Ana içeriğe atla

Perseus ve Medusa


Perseus'u Medusa'nın başıyla gösteren bir heykel, Benvenuto Cellini, Floransa, Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain).

Antik Yunan mitolojisinin en çarpıcı anlatılarından biri olan Perseus ve Medusa’nın hikayesi, kaçınılmaz bir kehanetle başlar. Efsaneye göre Argos Kralı Akrisios, torunu tarafından öldürüleceğini öğrenince kızı Danae’yi bir odaya hapseder; ancak tanrı Zeus bir yolunu bulup Danae ile birlikte olur ve Perseus doğar. Bunun üzerine kral, kızı ve torununu tahta bir sandığa koyup denize atar. Dalgalarla Seriphos Adası'na sürüklenen anne ve oğul, burada bir balıkçı tarafından kurtarılır. Yıllar sonra adanın kralı Polydektes, Danae ile zorla evlenmek ister ve önündeki tek engel olan Perseus’u ortadan kaldırmak için ona Medusa’yı öldürme görevini verir.

Medusa, aslında başlangıçta güzelliğiyle bilinen bir rahibeydi; fakat Poseidon ile kendi tapınağında birlikte olduğu için öfkelenen tanrıça Athena tarafından cezalandırılmıştır. Athena onu, saçları yılanlardan oluşan ve gözlerine bakanı taşa çeviren bir canavara dönüştürür. Medusa Gorgoların (diğerleri Euryale ve Stheno) ölümlü olanıdır. Perseus’un diğerlerine bulaşmadan Medusa’ya ulaşması gerekir ve bu zorlu görevde tanrılardan yardım alır. Athena ona parlak bronz bir kalkan verir; bu kalkanın asıl maksadı, Medusa’ya doğrudan bakmak yerine yansımasını izleyerek taşa dönüşmekten kurtulmaktır. Hermes’in kanatlı sandaletleri ve Hades’in görünmezlik miğferiyle canavarın inine sızan Perseus, kalkanındaki yansımayı takip ederek uykudaki Medusa’nın başını keser. O an Medusa’nın gövdesinden kanatlı at Pegasos ve dev Khrysaor doğar.

Medusa’nın kesik başı, Perseus için artık yenilmez bir silaha dönüşmüştür. Dönüş yolunda Aithiopia’dan geçerken deniz canavarı Ketos'a kurban edilmek üzere bir kayaya zincirlenmiş olan prenses Andromeda’yı görür ve canavarı öldürüp onu kurtarır. Andromeda ile Seriphos’a döndükten sonra annesine baskı yapan Kral Polydektes’i Medusa’nın büyülü başını kullanarak cezalandırır. Kaderin kaçınılmazlığı ise bir spor müsabakasında fırlattığı diskin rüzgarla yön değiştirip dedesi Akrisios’a çarpmasıyla gerçekleşir. Yaşlı Akrisios büyük uğraşlar vermiş olmasına rağmen kaderinden kaçamamıştır. Perseus, görevini tamamladıktan sonra Medusa’nın başını Athena’ya teslim eder; tanrıça da bu ölümcül başı kendi kalkanına (Aegis) yerleştirerek onu ebedi bir koruma sembolü haline getirir.

Kaynaklar

Baker, E. K. (2015). Antik Yunan ve Roma Hikayeleri, (çev. Onur Aydın), İstanbul: Altın Bilek Yayınları.

Grimal, P. (2012). Mitoloji Sözlüğü: Yunan ve Roma, (çev. Sevgi Tamgüç), İstanbul: Kabalcı Yayınevi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orjinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.

Sultanahmet Meydanı'nda Yer Alan Roma Dönemi Anıtları

1-) Dikilitaş Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Dikilitaş MS. 390 yılında dönemin Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Hipodrom'a (bugünkü Sultanahmet Meydanı) dikilmiştir. Eser ilk olarak MÖ. 15. yüzyılda Mısır firavunu III. Thutmosis tarafından yaptırılmış, daha sonra MS. 390'da I. Theodosius tarafından gemiyle Mısır'dan İstanbul'a getirtilmiştir. Asvan granitinden yapılmış Dikilitaş'ın yüksekliği ilk yapıldığında 30 metreydi fakat alt bölümü tahrip olduğu için günümüzdeki yüksekliği kaidesiyle birlikte 24,87 metredir (kaidesiz 18,45 metre). Ağırlığı ise yaklaşık 200 tondur.  Dört cephesinde de hiyerogliflerin yer aldığı eserde III. Thutmosis'in tanrılara sunduğu zaferlerini anlatan kabartmalar yer almaktadır. Kaidesinde ise Roma dönemine ait imparator I. Theodosius, saray erkanı, görevliler ve halkı tasvir eden kabartmaların yanı sıra Yunanca ve Latince olmak üzere iki adet yazı mevcuttur. Theodosius Dikilitaşı olarak da bilinen eser 3574...