alfa Yayınları.

Sacks, D. (1995). Encyclopedia of the Ancient Greek World. Facts On File.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

1 Temmuz 2023 Cumartesi

Kleisthenes Reformları


Kleisthenes büstü, görsel kaynağı: http://www.ohiochannel.org/

Ünlü Atinalı üç reformcudan biri olan (diğerleri Drakon ve Solon) Kleisthenes kentin tanınmış ailelerinden Alkmaionidailere mensuptu. Babası Megakles, annesi ise Sikyon tiranı Kleisthenes'in kızı Agariste'ydi. Kleisthenes adını anne tarafından dedesi olan bu tirandan almıştır. 

Kleisthenes MÖ 525 yılında Hippias'ın tiranlığı zamanında arkhon seçilmişti fakat daha sonra o ve mensubu olduğu aile Hippias tarafından lanetli oldukları gerekçesiyle (MÖ 632'deki Kylon'un darbe girişiminde Athena Tapınağı'na yani kutsala sığınan destekçilerinin Alkmaionidai ailesinden arkhon Megakles'in emriyle öldürülmeleri nedeniyle bu ailenin fertleri lanetlenip sürgün edildiler.) Atina'dan sürüldüler. Kleisthenes, Tiran Hippias'ın Delphoi kehanet merkezinin onayı ve Spartalıların desteğiyle Atina'dan kovulmasının (MÖ 510) ardından oluşan iktidar boşluğunda, başka seçkin bir ailenin mensubu İsagoras ile Atina siyasetinde ön plana çıkmıştır.

Kleisthenes kendisi de bir aristokrat olmasına karşın İsagoras'ın liderliğindeki oligarşi yanlısı harekete karşı olarak demokratların tarafında yer aldı. MÖ 508 yılında arkhon seçilen İsagoras Atina'da oligarşik düzeni yerleştirmek adına Sparta kralı Kleomenes'in desteğini aldı. Fakat bu hareket Atinalıların tepkisini çekti, zira Spartalıların iç işlerine karışmalarını istemiyorlardı. Hippias'ın devrilmesinde Spartalıların desteğini almışlardı ve sürekli onlardan yardım istenilmesinin Atina'yı Sparta'ya bağımlı hale getirebileceğinden endişe ettiler. Neticede Sparta kralı Kleomenes ve İsagoras Atina akropolisinde kuşatıldı. Ardından Spartalılar kentten kovuldu ve bu şekilde İsagoras'ın planı başarısız oldu. Tüm bu yaşananlar demokrasi yanlısı Kleisthenes'in önünde artık hiçbir engel kalmadığını gösteriyordu.

Reformları

Kleisthenes, rakibi İsagoras'ın devrilmesinden sonra reformlarını yayınlamak için uygun ortamı bulmuştu. Reformlarının başlıca amacı aristokrat tabakaya mensup biri olarak desteğini almaya çalıştığı halkın yönetime katılımını sağlamak ve aile bağlarına dayalı toplumsal düzeni sona erdirerek oligarşinin gücünü kırmaktı. Bu yeni düzende yurttaşlar babalarının değil, bulundukları demos'un adını almaya başladılar.

Kleisthenes 4 olan phyle (kabile) sayısını 10'a yükseltti. Attika'yı kent (asty), iç bölge (mesogeia) ve kıyı (paralia) olmak üzere üç bölgeye ayırdı. Bunların ilkinde tüccarlar ve zanaatkarlar, ikincisinde çiftçiler, üçüncüsünde ise denizciler ve balıkçılar yer alıyordu. Bu bölgeler de kendi içlerinde "üçte bir" (trittys) anlamına gelen on bölüme ayrıldı. Bu düzende her bir phyle de 30 trittys; her bir trittys'te de çok sayıda demos yer alıyordu. 18 yaşın üzerindeki erkeklerin bu demoslarda kayıtları tutuldu ve demos'a kaydın yapılması kişinin vatandaşlığının onaylandığını gösteriyordu. 

Bu yeni on kabile Solon zamanında oluşturulan kurumlardan biri olan boule'deki sayıyı artırdı. Önceden 400 olan boule üyelerinin sayısı her kabileden 50 kişi olmak kaydıyla 500'e çıkmış oldu. Aynı şekilde ordu da yeni sisteme göre düzenlendi. Her kabile kendi strategos'unu (komutan) seçebiliyordu. Strategoslar 1 yıllık görev süreleri olan arkhonların aksine ardarda göreve gelebiliyorlardı. Bu nedenle on strategosun oluşturduğu kurul zamanla Atina'daki en itibarlı yönetim organı haline geldi.

Kleisthenes'in meydana getirdiği en önemli yeniliklerden birisi de ostrakismos (çanak çömlek) mahkemesiydi. Bu yeniliğin sebebi tiran olmaya heveslenen kişilere engel olmaktı. Bu niyette olan veya olduğu düşünülen kişilerin isimleri yurttaşlar tarafından ostrakon denilen çanak çömlek parçaları üzerine yazılıyor ve suçlu bulunan kişiler mallarına dokunulmaksızın 10 yıllığına Atina dışına sürülüyorlardı. Bir kimsenin bu şekilde sürgün edilebilmesi için 6 bin oy yeterliydi.

Kleisthenes reformlarıyla halkın yönetimde etkin bir biçimde yer almasını sağlamıştı. Bu şekilde Atina'da demokratia'nın ("demokrasi" yani "halkın egemenliği") gerçek kurucusu olarak kabul edilmiştir. Tabi bu demokrasi bugünkü bildiğimiz demokrasi değildir. Zira burada bahsi geçen demokrasinin gerçekte kölelerin ve kadınların tamamen yok sayıldığı, yalnızca özgür erkeklerin yurttaş olarak kabul edildiği bir düzeni içerdiğini unutmamak gerekir. Ancak tiranlara ve belli bir zümrenin hakimiyetine karşı olunması ve dahi siyasette tüm yurttaşlara söz hakkı tanınması bu demokratik oluşumu yine de önemli kılmaktadır.

Kaynaklar

Hornblower, S., & Spawforth, A. (1999). The Oxford classical dictionary. Oxford University Press.

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Kaya, M. (2016). Ege ve Eski Yunan Tarihi I: Tarih Öncesi Çağlardan Klasik Çağa Kadar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

La Grenouillère

La Grenouillère, Claude Monet, 1869. 1869 yazında Claude Monet ve en az onun kadar maddi zorluklar çeken yakın dostu Pierre-Auguste Renoir, ...