Ana içeriğe atla

Spartalı Lykurgos


Lykurgos, Merry-Joseph Blondel, 1828, Wikimedia Commons, Kamu malı (Public Domain).

Antik Yunan dünyasının en disiplinli ve özgün toplumlarından biri kuşkusuz Spartalılar’dı. Fakat onları “Sparta” yapan sadece savaşçı ruhları değildi; toplumu biçimlendiren bir reform sistemi de büyük rol oynuyordu. Bu sistemin ardında efsanevi bir ad bulunur: Lykurgos.

Lykurgos’un kimliği tarih boyunca merak uyandırmış ve tartışılmıştır. Onun gerçekten yaşayıp yaşamadığı kesin olarak bilinmez; ancak adına atfedilen reformlar Sparta’yı Yunan dünyasının geri kalanından ayıran dayanıklı bir yapı oluşturmuştur.

Lykurgos Kimdir?

Antik kaynaklara göre Lykurgos, Sparta'da kral olma hakkına sahip olmasına rağmen, tahtı yeni doğan yeğenine devretmiş ve onun yetişkinliğine kadar naibi olacağını ilan etmiştir. Ancak daha sonra çocuğu öldüreceği yönündeki dedikodular nedeniyle katil olarak suçlanmamak için Sparta’dan ayrılarak uzun bir yolculuğa çıkmıştır. Girit ve İonia gibi yerlerde farklı yönetim biçimlerini incelemiş, bu deneyimlerini Sparta’ya döndüğünde kendi reformlarına temel yapmıştır. Lykurgos’un yasalarının uygulanmaya başladığı dönem muhtemelen M.Ö. 8. yüzyılın ortaları ile M.Ö. 7. yüzyılın başları arasındadır.

Sparta’nın Siyasal Düzeni: Büyük Rhetra ve Üçlü Yönetim

Sparta’nın siyasal düzeni “Büyük Rhetra” adı verilen anayasal yapı üzerine kuruluydu. Bu sisteme göre kent devleti üç temel kuruma dayanıyordu:

İkili Krallık: Sparta’da aynı anda hüküm süren iki kral, Agiad ve Eurypontid ailelerinden gelirdi. Bu krallar hem ordunun komutanı hem de dini törenlerin lideriydi.

Gerousia (Yaşlılar Meclisi): İki kral ve 60 yaş üzeri 28 erkek yurttaş olmak üzere 30 kişiden oluşan bu konsey yasaları hazırlar, önemli devlet meselelerini tartışır ve ölüm cezası gerektiren davalarda karar merci olarak görev yapardı.

Apella (Halk Meclisi): 30 yaş üzeri erkek yurttaşlardan oluşan bu meclis, Gerousia tarafından sunulan yasa önerilerini onaylar veya reddederdi.

Bu üçlü yönetim sisteminde monarşi, aristokrasi ve halk dengeli bir biçimde temsil edilir ve erken bir karma anayasa örneği olarak görülür.

Ayrıca, bu düzen içinde Ephoroi (Denetçiler) da önemli bir rol oynardı. Her yıl seçilen beş kişi, kral ve diğer yetkililerin yasaları uygulamasını denetler, Gerousia ve Apella toplantılarını yönetir ve gerektiğinde cezai işlemler uygularlardı. Ephoroi, özellikle krallar üzerinde güçlü bir yasal denetim yetkisine sahipti. Bu nedenle Sparta sistemi, antik dünyada “monarşinin denetlendiği ilk anayasal modellerden biri” olarak da görülür.

Toplumsal Düzen

Lykurgos’un reformlarının merkezinde toplumun askeri bir disiplinle şekillendirilmesi vardı. Spartalılar, “eşitler” anlamına gelen homoioi olarak adlandırılır, bireysel zenginlik ve gösteriş yerine toplumsal uyum ve ölçülülük değerlerini benimserlerdi. 

Toprak reformu sayesinde mülkiyet eşitliği sağlanmış, lüks yaşam biçimleri yasaklanmıştı. Lykurgos, altın ve gümüş parayı kaldırarak yerine demir para kullanılmasını emretmişti. Bu sayede zenginliğe dayalı gösteriş engellenmiş, dış ticaret neredeyse imkânsız hale gelmişti. Ayrıca sanat ve edebiyat gibi bireysel ifade biçimleri sınırlanmış, Sparta bu nedenle sanatta diğer Yunan şehirlerine göre geri kalmıştı.

Spartalı erkek yurttaşlar ayrıca syssitia adı verilen ortak sofralarda yemek yerlerdi. Bu uygulama, hem toplumda eşitliği sağlıyor hem de askerî dayanışmayı güçlendiriyordu. Böylece Sparta toplumu tamamen askerî başarı ve yurttaşlık görevine odaklanmıştı.

Kadınlar da Sparta toplumunda diğer Yunan şehirlerindeki hemcinslerinden oldukça farklı bir konuma sahipti. Fiziksel eğitim almaları, mülk sahibi olabilmeleri ve toplumsal yaşamda görünür olmaları teşvik ediliyordu. Çünkü Sparta’nın savaşçı yapısına doğrudan katkı sunarlardı. Kadınların güçlü ve sağlıklı olmaları, Sparta’nın bütünsel güç anlayışının bir parçasıydı.

Eğitim Sistemi (Agoge)

Sparta’da erkek çocuklar yedi yaşına geldiklerinde ailelerinden alınarak Agoge adı verilen katı bir eğitim sistemine dahil edilirdi. Burada disiplin, cesaret, dayanıklılık ve itaati öğrenirlerdi. Sert fiziksel antrenmanların yanı sıra kıtlık ve zorluklarla baş etmeyi de deneyimleyerek yetişirlerdi. 

Çocuklar aç kaldıklarında yemek bulabilsinler diye hırsızlığa teşvik edilirlerdi; amaç ahlaki bir yozlaşma değil, zor şartlarda hayatta kalma becerisi ve dikkat geliştirmekti. Yakalanan çocuklar hırsızlık yaptıkları için değil, yakalandıkları için cezalandırılırlardı. Bu eğitim sistemi, Sparta’nın askerî disiplinini ve toplumsal dayanıklılığını kuşaktan kuşağa aktarmayı amaçlıyordu.

Lykurgos’un Mirası

Lykurgos’un yasaları o kadar kutsal kabul edilirdi ki, Spartalılar bu düzeni sonsuza dek koruyacaklarına dair yemin etmişlerdi. Rivayete göre Lykurgos, halkına “Ben dönene kadar yasaları değiştirmeyin” demiş ve bir daha geri dönmemiştir.

Bu anlatı, Lykurgos’un tarihsel kişiliğinden çok, bir ideali temsil ettiğini gösterir. Onun adı, düzenin, disiplinin ve sadeliğin simgesi hâline gelmiştir. Sparta, yüzyıllar boyunca bu mirasın gölgesinde varlığını sürdürmüş; ancak değişen dünyaya ayak uydurmakta zorlanmıştır.

Kaynaklar

Herodotos, (2016). Tarih, (çev. Müntekin Ökmen), İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları.

Kaya, M. (2016). Ege ve Eski Yunan Tarihi I: Tarih Öncesi Çağlardan Klasik Çağa Kadar, İstanbul: Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Ksenophon, Spartalıların Devleti - Atinalıların Devleti, (çev. Okan Demir), İstanbul: Pinhan Yayıncılık.

Plutarkhos, Lykurgos'un Hayatı, (çev. Sabahattin Eyüboğlu - Vedat Günyol), İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür, (çev. Oğuz Yarlıgaş), İstanbul: Alfa Yayınları.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orjinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.

Sultanahmet Meydanı'nda Yer Alan Roma Dönemi Anıtları

1-) Dikilitaş Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Dikilitaş MS. 390 yılında dönemin Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Hipodrom'a (bugünkü Sultanahmet Meydanı) dikilmiştir. Eser ilk olarak MÖ. 15. yüzyılda Mısır firavunu III. Thutmosis tarafından yaptırılmış, daha sonra MS. 390'da I. Theodosius tarafından gemiyle Mısır'dan İstanbul'a getirtilmiştir. Asvan granitinden yapılmış Dikilitaş'ın yüksekliği ilk yapıldığında 30 metreydi fakat alt bölümü tahrip olduğu için günümüzdeki yüksekliği kaidesiyle birlikte 24,87 metredir (kaidesiz 18,45 metre). Ağırlığı ise yaklaşık 200 tondur.  Dört cephesinde de hiyerogliflerin yer aldığı eserde III. Thutmosis'in tanrılara sunduğu zaferlerini anlatan kabartmalar yer almaktadır. Kaidesinde ise Roma dönemine ait imparator I. Theodosius, saray erkanı, görevliler ve halkı tasvir eden kabartmaların yanı sıra Yunanca ve Latince olmak üzere iki adet yazı mevcuttur. Theodosius Dikilitaşı olarak da bilinen eser 3574...