Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Adonis

Adonis ve Aphrodite, Jacopo Amigoni (1682-1752), Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain). Efsaneye göre Suriye kralı Theias'ın Myrra (veya Smyrna) adında bir kızı vardır. Theias, kızının tanrıça Aphrodite kadar, hatta ondan daha güzel olduğunu söyleyip övünmektedir. Buna öfkelenen tanrıça, Myrra'yı babasına aşık eder ve ikili arasında ensest bir ilişki yaşanmasına neden olur. Myrra dadısı Hippolyte'nin yardımıyla babasını kandırır ve on iki gece boyunca onunla birlikte olur. Kral on ikinci gecede kızının oyununu fark eder ve onu bıçağıyla kovalamaya başlar. Theias kızına yetişir ve Myrra tam yakalanacağı sırada tanrılara sığınır. Tanrılar da, onu Mürrüsafi ağacına dönüştürürler.  On ay sonra ağacın kabuğu çatlar ve içinden bir çocuk çıkar. Çocuğa Adonis ismi verilir. Çocuğun güzelliğinden etkilenen Aphrodite onu yetiştirmesi için Ölüler Diyarı'nın kraliçesi Persephone'ye verir. Fakat Adonis büyüdüğü zaman Persephone ona aşık olur ve onu geri vermek istemez. Anl...
En son yayınlar

Körler Ülkesi Khalkedon

Yapay zeka ile hazırlanmış temsili bir görsel. Hikayeye göre MÖ 7. yüzyılda Megaralı Byzas, koloni kurmak için bir yer arayışına girer ve bu maksatla Delphoi'ye giderek kahinden kendisine uygun bir yer tavsiye etmesini ister. Karşılığında ise şu bilmece gibi cevabı alır: "Şehrini körler ülkesinin tam karşısına kur!" Ardından beraberindeki kolonistlerle birlikte yola koyulur. Byzas ve takipçileri Marmara Denizi'ni aşarak bugünkü Sarayburnu'nun olduğu yere ulaşır ve buraya hayran kalırlar. Zira bölgenin konumu stratejik ve savunmaya elverişlidir; ayrıca toprakları çok verimlidir. Byzas bu esnada karşı kıyıda başka bir yerleşimin olduğunu görür ve bu insanların neden buradaki bereketli toprakları görmeyip karşı kıyıyı tercih ettiğini düşünür ve onları kör olarak nitelendirir. Bu şekilde kahinin sözleri anlam kazanmış olur. Karşı kıyıdaki bu yerleşimin adı Khalkedon'dur (Kadıköy). Byzas ve beraberindekiler bugünkü İstanbul'un temellerini atarken karşı kıyıdaki...

Marat'nın Ölümü

Marat'nın Ölümü, Jacques-Louis David, 1793, Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain). Jacques-Louis David tarafından 1793 yılında resmedilen "Marat'nın Ölümü" (Fransızca: La Mort de Marat) sadece bir sanat eseri değil, aynı zamanda Fransız Devrimi'nin en güçlü propaganda araçlarından biridir. Neoklasizm akımının en önemli örneklerinden biri olan eserin orjinali, günümüzde Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi'nde sergilenmektedir. Jean-Paul Marat, Fransız Devrimi'nin en radikal gruplarından biri olan Jakobenlerin liderlerinden, sert dilli bir gazeteci ve siyasetçidir. "L'Ami du Peuple" (Halkın Dostu) adlı gazetesinde devrim karşıtlarını hedef göstermesiyle bilinir. Tablo, 13 Temmuz 1793'te Marat'nın, karşıt görüşlü (Jironden sempatizanı) Charlotte Corday tarafından banyosunda bıçaklanarak öldürülmesini konu almaktadır. Marat bir deri hastalığı yüzünden günlerinin büyük bir kısmını banyoda küvette geçirmek zorundaydı. Bu küveti ay...

Demokles'in Kılıcı

Demokles'in Kılıcı, Richard Westall, 1812, Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain)  Demokles'in Kılıcı hikayesi, antik çağdan günümüze ulaşmış en çarpıcı anlatılardan birisidir. Hikaye MÖ 4. yüzyılda Syrakusai (Sirakuza) tiranı II. Dionysos'un sarayında geçer. Tiranın dostlarından biri olan Demokles, Dionysos ile her sohbetinde konumunun bahşettiği mutluluklardan bahsederek onun ne kadar şanslı olduğunu vurgular. Bu konuşmalardan bıkan Dionysos ise dostuna bir ders vermeye karar verir ve bir günlüğüne tahtını ona teklif eder.  Demokles büyük bir sevinçle bu teklifi kabul eder ve tiranın yerine geçer. Güzel bir ziyafet düzenlenir, sofralar kurulur; Demokles'in keyfine diyecek yoktur. Ancak tam bu esnada başının üzerinde bir şeyin sallanmakta olduğunu fark eder ve başını kaldırıp yukarı baktığında gördüğü şey karşısında büyük bir endişeye kapılır. Başının üzerinde at kılına bağlanmış ve her an düşüp hayatına son verebilecek keskin bir kılıç sallanmaktadır. Demokles t...

Minotauros

Theseus ve Minotauros'u gösteren MÖ. 540 yılına ait siyah figür tekniğiyle yapılmış bir Attika amphorası, Jastrow, Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain). Efsaneye göre gerçek adı Asterios olan Minotauros (Minotor), Girit kralı Minos'un eşi Pasiphae ve denizlerin hakimi tanrı Poseidon tarafından gönderilen bir boğanın oğludur. Yarı insan yarı boğa karışımı bir canavardır. Minos Girit'te hüküm sürebilmek için Poseidon'dan kendisine bir boğa göndermesini ister. Bu şekilde krallığını tanrıların desteklediğini gösterecektir. Minos bu boğa çıkıp geldiğinde onu kurban edeceğine dair söz verse de bu sözünü tutmaz ve onun yerine başka bir boğayı kurban eder. Bu duruma öfkelenen Poseidon'un intikamı acı olur; Minos'un karısı Pasiphae'ı boğaya aşık eder. Pasiphae aşkından dolayı, işlediği bir cinayet yüzünden Atina'dan sürülen mimar Daidalos'tan yardım ister. Bunun üzerine Daidalos tahtadan bir inek yapar ve Pasiphae bu ineğin içine girerek boğayla ilişk...

Demagogos

Demagogos (Demagog), Yunanca Demos (halk) ve Agogos (liderlik eden, yol gösteren) kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Sözlük anlamı "halkın lideri" demektir. Eski Yunan'da Atinalı Perikles zamanında (MÖ 461-429) bu ünvan etkili konuşma yeteneğine sahip, kitleleri ikna edebilen ve halkın çıkarlarını savunan devlet adamları için kullanılırdı. Fakat özellikle Aristoteles ve Platon gibi filozofların görüşlerinin etkisiyle MÖ 4. yüzyıldan itibaren bu terim, toplumun korkularını ve tutkularını kendi menfaatleri için kullanan kişileri tanımlamak için kullanılmaya başlandı. Eski Atina'da en bilinen demagog örnekleri arasında her ikisi de MÖ 5. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olan Kleon ve Alkibiades gibi kentin tanınmış politik ve askeri figürleri sayılabilir. Günümüzde demagogos'tan türemiş olan "demagoji yapma" söylemini çok duyarız. Bu sözle gerçek bir tartışma yürütmek yerine "laf cambazlığı yaparak konuyu saptırmak" kastedilmektedir. Dem...

Gnothi Seauton

Gnothi Seauton (γνῶθι σεαυτόν), Antik Yunan medeniyetinden günümüze gelmiş en anlamlı sözlerden biridir. Türkçeye genellikle "kendini bil" veya "kendini tanı" şeklinde çevrilir. Bu ifade Eski Yunan'ın ünlü kehanet merkezi olan Delphoi'deki (Delfi) Apollon Tapınağı'nın girişinde yer alıyordu. Eski Yunan dünyasında tanrılar ve insanlar arasında ince bir çizgi vardı. "Kendini bil" sözü esasen insana bu sınırı hatırlatır ve ona tanrı olmadığını sadece bir ölümlü olduğunu söyler. Bu şekilde insanı yaşadığı trajedilerin en büyük sebebi olan Hubris'ten (kibir) uzak durmasını tavsiye eder. Bu ifade ayrıca kişinin kendi kişilik özelliklerini, yeteneklerini tanıyarak toplumda bir karakter (ethos) inşa etmesini sağlar. Kişinin potansiyelinin farkında olmasını fakat haddini aşmamasını öğütler. Romalılar da bu öğüdü benimsemiş ve latinceye "Nosce Te Ipsum" olarak çevirmişlerdir. Günümüzde bu latince sözü birçok üniversitenin (örneğin Columbia ...