Ana içeriğe atla

Cursus Honorum


Cursus Honorum'un kariyer basamaklarını gösteren yapay zeka ile hazırlanmış temsili bir görsel.

"Onur (veya Şeref) Yolu" olarak adlandırılan cursus honorum, Romalı bir siyasetçinin quaestorluktan başlayıp consul'lüğe kadar uzanan kariyer basamaklarını ifade ederdi. Bu siyasi kariyerin temeli orduda geçirilen yaklaşık on yıllık askeri hizmetle atılır ve bu sayede aday, devlet idaresine geçmeden önce Roma askeri disipliniyle harmanlanırdı. Bu hazırlık evresinden sonra başlayan kariyer yolculuğunda sırasıyla quaestor, aedilis (veya pleb kökenliler için tribunus plebis), praetor ve son olarak da consul olunabiliyordu. Bu yolun onursal olarak nitelendirilmesinin temel sebebi magistratların görevlerini hiçbir ücret almadan yapıyor olmalarıydı; aksine bu makamlara gelenlerin kişisel servetlerini kamusal işler için harcamaları beklenirdi. Bu sebeple bu memuriyetlerde bulunanların varlıklı olmaları gerekiyordu. Sistemin temel amacı devletin en kritik kararlarını verecek kişilerin hem sivil hem de askeri konularda tecrübe kazanmasını sağlamaktı.

Cumhuriyet döneminde son derece önemli olan bu memuriyetler, İmparatorluk ile birlikte zamanla prestijli fakat işlevsiz hale geldi. Bu dönemde kariyer basamakları daha genç yaşlarda tırmanılmaya başlandı, sistemin kurallarından ziyade "imparatorun lütfu" ve kişisel yakınlıklar terfilerde belirleyici oldu. Romalı devlet adamları kariyerleri boyunca maliyeden, adalete, kamusal işlerden askeri konulara kadar birçok alanda bilgi edinmiş ve kendilerini geliştirmiş oluyorlardı. Cursus honorum Romalı bir aristokratın toplumdaki saygınlığını (dignitas), nüfuzunu (auctoritas) ve aile prestijini artırması adına önemli bir sistemdi.

Kaynaklar

Cursus honorum - Livius

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İstanbul: İletişim Yayınları.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orijinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.

Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Alman Çeşmesi, Alman İmparatorluğu Kaiseri II. Wilhelm tarafından 1898 yılında Osmanlı topraklarına yaptığı ikinci ziyaretinde gördüğü ilgi ve sevginin de etkisiyle Sultan II. Abdülhamid ve İstanbul halkına hediye edilmiştir. Almanya'da yapılıp İstanbul'a getirilen çeşme, tarihi bakımdan büyük öneme sahip olan Sultanahmet Meydanı üzerine dikilmiştir. I. Ahmed Türbesi'nin karşısında yer alan çeşmenin mimarı Max Spitta'dır. Neo-Bizans üslubunda yapılan çeşmenin açılış tarihi 27 Ocak 1901'dir. Çeşme yaklaşan dünya savaşı öncesinde Türk-Alman siyasi yakınlaşmasının da bir göstergesidir.