Ana içeriğe atla

Ksenophon


Ksenophon'un mermer büstü, fotoğraf: Carole Raddato, Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0

MÖ 430-355 yılları arasında yaşayan Ksenophon, Herodotos ve Thukydides'ten sonra Eski Yunan tarihçiliğinin en önemli ismi olarak görülür. Atinalı bir aristokrat olan Gryllos'un oğludur ve iyi bir eğitim almıştır. Platon'un çağdaşı ve Sokrates'in öğrencisi olan yazar, en çok MÖ 401'deki Kunaksa yenilgisinin ardından Yunan paralı askerlerin dönüşünü anlattığı Anabasis (daha çok bilinen adıyla Onbinlerin Dönüşü) adlı eseriyle tanınır.

Ksenophon, Peloponnessos Savaşları'ndan Atina'nın yenik çıkmasının ardından, Pers tahtında hak iddia edip ağabeyi II. Artakserkses'e karşı ayaklanan Batı Anadolu Satrabı Kyros'un hizmetine girmiştir. MÖ 401 yılında yapılan ve Kyros'un hayatını kaybettiği Kunaksa Savaşı'nın ardından Yunan paralı askerlerinin komutasını almış ve onları önce Karadeniz kıyılarına, sonra da Trakya'ya geri getirmiştir. Ksenophon, bu seferi 7 kitaptan oluşan ünlü eseri Anabasis'te anlatmıştır. Eser, Anadolu halkları, coğrafyası, gelenek ve görenekleri hakkında değerli bilgiler vermektedir.

Ksenophon'un bir diğer önemli eseri ise Hellenika (Yunan Tarihi)'dır. Yazar, 7 kitaptan oluşan bu eserinde MÖ 411-362 yılları arasındaki yaklaşık 50 yıllık Yunan kent devletleri tarihini anlatır. Eser, Thukydides'in MÖ 411 yılına kadar anlattığı Peloponnessos Savaşları adlı kitabının devamı niteliğindedir. Ksenophon, Hellenika'da olayları MÖ 411 yılından alır ve MÖ 362'deki Mantineia Savaşı'na kadar anlatır.

Ksenophon, Sparta yanlısı siyasi görüşlere sahip olması ve MÖ 394 yılındaki Koroneia Savaşı'nda Sparta için savaşması neticesinde Atina'dan sürgün edilmiştir. Bunun üzerine, Sparta tarafından Olympia, Elis yakınlarındaki Scillus şehrinde kendisine tahsis edilen bir çiftlikte yaşamaya başlamış ve eserlerinin büyük bir kısmını sürgünde olduğu bu dönemde yazmıştır. Sürgün kararı, oğullarından Gryllos'un Mantineia Savaşı'nda Atina için savaşırken ölmesi onuruna kaldırılmıştır. Fakat Ksenophon'un bundan sonra Atina'ya dönüp dönmediği belirsizdir. Diogenes Laertios'a göre MÖ 355'te Korinthos'ta eceliyle ölmüştür (Diogenes Laertios, II. 56).


Başlıca Eserleri:

  • Onbinlerin Dönüşü (Anabasis)

  • Yunan Tarihi (Hellenika)

  • Kyros'un Eğitimi (Kyrou Paideia)

  • Sokrates'in Savunması (Apologia Sokratus)

  • Sokrates'ten Anılar (Apomnemoneumata Sokratus)

  • Lakedaimonialıların Devleti (Lakedaimonion Politeia)

  • Şölen (Symposion)

  • Ev Yönetimi (Oikonomikos)

  • Binicilik Üzerine (Peri Hippeis)

  • Avcılık Hakkında (Kynegetikos)

Kaynaklar

İplikçioğlu, B. (2015). Eskibatı Tarihi I, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Laertios, D. (2003).  Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, (çev. Candan Şentuna), İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İstanbul: İletişim Yayınları.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orjinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.

Sultanahmet Meydanı'nda Yer Alan Roma Dönemi Anıtları

1-) Dikilitaş Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Dikilitaş MS. 390 yılında dönemin Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Hipodrom'a (bugünkü Sultanahmet Meydanı) dikilmiştir. Eser ilk olarak MÖ. 15. yüzyılda Mısır firavunu III. Thutmosis tarafından yaptırılmış, daha sonra MS. 390'da I. Theodosius tarafından gemiyle Mısır'dan İstanbul'a getirtilmiştir. Asvan granitinden yapılmış Dikilitaş'ın yüksekliği ilk yapıldığında 30 metreydi fakat alt bölümü tahrip olduğu için günümüzdeki yüksekliği kaidesiyle birlikte 24,87 metredir (kaidesiz 18,45 metre). Ağırlığı ise yaklaşık 200 tondur.  Dört cephesinde de hiyerogliflerin yer aldığı eserde III. Thutmosis'in tanrılara sunduğu zaferlerini anlatan kabartmalar yer almaktadır. Kaidesinde ise Roma dönemine ait imparator I. Theodosius, saray erkanı, görevliler ve halkı tasvir eden kabartmaların yanı sıra Yunanca ve Latince olmak üzere iki adet yazı mevcuttur. Theodosius Dikilitaşı olarak da bilinen eser 3574...