Ana içeriğe atla

Peloponnesos Savaşları


Atina ve Sparta hoplitleri mızrak ve kalkanlarıyla savaş halinde.

Antik Yunan tarihi, yoğun siyasi çekişmeler ve savaşlarla şekillenmiştir. Bu çatışmaların en önemli örneklerinden biri, M.Ö. 431–404 yılları arasında yaşanan Peloponnesos Savaşlarıdır. Bu savaşla ilgili en detaylı ve önemli eserlerden biri, çağdaşı olan tarihçi Thukydides'in eseridir. Atina ile Sparta ve müttefikleri arasında geçen bu savaş, sadece askeri bir mücadele değil, aynı zamanda iki farklı siyasal sistemin ve stratejinin çatışması olarak da öne çıkar.

1. Savaşın Nedenleri

Savaşın temel nedeni, Atina'nın donanma gücüyle ekonomik ve siyasal nüfuzunu artırmasının Sparta ve müttefiklerinde endişe yaratmasıdır. 

Savaşın kıvılcımları özellikle Korinthos’un kolonileri üzerinden alevlendi. Bir Korinthos kolonisi olan Korkyra (modern Korfu), bağımsızlığını korumak istiyordu. Atina’nın desteğini alması, Korinthos ile Atina’yı karşı karşıya getirdi (M.Ö. 433).

Benzer bir gerilim Potidaia’da yaşandı. Potidaia, Atina’nın Delos Deniz Birliği’ne üye olmasına rağmen, kolonisi olduğu Korinthos ile bağlarını sürdürüyordu. Atina bu bağı koparma talebi reddedilince Potidaia'yı kuşattı (M.Ö. 432). 

Aynı yıl, Atina Sparta müttefiki Megara'yı ekonomik olarak zayıflatmak için Megara Kararnamesi'ni çıkardı. Bu karar, Megara'nın hem Attika limanlarında hem de Atina pazarlarında ticaret yapmasını yasakladı. Bu ambargo Megara ekonomisini zor duruma soktu. Sparta ise bunu düşmanca bir hareket olarak algıladı. Diplomatik girişimler sonuçsuz kalınca savaş kaçınılmaz hâle geldi.

2. Savaşın ilk Evresi (M.Ö. 431–421) ve Nikias Barışı

Savaşın ilk evresinde iki taraf farklı stratejiler benimsedi. Sparta kralı Arkhidamos, güçlü kara ordusuna güvenerek her bahar Attika’ya giriyor, ekinleri ve köyleri yakarak Atina’yı yıpratmayı ve sonunda kara savaşında yenerek kenti teslim almayı planlıyordu. Atina ise Perikles’in öngördüğü şekilde surların korumasına çekildi; kırsalı kaybetmeyi göze alarak donanmasına yaslanıyor, Peloponnesos kıyılarına deniz akınları düzenleyerek düşmanı ekonomik ve moral açıdan sarsmaya çalışıyordu.

Kapalı şehirde nüfusun artmasıyla veba salgını patlak verdi. Binlerce kişiyle birlikte Perikles de hayatını kaybetti. Buna rağmen Atina, donanmasının sağladığı üstünlüğü kullanarak Pylos yakınlarında gerçekleşen Sphakteria Savaşı’nda (M.Ö. 425) Spartalıları ağır bir yenilgiye uğrattı.

O dönem savaşa Atina tarafında komutan (strategos) olarak katılan Thukydides, Sparta generali Brasidas’ın Amphipolis’i ele geçirmesini engelleyememesi sebebiyle 20 yıllığına sürgüne gönderildi. Sürgün sırasında gözlemlediği olayları ve savaşları kayda geçirerek meşhur eseri Peloponnesos Savaşları Tarihi’ni yazmaya başladı. Aynı çatışmada Atinalı Kleon da Amphipolis’i geri almak için sefere çıktı ve kuşatmada Brasidas ile çatışırken her iki komutan da öldü.

Her iki taraf da ağır kayıplar yaşamıştı. Atina, savaşın uzaması ve uğradığı askeri başarısızlıklar nedeniyle stratejik üstünlüğünü yitirirken; Sparta ise uzun süren seferlerin yarattığı ekonomik zorluklar ve ordusunun kentten uzak olması nedeniyle olası bir Helot ayaklanmasından çekindiği için savaşı sürdürmenin riskli olduğuna karar verdi. Böylece Nikias Barışı (M.Ö. 421) imzalandı; bu barış, kalıcı bir çözüm değil, iki tarafın da zaman kazanma girişimiydi.

3. Savaş Yeniden Alevleniyor: Melos Kuşatması

Nikias Barışı kısa ömürlü oldu. Atina, Ege’deki hâkimiyetini pekiştirmek ve Delos Deniz Birliği’ne bağlı olmayan adaları kendi kontrolü altına almak amacıyla Melos adasına öncelikle teslim olmasını ve birliğe katılmasını teklif etti. Melos bu teklifi reddetti ve tarafsız kalmayı sürdürdü. Bunun üzerine Atina adayı kuşattı.

Atina’nın güçlü donanması ve stratejik baskısı karşısında ada teslim oldu (M.Ö. 416). Kuşatma sonucunda erkekler öldürüldü, kadın ve çocuklar köleleştirildi. Melos’un işgali, Atina’nın saldırgan politikasının ve Delos Deniz Birliği üzerindeki baskısının simgesi olarak tarih sahnesinde yer aldı.

4. Sicilya Seferi ve Atina’nın Büyük Felaketi (M.Ö. 415–413)

Sicilya’yı ele geçirme fikri, Atina içinde güçlü ve agresif kanadın stratejik önerisi olarak ortaya çıktı. Bu planın en ateşli savunucusu genç ve ihtiraslı siyasetçi Alkibiades idi. Amaç, Batı Akdeniz’de üs oluşturmak, Sicilya’daki kaynaklara hâkim olmak ve Sparta ile müttefiklerinin batı ticaretine engel olmaktı.

Ancak sefere çıkılacağı sırada Atina’da Hermes heykellerinin tahrip edilmesi hadisesi nedeniyle suçlandığı için kaçıp Sparta'ya sığındı. Sparta’ya verdiği bilgiler, seferin trajedisini hazırladı. Komutan Nikias ise bu seferde isteksizdi ve kararsızlığı ordunun moralini ciddi şekilde sarstı. Syrakusai önlerinde Atina ordusu büyük bir yenilgiye uğradı; sefer tam bir felaketle sonuçlandı.

5. Son Evre (M.Ö. 413–404): Lysandros ve Atina’nın Düşüşü

Sicilya bozgunundan sonra Sparta, Pers desteğiyle güçlü bir donanma kurdu. Bu donanmanın komutanlığına Lysandros getirildi. Atina içeride darbelerle sarsılırken, Sparta stratejik üstünlüğe ulaştı.

Deniz muharebeleri:

  • Kynossema (M.Ö. 411) ve Kyzikos (M.Ö. 410), Atina’ya geçici moral verdi.

  • Notion (M.Ö. 406) yenilgisiyle üstünlük tekrar Sparta’ya geçti.

  • Arginusai Zaferi (M.Ö. 406), Atinalılara umut verdi ama iç krizler moral yıkımına yol açtı.

  • Aigospotamoi (M.Ö. 405), Lysandros’un kesin zaferi oldu; Atina donanması yok edildi ve şehir teslim oldu.

M.Ö. 404'te Atina, Sparta’ya teslim olmak zorunda kaldı; surları yıkıldı, donanması dağıtıldı. Peloponnesos Savaşları böylece sona erdi.

Sonuç ve Önemi

Peloponnesos Savaşları, Sparta’nın zaferiyle sonuçlandı; ancak bu zafer kalıcı bir istikrar getirmedi. Atina büyük kayıplar vermiş, ekonomik ve siyasi olarak zayıflamıştı. Sparta hegemon konuma yükselse de bu durum kısa sürdü.

Savaşın önemi, sadece siyasi sonuçlarında değil, Antik Yunan dünyasının toplumsal ve kültürel yapısına etkisinde de görülür. Demokrasi ile oligarşi arasındaki ideolojik çatışma, uzun süren savaşın toplumlar üzerindeki yıpratıcı etkisi ve Yunan şehir devletlerinin zayıflaması, ilerleyen dönemde Makedonya’nın yükselişine zemin hazırlamıştır.

Okuma Önerileri

  • Kaya, M. (2022). Ege ve Eski Yunan Tarihi II: Klasik ve Hellenistik Çağlar. İstanbul: Bilge Kültür Sanat Yayınları.

  • Ksenophon. (1999). Yunan Tarihi (Hellenika) (Prof. Dr. S. Sinanoğlu, Çev.). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

  • Martin, T. R. (2014). Eski Yunan: Tarihöncesinden Hellenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). İstanbul: Say Yayınları.

  • Pomeroy, S. B., Burstein, S. M., Donlan, W., Roberts, J. T., & Tandy, D. W. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi: Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). İstanbul: Alfa Yayınları.

  • Rhodes, P. J. (2019). Antik Yunan'ın Kısa Tarihi (C. Atay, Çev.). İstanbul: İletişim Yayınları.

  • Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İstanbul: İletişim Yayınları.

  • Thukydides. (2017). Peloponnesos Savaşları (F. Akderin, Çev.). İstanbul: Belge Yayınları.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orjinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.

Sultanahmet Meydanı'nda Yer Alan Roma Dönemi Anıtları

1-) Dikilitaş Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Dikilitaş MS. 390 yılında dönemin Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Hipodrom'a (bugünkü Sultanahmet Meydanı) dikilmiştir. Eser ilk olarak MÖ. 15. yüzyılda Mısır firavunu III. Thutmosis tarafından yaptırılmış, daha sonra MS. 390'da I. Theodosius tarafından gemiyle Mısır'dan İstanbul'a getirtilmiştir. Asvan granitinden yapılmış Dikilitaş'ın yüksekliği ilk yapıldığında 30 metreydi fakat alt bölümü tahrip olduğu için günümüzdeki yüksekliği kaidesiyle birlikte 24,87 metredir (kaidesiz 18,45 metre). Ağırlığı ise yaklaşık 200 tondur.  Dört cephesinde de hiyerogliflerin yer aldığı eserde III. Thutmosis'in tanrılara sunduğu zaferlerini anlatan kabartmalar yer almaktadır. Kaidesinde ise Roma dönemine ait imparator I. Theodosius, saray erkanı, görevliler ve halkı tasvir eden kabartmaların yanı sıra Yunanca ve Latince olmak üzere iki adet yazı mevcuttur. Theodosius Dikilitaşı olarak da bilinen eser 3574...