Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Via Appia

Via Appia, fotoğraf: LuisaV72, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0. Via Appia, Antik Roma'nın en meşhur ve en önemli yollarından biridir. MÖ 312 yılında yapımına başlanan bu güzergahın inşaatı, Censor Appius Claudius Caecus'un denetiminde gerçekleştiği için onun adıyla anılmıştır. İlk başta Roma'dan Capua şehrine kadar uzanan 211-212 kilometrelik kısa bir hat olarak tasarlanan bu yol, zamanla güneye doğru genişletilerek İtalya'nın çizme topuğundaki liman kenti Brundisium'a kadar ulaştırılmıştır. Yaklaşık 6 metre genişliğinde olan yol, ağır taş bloklar ve birbirine sıkıca oturtulan lav taşlarıyla kaplandığı için yüzyıllar boyunca bozulmadan kalacak olağanüstü bir dayanıklılığa sahip olmuştur. Via Appia sadece askeri sevkiyatlar için değil, aynı zamanda Yunanistan ve Doğu Akdeniz'e açılan deniz ticaret yollarına bağlanması açısından da önemli bir rol oynamıştır. Zamanla daha kısa alternatif yolların yapılması yolun uzak bölümlerinin ihmal edilmesine yol açsa da Roma i...
En son yayınlar

Samnit Savaşları

MÖ 4. yüzyıldan kalma Nola'daki bir mezar freskinde tasvir edilen Samnit askerleri, Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi, Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain). Roma-Samnit Savaşları , Roma Cumhuriyeti’nin Orta İtalya'nın hakimi olma yolunda verdiği zorlu ve uzun bir mücadeledir. MÖ 343 ile MÖ 290 yılları arasında, yaklaşık 50 yıllık bir dönemi kapsayan ve üç önemli savaştan oluşan bu süreç, Roma’nın Orta İtalya'yı tamamen kontrol altına almasını sağlamıştır. Samnitler, İtalya'nın ortasındaki Apenin Dağları'nda yaşayan, savaşçı, özgürlüklerine düşkün ve kabileler konfederasyonu şeklinde örgütlenmiş bir halktı. Ovalarda yaşayan Romalıların aksine, dağlık arazi şartlarına son derece hakimdiler. İşte Roma'nın kaderini tayin eden üç Samnit Savaşı: 1. Birinci Samnit Savaşı (MÖ 343 - 341) Savaşın patlak vermesinin ana nedeni, zengin ve verimli bir ova bölgesi olan Campania bölgesinin kontrolüydü. Neden Başladı?   Dağlık bölgede yaşayan Samnitler, Campania bölgesinde...

Mona Lisa

  Mona Lisa, Leonardo Da Vinci, Louvre Müzesi. Rönesans döneminin dahi sanatçısı Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri Mona Lisa, yüzlerce yıldır gizemini ve büyüleyiciliğini koruyan, sanat tarihinin kuşkusuz en ikonik eserlerinden biridir. Leonardo 1503 yılında başladığı ve üzerinde 4 yıl çalıştığı bu portrenin Floransalı Francesco del Giocondo'nun karısı Lisa Gherardini'ye ait olduğu bilinmektedir. Ancak Giorgio Vasari'nin belirttiğine göre, sanatçı eserini tam olarak bitirmeden bırakmıştır. Buna rağmen yanından hiç ayırmadığı tabloyu benzersiz kılan en önemli özelliklerden biri, renk ve tonlar arasında yumuşak geçişler sağlayan bir gölgeleme yöntemi olan sfumato tekniğidir. Bu teknik, tablonun arkasındaki puslu doğa manzarasına gizemli bir derinlik katarken, kadının yüzüne de adeta canlı bir ifade kazandırır. Tabloya hangi açıdan bakılırsa bakılsın izleyiciyi takip ediyormuş hissi veren o meşhur belirsiz tebessüm ise eseri etkileyici hale getiren bir başka güzel detaydır. Bu ...

Herakles'in Yılanlarla Mücadesi

Bebek Herakles'in yılanla mücadelesini betimleyen Roma dönemi mermer heykeli (MS 2. yüzyıl), Roma Capitolini Müzesi, Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain). Herakles, Zeus ile Alkmene'nin oğludur. Annesi Alkmene, Perseus soyundan olup Mykenai (Miken) kralı Elektryon'un kızıdır. Tanrıların lideri Zeus, Alkmene'nin eşi Amphitryon'un yokluğundan faydalanıp onun kılığına girerek Alkmene ile birlikte olmuş ve bu ilişkiden gücüyle efsanelere konu olan Herakles doğmuştur. Kocasının sadakatsizliğine öfkelenen tanrıça Hera, büyük kıskançlık duyduğu Alkmene'den doğan Herakles'i henüz kundakta bir bebekken öldürmeye çalışmıştır. Herakles, kardeşi İphikles ile birlikte uyuduğu sırada tanrıça korkunç planını uygulamış ve iki tane devasa yılanı bebeklerin uyuduğu odaya göndermiştir. Yılanların sesine uyanan İphikles korkuyla ağlamaya başlamış fakat onun aksine Herakles elleriyle kavradığı yılanları boğarak öldürmüştür. Sesleri duyan Amphitryon kılıcını kaptığı gibi ...

Apoxyomenos

Apoxyomenos heykelinin MS 1. yüzyıla ait Roma dönemi mermer kopyası, fotoğraf: Gary Todd, Vatikan Müzeleri, Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain). MÖ 330 yılında heykeltıraş Lysippos tarafından yontulan Apoxyomenos, Eski Yunan sanatının Geç Klasik dönemden Helenistik döneme geçişini müjdeleyen en devrimsel eserlerden biri olarak kabul edilir. Eski Yunanca’da kelime anlamı "kazıyıcı" olan bu heykel, alışılagelmiş görkemli zafer sahnelerinin aksine, bir spor müsabakasından yeni çıkmış ve vücuduna sürdüğü yağ ile karışmış kum tabakasını strigilis adı verilen metal bir aletle temizleyen bir atleti tasvir eder.  Lysippos bu eserinde, kendisinden önceki klasik geleneklerin dışına çıkarak heykel sanatına yeni bir soluk getirmiştir. Özellikle figürün başını vücuduna oranla daha küçük tutup bedenini daha ince ve uzun tasarlayarak estetik bir zariflik yakalamıştır. Bu değişiklik sayesinde figürü hantal bir yapıdan kurtarıp ona daha dinamik bir hava katmıştır. Heykelin en dikkat ...

Acta Est Fabula

Augustus'un mermer büstü, yaklaşık MÖ 20 - MS 14, Münih Glyptothek Müzesi. Eski Roma’nın ilk imparatoru Augustus’un (MÖ 63 - MS 14) ölmeden önceki son sözü  " Acta est fabula, plaudite! " (Oyun bitti, alkışlayın!) olmuştur. Bu ifade aslında  bir tiyatro geleneğine dayanır. Roma tiyatrolarında oyun bittiğinde oyuncular, izleyicilerden onay ve alkış almak için sahneden bu sözle çekilirlerdi. Augustus, hayatının son anlarında dostlarına " Sizce yaşam komedisini baştan sona iyi oynadım mı ? (Suetonius II. 99)" diye sorarak, imparatorlukla geçen yıllarını büyük bir sahne performansı gibi gördüğünü dile getirmiştir. Augustus bu sözle ayrıca, imparator olup büyük güç ve ihtişama sahip olunsa bile perde kapandığında imparator ile sıradan bir oyuncu arasında fark kalmadığını; her ikisinin de sahneyi terk etmek zorunda olduğunu ima etmiştir. Tarihçi Suetonius’un kayıtlarına dayanan bu anlatı, Augustus’un ölümü bir trajediden ziyade, perde arkasına çekilme vakti gelmiş bir...

Sanatta Kontrapost Duruş

Helenistik bir orijinalin Roma dönemi kopyası olan (MS 2. yüzyıl) ve kontrapost tarzını yansıtan "Üç Güzeller" heykel grubu, fotoğraf: M. Özveren, Louvre Müzesi. Eski Yunan'da MÖ 5. yüzyıla kadar heykel sanatı, Mısır geleneklerinin etkisinde kalan kaskatı ve simetrik bir duruşun etkisindeydi. "Kouros" ve "Kore" adı verilen bu figürler, ağırlığı her iki bacağa eşit dağıtarak tanrısal bir mükemmelliği hedeflese de insanın doğal ve rahat hareket duygusundan yoksundu. MÖ 5. yüzyıl başlarına tarihlenen "Kritios Oğlanı" eseriyle başlayan değişim, heykellerdeki bu durağanlığı yıktı. Ağırlığın tek bir bacağa verilip diğerinin serbest bırakıldığı ve daha sonra "kontrapost" (İtalyanca: contrapposto) adını alan bu tarz, heykellere daha doğal ve canlı bir görünüm kazandırdı. İtalyancada "karşı denge" anlamına gelen kontrapost, vücudun bir kısmındaki gerilimin diğer kısmındaki gevşemeyle dengelenmesi prensibine dayanır. Bu duruşta kalç...