Yunan-Pers Savaşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yunan-Pers Savaşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2024 Cumartesi

İonia İsyanı


Bir Yunan hoplites ile Pers askerini savaşırken gösteren kyliks, MÖ 5. yy., İskoçya Ulusal Müzesi, Edinburg.

İonia isyanı MÖ 499 - 494 yılları arasında Miletos tiranı Aristogoras'ın öncülüğünde Küçük Asya'daki Yunan kentlerinin Pers hakimiyetine başkaldırması ve neticede Perslerin ayaklanmayı sert bir şekilde bastırmasıyla sonuçlanmış bir hadisedir. Lidya Krallığı'nın MÖ 546'da Persler tarafından ortadan kaldırılmasından sonra yükselmeye başlayan Yunan-Pers geriliminin önemli bir dışavurumudur. Aynı zamanda meşhur Yunan - Pers Savaşlarının başlangıcı olarak görülür. Bu isyana Atina ve Eretria gibi Yunan kentlerinin destek olması Pers kralı I. Dareios'un Yunanistan'ı ele geçirme konusundaki isteğini daha da kuvvetlendirmiştir.

I. Dareios MÖ 513/512'deki İskit seferi neticesinde Trakya'yı ele geçirmiş ve bu şekilde Hellespontos (Çanakkale Boğazı) ve Bosporos (İstanbul Boğazı) Pers hakimiyetine girmişti. Perslerin boğazların kontrolünü ele geçirmeleri neticesinde Yunanların Karadeniz'deki ticari kazançları zarar görmeye başlamıştı. Dareios'un istediği de zaten buydu. Ayrıca daha önce Kyros döneminde Lidya Krallığı'nın ele geçirilmesi neticesinde Pers baskısı Batı Anadolu'daki Yunan kentleri tarafından hissedilmeye başlamıştı. Bu baskı Perslerin bölgedeki kentlere dayattıkları kukla tiranlar ve vergilerle etkisini fazlasıyla artırmıştı.

İonia ayaklanmasının fitilini ateşleyen en önemli kişi Miletos tiranı Aristogoras'tı. Aristogoras Miletos tiranı Histiaios'un yeğeni ve damadıydı. Histiaios, I. Dareios'un İskit seferine katılan Yunan komutanlardan birisiydi ve aynı zamanda Pers kralının İstros (Tuna) Nehri üzerine kurdurduğu köprünün yapımı ve korunmasında görev almıştı. Bu görevde gösterdiği sadakat ve özveri sayesinde Dareios tarafından verimli Myrkinos bölgesiyle ödüllendirilmiş, fakat Pers kralı generallerinden Megabazos'un önerisiyle bu hediyesini geri almıştı; bunun yerine onu "masa arkadaşı" ve "danışman" olarak başkenti Susa'ya götürdü. Miletos'ta Histiaios'un yerine ise Aristogoras atandı. Tiranlığının ilk on senesini tamamladıktan sonra Aristogoras Naksos Adası'ndaki siyasi rekabetten faydalanarak adanın hakimiyetini ele geçirmek istedi. Fakat Persler'den destek almasına rağmen bunu başaramadı. Ardından başarısızlığın faturasının kendisine kesileceğini düşünen Aristogoras İonia'daki huzursuzluğu da görerek Perslere karşı isyan etmeye karar verdi. Yanındakilerin büyük çoğunluğunun desteğiyle (Tarihçi ve Coğrafyacı Hekataios hariç) bu düşüncesini eyleme döktü. Önce kendisi tiranlıktan çekildi ve sonra Küçükasya'daki diğer Yunan kentlerinin tiranlarını devirmek için harekete geçti. Değişim çoğunlukla şiddetsiz gerçekleştirildi, tiranların çoğu kan dökülmeden bertaraf edildi. Fakat Mytilene tiranından öylesine nefret ediliyordu ki, tiran taşlanarak öldürüldü. Bu dönemde İonlar birlik ve beraberliklerini göstermek adına ortak standartlarda sikke dahi bastılar.

Aristogoras müttefik arayışına girdi, zira elindeki birliklerle Persleri yenemeyeceğinin farkındaydı. Destek bulmak adına yönünü kıta Yunanistan'a çevirdi ve önce Sparta'nın kapısını çaldı. Üzerinde dünya haritasının çizili olduğu bronzdan bir tabletle Sparta kralı I. Kleomenes'in huzuruna çıktı ve Pers hakimiyetindeki Asia'nın zenginliklerini anlatarak onu ikna etmeye çalıştı. Söyledikleri Perslere karşı başlatılacak bir isyan hareketinin başarıya ulaştırılmasının çok ötesindeydi. Aristogoras Sparta kralından açıkça Pers İmparatorluğu'nu fethetme idealine öncülük etmesini istiyordu. Kleomenes ikinci görüşmede İonia ile kralın sarayı arasındaki üç aylık mesafeyi öğrendikten sonra Aristogoras'a şunları söyleyerek görüşmeyi sonlandırdı :

"Miletoslu konuğum! Sparta'yı gün batmadan terk et, zira söylediklerin Spartalıları memnın edecek şeyler değil. Zira sen bizi deniz kıyısından üç aylık bir mesafede bulunan yere sürüklemek istiyorsun." (Herodotos, V.50)

Sparta önemli bir kara gücüydü ancak savaş politikası gereği uzun süreli denizaşırı seferleri tercih etmiyordu. Çünkü Sparta yurttaşlarının da yer alacağı uzak bir bölgeye yapılacak uzun süreli bir sefer kentte köle statüsündeki Heilotların isyanını tetikleyebilirdi. Olumsuz yanıt almasına rağmen Aristogoras pes etmedi ve ikna çabalarını sürdürdü. Bu sefer de Sparta kralına teklif ettiği rüşvetin miktarını artırdı fakat bu da Kleomenes'in düşüncesini değiştirmedi. İkili arasındaki görüşme Miletoslu konuğun ısrarcı tavrı karşısında yanlarında bulunan Kleomenes'in kızı Gorgo'nun şu sözleriyle neticelendi. 

"Baba, eğer arkanı dönüp gitmezsen bu yabancı nihayetinde seni kandıracak."  (Herodotos, V. 55)

Sparta'da umduğunu bulamayan Aristogoras'ın sonraki durağı Atina oldu. Atina'da Sparta'ya göre daha hoş karşılandı. Zira Miletos bir Atina kolonisiydi ve iki kent arasında ekonomik ve kültürel ilişkilerin önemi yüksekti. Aristogoras Atina'dan beklediğini aldı, fakat Atina'nın yardımı yalnızca 20 gemilik bir filodan ibaret olacaktı. Atina'nın isyana destek vermek için kendince haklı sebepleri vardı. Öncelikle Atina Perslerin Batı Anadolu'daki egemenliğinden siyasi, boğazlara olan hakimiyetinden ise bilhassa ekonomik çıkarlarına zarar verdiği gerekçesiyle rahatsızdı. Ayrıca MÖ 510'da Atina'dan kovulan tiran Hippias'ın Perslere sığınmış olması ve kentte gücü tekrar ele geçirebilmek adına Pers desteğini araması Atinalıları endişelendiriyordu. Üstelik bu nedenle Sardes satrabı Artaphernes'e gönderdikleri elçi heyeti satrap tarafından tehdit edilip geri gönderilmişti. Şüphesiz bu durum Atinalıların endişelerini daha da artırmış olmalıdır. Aristogoras'a bir destek de Euboia (Eğriboz) Adası'nda yer alan Eretria kentinden geldi. Eretria'nın desteği de yalnızca 5 gemiyi içeriyordu. Anlaşıldığı üzere Aristogoras'ın Yunanistan'da gördüğü destek çok azdı. Buradan Yunanistan'daki polislerin çoğunun Pers tehlikesini yeterince önemsemediği anlaşılmaktadır.

İonia İsyanı ve Sonucu

Aristogoras MÖ 498 yılı başında Miletos'a döndü. Ardından destekçileriyle birlikte isyanın en can alıcı eylemlerinden biri olan Pers satraplık başkenti Sardes'e saldırdı. Bu saldırı esnasında kentin büyük bir bölümü yanarak kül oldu, ancak bu yangının kasıtlı mı yoksa kazayla mı çıktığı tam olarak belli değildir. Kesin olan yangın neticesinde kentin büyük bir kısmının yanarak kül olduğudur. Sardes saldırısından haberdar olan Halys'in (Kızılırmak) batısındaki ve belki tüm Kapadokya'daki Pers askerleri Sardes'e gelip orada toplandı. Daha sonra Ephesos'ta karşılaştıkları İonları yendiler. Eretrialıların komutanı dahil pek çok Yunan bu savaşta yaşamını yitirdi. Sağ kalanlar ise kentlerine döndüler. Ülkelerine dönen Atina ve Eretria birlikleri daha sonra devam edecek savaşlara dahil olmadılar.

İonların isyanına Karia ve Kaunosluların yanı sıra Kıbrıs'taki bazı kentlerden de destek geldi. Kıbrıs'tan gelen bu desteğin nedeni aynı dönemde adada başlayan Pers karşıtı bir isyandı. Salamis kentinin kralının kardeşi Onesilaos önderliğinde isyan eden Kıbrıs kentleri (Salamis, Soloi, Kyrion) İonların müttefiği oldular. Bu sırada I. Dareios İonia ve Kıbrıs'taki isyanları bastırmak adına hazırlanması talimatı verdiği ve başına dört general atadığı büyük bir orduyu harekete geçirdi. Bu generallerden birisi Kıbrıs'taki isyanı bastırmakla görevli Artybios iken, diğerleri I. Dareios'un damatları olan Daurises, Hymaias ve Otanes'ti. Perslere bağlı Fenikelilere karşı Salamis açıklarında yapılan savaşı Miletosluların da katkısıyla Kıbrıslılar kazandılar. Ancak ardından yapılan kara savaşında Pers komutanı Artybios'u öldürmelerine rağmen yenildiler. Bunun en büyük nedeni Kyrion kenti tiranın taraf değiştirmesiydi. Savaşta isyanın lideri Onesilaos da dahil olmak üzere çok sayıda Kıbrıslı öldürüldü. Yenilgi kaçınılmaz hale gelince Miletoslular savaşmayı bırakıp ülkelerine döndüler. Neticede isyan eden Kıbrıs kentleri Persler tarafından kuşatılarak ele geçirildi ve adadaki isyan bu şekilde sonlandırıldı (MÖ 498/7). Kıbrıs'taki isyanın bastırıldığı sırada Batı Anadolu'daki Daurises, Hymaias ve Otanes liderliğindeki büyük bir Pers bir ordusu da MÖ 497'de İonia'ya saldırdı. Karşılarına çıkan kimse olmayınca İonia'yı rahatça yağmaladılar. Pers ordusu daha sonra İonlara destek veren Karialılar ile savaştı. Marsyas ve Labranda'daki muharebelerde onları yendiler. İkincisinde Karialılara destek için gelen Miletoslular da yenilmişti. Fakat bütün bu yenilgilere rağmen savaşmayı bırakmayan Karialılar, Perslerin Karia yerleşmeleri üzerine yürümeyi planladıkları bir esnada onları Pedasa'da pusuya düşürüp mağlup ettiler. Pers komutanlarından Daurises de dahil birçok Persli çarpışma sırasında öldürüldü. 

MÖ 496 yılının ikinci yarısına gelindiğinde Pers ordularının komutanlarından birisi Otanes, diğeri aktif komutanlık yapmayan Sardes Satrabı Artaphernes'ti. Bir İonia kenti olan Klazomenai (Urla) ve bir Aiolis kenti olan Kyme (Nemrut Koy) onlar tarafından ele geçirildi. Bu esnada yenilginin artık kaçınılmaz olduğunu anlayan isyanın lideri Aristogoras Miletos'u Pythagoras isimli bir Miletosluya bıraktıktan sonra kaçtığı Trakya'da savaşırken öldürüldü (MÖ 497/6). Daha sonra eski Miletos tiranı Histiaios İonia'daki isyanı bastırmak vazifesiyle I. Dareios'un yanından ayrıldı, fakat Batı Anadolu'ya geldiğinde isyanın yeni lideri olmak istedi. Ancak çabaları yeterli olmadı ve Harpagos isimli bir Pers komutanının saldırısına uğrayarak yakalandı. Ardından Sardes'e götürüldü ve orada idam edildi (MÖ 493).

Persler isyan eden İonlara son darbeyi vurmak adına hazırlıklara başladılar. Kendilerine bağımlı olan Fenikeliler, Kıbrıslılar, Kilikyalılar ve Mısırlılar'dan temin edilen 600 gemilik bir donanma oluşturdular. Toplamda 353 gemiye sahip İonlar ise Pers donanmasını Lade Adası açıklarında bekliyorlardı. MÖ 494 yılının sonbaharında yapılan bu savaşı kazanan Persler oldu. Daha sonra ayaklanmanın fitilini ateşleyen Miletos kuşatılarak ele geçirildi. Ardından kent yağmalandı ve çok sayıda Miletoslu öldürüldü. Geriye kalanlar ise köleleştirildi, kimi Miletoslu satılırken kimileri de Pers başkenti Susa'ya götürüldü. I. Dareios onları Dicle Nehri'nin denize döküldüğü yerdeki Ampe kentine yerleştirdi. Diğer Batı Anadolu kent-devletleri ise vergilerini düzenli ödemek koşuluyla cezalandırılmaktan kurtuldular.

Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes gibi filolozofların ve bir tarihçi ve coğrafyacı olan Hekataios'un yetiştiği Miletos'un başına gelen son Eski Yunanları derinden yaraladı. MÖ 492'de Atina'da "Miletos'un Zaptı" isimli bir tragedyayı sahneleyen şair Phyrnikos, çok üzüntü veren bir hadiseyi hatırlattığı gerekçesiyle 1000 drahme para cezasına çarptırıldı ve tragedyanın sahnelenmesi de yasaklandı.

Kaynaklar

Eskiçağ Kaynakları

Herodotos. (2016). Tarih (M. Ökmen, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Modern Kaynaklar

Kaya, M. (2022). Ege ve Eski Yunan Tarihi II: Klasik ve Hellenistik Çağlar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

19 Şubat 2023 Pazar

Plataia ve Mykale Savaşları


Plataia Savaşı, John Steeple Davis.

MÖ 480'deki Salamis yenilgisinden sonra I. Kserkses Asya'ya dönmüştü, ancak Yunanlar için tehlike henüz geçmiş değildi; zira kral, komutanı Mardonios'u Yunanları egemenlik altına alması için Yunanistan'da bırakmıştı. Mardonios MÖ 480 - 479 kışını geçirmek üzere Teselya'da kamp kurmuştu ve harekete geçmek için baharın gelmesini bekliyordu. 

Mardonios savaşmadan evvel Atinalılarla diplomatik yollarla uzlaşmak niyetindeydi. Atinalıları kendi tarafına çekerek Hellen Birliği'nde bir çatlak meydana getirmek ve bir anlamda ünlü "böl ve yönet" taktiğini kullanmak istiyordu. Bu maksatla daha önce Pers egemenliğini tanımış Makedonya kralı I. Aleksandros'u (MÖ 498 - 454) elçi olarak Atinalılara gönderdi. Mardonios adına konuşan Aleksandros Atinalılara Pers kralının kendilerine müttefiklik teklif ettiğini, topraklarını geri vereceğini, ayrıca bunlara yenilerini de ekleyeceğini ve yıkılan tapınaklarının yeniden inşa edileceğini söyledi. Aleksandros'un konuşmasını Spartalı elçiler de dinliyordu, ki bunu en çok Atinalılar istiyordu. Çünkü Spartalılar Atinalıların Perslerle ittifak kurma ihtimallerinden son derece korkuyorlardı. Böyle bir durum başta Peleponnessos olmak üzere tüm Hellas'ın sonu olabilirdi. Bu nedenle Mardonios'un teklifine cevaben Spartalı elçiler söz aldılar ve Atinalıları barbarlarla yapacakları ittifaka güvenemeyeceklerine inandırarak onların teklife olumsuz yanıt vermelerine neden oldular. Böylece Mardonios'un Hellen Birliği'ni zayıflatma girişimi başarısız oldu.

Diplomatik girişimin sonuçsuz kalması üzerine Mardonios ordusuyla birlikte harekete geçti ve Attika'ya girdi. Atina'yı yağmalama konusunda acele etmeyen Mardonios Atinalılara teklifini yineledi, fakat o esnada Salamis'te olan Atinalılar Pers komutanının teklifini bir kez daha reddettiler. Spartalılardan gelecek yardımı bekliyorlardı. O esnada Hyakinthos (sümbül) bayramını kutlayan Spartalılar,  Atina, Megara ve Plataia elçilerinden oluşan bir grubun yoğun ısrarları (Spartalılar savunma savaşı için Korinthos'daki İsthmos kıstağını düşünüyorlardı, ancak elçiler herkesin menfaatine uygun, ortak bir noktanın seçilmesini istiyorlardı) ve Sparta'da değer gören Tegealı Khileos'un öğütleri (oluşabilecek Atina-Pers ittifakı nedeniyle uyarıyordu) neticesinde ikna olarak kral naibi Pausanias'ı bir orduyla Attika'ya gönderdiler. Pausanias'ın yaklaşmakta olduğunu haber alan Mardonios ise artık uzlaşma umudu kalmadığını anladı. Ardından komutanın emri üzerine Pers ordusu bir kez daha Atina'yı yakıp yıktı. Mardonios ordusuyla Megara topraklarını da talan ettikten sonra müttefik Thebai kentinin bulunduğu Boiotia bölgesine gelerek Asopos Nehri üzerinde, Plataia yakınlarında kamp kurdu.

Plataia Savaşı (MÖ Ağustos 479)

Herodotos'un aktardıklarına göre Pers ordusu 350 bin askerden (50 bini Yunan müttefikler) oluşuyordu. Ancak bu rakam Yunanların ne denli güçlü bir düşmana üstün geldiklerini göstermek için açıkça abartılmıştır. Gerçek sayının 120-130 bin civarı olduğu tahmin edilmektedir. Herodotos Yunanların sayısının ise 110 bin olduğunu söyler. Buna rağmen Hellen Birliği'nin toplam asker sayısının 38.700 olduğu düşünülmektedir. 

Bu savaşta Yunan ordusunun bel kemiğini her zaman olduğu gibi ağır zırhlı hoplitesler oluşturuyordu ve süvari birlikleri yoktu. Pers ordusunun en önemli avantajı ise düşman ağır piyadelerine vurkaç yaparak zarar verebilecek güçlü süvarileriydi. İki ordu da esasen klasik savaşa yönelik iki yaklaşımın temsilcisiydi. Persler uzun menzilli okçu saldırısı ve ardından süvari hücumunu tercih ederken, Yunanlar ise zırhlı hopliteslerden kurulu phalanks (falanks) savaş düzeninini tercih ediyorlardı. Yunan-Pers savaşlarında Persler düşmana hızla ve çok sayıda ok atarak gökyüzünde muazzam bir manzara oluştursalar da bu oklar yakın mesafeden atılmadığı için bronz zırha sahip hopliteslere karşı çok fazla etkili olamıyordu. Yakın mesafelerde ise hoplitesler, Pers piyadelerine nazaran daha sağlam bir zırh ve daha uzun bir mızrakla dövüştüklerinden daha etkiliydiler. Ayrıca Pers süvarileri engebeli arazilerde yapılan muharebelerde pek fayda sağlamıyordu ve bu nedenle Perslerin süvarilerini daha etkin kullanabilmek adına Yunanları daha düz arazilerde savaşmaya ikna etmeleri gerekiyordu.

İki taraf da savaşı başlatan tarafın kaybedeceğine dair bir kehanet yüzünden 10 gün boyunca birbirine saldırmadı ve hareketsiz kaldı. Mardonios Yunan ordusunun sağ kanadını tutan Lakedaimonluların karşısına en seçkin birliklerini yerleştirmişti. Makedonya kralı I. Aleksandros'un gizlice Atinalıları bilgilendirmesi sayesinde bu planı öğrenen Spartalı komutan Pausanias, Yunanların savaş düzeninde değişikliğe giderek sağ ve sol kanatların yerini değiştirdi. Bu değişimi korkaklık olarak değerlendiren Mardonios savaşın on birinci gününde saldırıya geçmeye karar verdi. Perslerin ok atışlarıyla başlayan savaş çok çetin geçiyordu. Persler oldukça cesur savaşıyor, Yunanların uzun mızraklarını elleriyle tutup kırabiliyorlardı. Ancak hoplitesler rakiplerine göre daha iyi teçhizatlanmış olmaları ve Mardonios'un savaş sürdüğü sırada Spartalı Arimnestos tarafından öldürülmesi nedeniyle komutanlarını yitiren Persler dağılıp kaçmaya başladılar. Bu şekilde savaşı kazanan Hellen Birliği ordusu olmuştur. Pers ordusunun kayıplarıyla ilgili Herodotos 253 bin rakamını verir, fakat bu sayı da abartıdır. Buna rağmen Kserkses'in Yunanistan'da bıraktığı ordunun önemli bir kısmı ya savaşta ya da Yunanistan'dan dönerken yok olmuştur. Yunanların savaştaki kayıplarıyla ilgili ise Herodotos 159 sayısını vermektedir (91 Spartalı, 52 Atinalı ve 16 Tegealı. Herodotos IX.70).

Plataia'daki zaferden sonra başta Spartalılar olmak üzere Yunanlar, Mardonios'un ölümüyle Thermopylai'de son ana kadar savaşıp ölen Leonidas'ın intikamını aldıklarını düşünüyorlardı. Savaş sonunda aralarında ganimet paylaşımı yaparak ganimetin 1/10'unu Delphoi'daki Apollon Tapınağı için ayırdılar. Daha sonra tanrı Apollon'a ayrılan pay ile Plataia zaferi anısına Yılanlı Sütun olarak adlandırılan eseri yaptırdılar ve sütunu Delphoi'deki Apollon Tapınağı'na diktiler. Savaş sonunda ele geçen bronz ganimetlerin eritilmesiyle yapılan bu eserdeki sütun üzerine Plataia'da Perslere karşı savaşan 31 Yunan kentinin adı yazılmıştır. Yılanlı sütun denmesinin nedeni eserin en üst kısmında yer alan ve bir Apollon efsanesiyle ilişkili olan birbirine dolanmış üç başlı yılandır. Ancak eserin bu bölümü kopmuştur (Bu yılanların ikisi kayıpken, üçüncüsü İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir). Yılanlı sütun MS 324 yılında Roma İmparatoru I. Konstantinus tarafından İstanbul'a getirilmiştir. Burmalı Sütun olarak da bilinen sütun günümüzde Sultanahmet meydanı üzerinde yer almaktadır.

Mykale Savaşı (MÖ Ağustos 479)

Plataia Savaşı ile aynı günde yapılan bir diğer savaş ise Mykale Savaşı'ydı. MÖ 480 tarihli Salamis deniz savaşındaki yenilgiden sonra Pers donanması Samos (Sisam) Adası'na çekilmiş, orada Mardonios'tan gelecek haberleri bekliyordu. Plataia'daki savaşla aynı gün Sparta kralı Leothykides önderliğindeki Yunan donanması Samos'a hareket etti. Bunu haber alan Pers donanması ise Ege Denizi'nin doğusundaki Mykale'ye doğru yelken açmıştı. Bunun üzerine Yunan donanması Ephesos'un güneyindeki Mykale Burnu'nda karaya çıktı. Artık savaş kaçınılmazdı.

Bu savaşta iki taraf da üstün gayret gösterdiler, fakat savaşı Plataia'dan gelen zafer haberiyle daha da cesaretlenen Yunanlar kazandı. Persler çok az kişi kalıncaya kadar mücadeleyi sürdürseler de Yunan saldırısı karşısında fazla dayanamadılar. Bu esnada Pers tarafındaki Samoslular ve Miletoslular da Yunanların tarafına geçti. Pers komutanlarının bazıları son ana kadar çarpışıp yaşamlarını yitirirken kaçanlar ise o sırada Sardes'te bulunan I. Kserkses'e sığındılar. Yunanlar ele geçirdikleri Pers gemilerini de yağmaladılar. Kserkses savaşın sonucunu öğrendiğinde büyük şaşkınlık yaşadı ve bölgeyi savunacak birlikleri orada bıraktıktan sonra Sardes'ten ayrılarak doğuya imparatorluk başkentlerinden Susa'ya (veya Ekbatana) gitti.

Sonuç

Plataia ve Mykale savaşları ile Pers orduları kesin olarak yenilgiye uğratılmış ve sonuç olarak Perslerin Yunanistan'ı ele geçirme ümitleri sona ermiştir. Mykale Savaşı neticesinde Batı Anadolu Perslerden temizlenmiştir. Buradaki kentler İonia Ayaklanması'nda yaptıkları gibi tekrar isyan ederek Pers egemenliğinden kurtuldular. Yunanlar artık savunan değil, saldıran taraf haline geldiler. Plataia ve Mykale savaşları, Perslerin kıta Yunanistan üzerinde tehlike oluşturma durumlarını sona erdirdiği halde, çatışmalar aralıklı bir şekilde bir 30 yıl daha sürdü. Doğu Akdeniz ticaretinin hakimiyeti için mücadeleler sürmüş olsa da nihayetinde MÖ 449 yılında yapılan Kallias Barışı ile Yunan-Pers savaşları son bulmuş oldu.

Kaynaklar

Eskiçağ Kaynakları

Herodotos. (2016). Tarih (M. Ökmen, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Modern Kaynaklar

Kaya, M. (2022). Ege ve Eski Yunan Tarihi II: Klasik ve Hellenistik Çağlar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

İnternet Siteleri

Cartwright, M. (2013, Mayıs 11). Battle of Plataea. World History Encyclopedia.  https://www.worldhistory.org/Plataea/

24 Ocak 2023 Salı

Salamis Savaşı


Salamis Savaşı
Salamis Savaşı, Wilhelm von Kaulbach, 1868.

Kserkses ve ordusunun Thermopylai geçidini aştığı haberi geldikten sonra Artemision'da mukavemet etmenin anlamsız hale gelmesi üzerine (zira kara ve deniz birlikleri aynı hat üzerinde savunma yapıyordu) birleşik Hellen donanması güneye Salamis Adası açıklarına çekildi. Atinalılar kentlerinden ayrılarak Kserkses'in elinden kurtulmuşlardı ama Atina düşman eline geçerek yağmalandı.

Yunanlar aralarında bundan sonrasıyla ilgili ne yapacaklarını tartışıyorlardı. İki seçenek üzerinde duruluyordu. Birincisi Salamis açığında Perslere karşı deniz savaşı yapmaktı. Burada kazanılacak bir zafer neticesinde Yunanların (bilhassa kadınlar ve çocuklar) sığındıkları Salamis de kurtulacaktı. Bu fikri savunanlar Megara, Aigina ve Atina kentleriydi. Fikrin en etkin savunucusu Atinalı devlet adamı ve komutan Themistokles, Delphoi kehanet merkezine danıştığında rahibenin (pythia) kendisine "ağaç duvar" ve "kutsal Salamis" diyerek Salamis'te yapılacak bir deniz savaşını işaret ettiğini söylüyordu. Burada "ağaç duvar" ile kastedilen tahmin edilebileceği üzere donanma, "kutsal Salamis" de Salamis'ti. İkinci seçenek ise, başta Korinthoslular olmak üzere Peleponnessoslular tarafından savunulan Korinthos'daki İsthmos önlerinde yapılacak bir kara savunma savaşıydı. Bunun nedeni eğer denizde yapılacak bir savaş neticesinde yenilirlerse düşman tarafından Salamis'te kuşatılabilir, ancak karada İsthmos'da savaşırlarsa yenildikleri takdirde bile kentlerine ulaşabilecek durumda olmalarıydı. Birlik önce ikinci öneriyi kabul etti fakat Atinalı Themistokles Atinalıların sahip oldukları 200 gemiyle birlikte İtalya'daki Siris'e gidip oraya yerleşecekleri ve bu şekilde Yunanların çok değerli bir müttefiklerinden mahrum kalacakları tehdidini savurdu. Ayrıca Delphoi'dan aldığı kehaneti de ileri sürerek Yunanları etkilemeye çalıştı. Yunan ittifakının lideri Spartalı komutan Eurybiades Atinalıların ayrılmalarından korkmuştu. Çünkü onlar giderlerse diğerleri de savaşmayabilirdi. Bu nedenle Salamis'te kalmaya ve burada savaşmaya karar verildi. Themistokles Pers kralını da Salamis'e çekmek için onu savaşa kışkırtmayı denedi. Bunun için güvenilir adamlarından birini haberci olarak Kserkses'e yolladı ve kralı Yunanlar arasında bir anlaşmazlık olduğuna, kaçacaklarına ve hemen saldırdığı takdirde onları yenebileceğine inandırdı.

Atina'nın güneybatısındaki Phaleron'da demirlemiş olan Pers tarafında ise Kserkses ne yapılması gerektiği konusunda komutanlarının fikirlerini dinliyordu. Karia kraliçesi ve Pers müttefiği Artemisia haricindeki tüm komutanlar deniz savaşından yanaydı. Artemisia ise Kserkses'e ordusuyla Peleponnessos'a ilerleyip oradaki kentleri de ele geçirerek savaşa son vermesi yönünde teşvik ediyordu. Kserkses fikri beğense de çoğunluğun kararına uymak istediği için deniz savaşı önerisini kabul etti. Bunu kabul etmesinde Themistokles'in haberci olarak gönderdiği casusun anlattıkları da etkili olmuş olabilir. Pers kralı bu şekilde daha az saldırgan olan Yunanlar ile daha büyük sayıdaki kuvvetlerinin Salamis Adası ve Attika'nın batı kıyısındaki dar kanalda savaşmalarına ikna oldu. Bu tam da Themistokles'in istediği şeydi çünkü kanalın darlığı sayesinde Pers donanması sayısal üstünlüğünü kullanamayacaktı. Herodotos'a göre Yunan donanması 380 civarı gemiden oluşurken Perslere ait gemilerin sayısı ise yaklaşık 1200 idi. Yunan tarafında en fazla katkıyı 200 gemiyle Atina yapmıştı. Themistokles Atina'nın Laurion gümüş madenlerinden elde ettiği gelirin güçlü bir donanma kurulması yönünde kullanılmasını sağlamış, bu sayede Atina önemli bir deniz gücü haline gelmişti.

Salamis Savaşı (MÖ 29 Eylül 480)

MÖ 480 yılının 29 Eylül sabahı güneş doğmak üzereyken deniz birliklerini toplayan komutanlar, kendileri için uygun rüzgarın çıkışının hemen ardından borazan sesi ve kayalardan yankılanan naralarla Yunan donanmasını harekete geçirdiler. Yunan ittifak donanmasının sol kanadında Atinalılar, sağ kanadında ise Spartalıların komutasında Aiginalılar vardı. Atinalılar Fenikelilerle, sağ kanattakiler ise Pers donanmasının solundaki İonia gemileriyle çarpışıyorlardı. Yunanlar dar alanda daha iyi manevra yapıp, daha hızlı hareket ediyorlardı. Bir düzen içinde hiç dağılmadan çarpışıyorlardı. Pers gemileri ise dar boğazda zor hareket ediyor sahip oldukları sayısal üstünlüğü kullanamıyorlardı. Atina gemileri daha küçük olduklarından rüzgarı da arkalarına alıp Fenike gemilerine yanlarından hızla saldırarak onları etkisiz hale getirdiler. Aralıksız devam eden mahmuzlamalar neticesinde Pers donanması büyük kayıplar vermeye başladı. Bu kayıplar yaşanan panikle daha da arttı ve akşama doğru Pers tarafı yaşanan tahribatı azaltmak adına savaş alanından çekildi. 12 saat aralıksız süren savaşın neticesinde kazanan Yunan ittifakı oldu. Savaşta Kserkses'in kardeşi Ariabignes de dahil müttefiklerden pek çok önemli isim hayatını kaybetmiştir.

Sonuç

Pers donanması tamamen yok olmasa da büyük zarar görmüş, gemi sayısı çok azalmıştı. 200'den fazla gemi kaybedilmişti. Bu halde seferin devam ettirilebilmesi mümkün değildi. Bu nedenle Phaleron'dan ayrılan donanma Ege'nin karşı kıyısına yelken açtı. Herodotos'a göre savaşı Salamis Adası'nın karşısındaki Aigeleos tepesinden seyreden Pers kralı Kserkses için sonuç tam bir hayal kırıklığıydı. Yenilgiyi çaresiz ve üzüntü içerisinde izleyen kral, Karia kraliçesi Artemisia'nın gösterdiği başarılı mücadeleyi kastederek "erkekler bugün kadın gibi, kadınlar da erkek gibi davrandılar (Herodotos, VIII.88)" dedi. Savaşta korkaklık gösterdiği iddia edilen Fenikeli kaptanlarını idam ettirdi. Ardından hem güvenliğini gözeterek hem de yenilgiden cesaret alarak isyan edebilecek İonialıları (çok uluslu bir imparatorluk olduğu için başka bölgeleri de ekleyebiliriz) engellemek üzere Batı Anadolu'daki satraplık merkezi Sardes'e geçti. Ancak komutanı Mardonius'u Yunanların direncini kırması için kara ordusuyla Yunanistan'da bıraktı. Ardından yapılan Plataia ve Mykale savaşları (MÖ 479) ile Pers orduları kesin olarak yenilgiye uğratıldı ve sonuç olarak Perslerin Yunanistan'ı ele geçirme ümitleri sona erdi. Nihayet İonia özgürlüğüne kavuştu ve Yunanistan üzerindeki Pers tehdidi ortadan kalkmış oldu. Bu savaşların neticesinde Yunanlar savunan değil, saldıran taraf haline geldiler.

Kaynaklar

Eskiçağ Kaynakları

Herodotos. (2016). Tarih (M. Ökmen, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Modern Kaynaklar

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Kaya, M. (2022). Ege ve Eski Yunan Tarihi II: Klasik ve Hellenistik Çağlar. Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

İnternet Siteleri

Cartwright, M. (2013, Mayıs 5). Battle of Salamis. World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/Battle_of_Salamis/

17 Ocak 2023 Salı

Thermopylai Savaşı


Leonidas
Leonidas Thermopylai Savaşı'nda, Jacques-Louis David, 1814.

I. Dareios Marathon'daki yenilginin intikamını almaya yemin etmiş ve büyük bir ordu toplamaya başlamıştı. Lakin Pers İmparatorluğu'nun sınırları o kadar genişti ki, ülkenin dört bir yanına yayılmış askeri birlikleri bir araya toplamak çok uzun sürmüş ve savaş başlamadan Dareios ölmüştü. MÖ 486'da ölen I. Dareios'tan sonra başa geçen oğlu I. Kserkses, Yunanistan'ın istilası düşüncesini sürdürmüş ve yapılacak yeni seferin lideri olmuştur. Yunanlar Mısır'dan Karadeniz'e kadar uzanan devasa Pers İmparatorluğu'nun limanlarında çok sayıda geminin inşa edildiğini haber aldılar. Yunanistan yine büyük bir tehlikeyle yüzleşmek üzereydi ve hatta Delphoi kehanet merkezi Atinalılara ürkütücü bir biçimde dünyanın sonuna kaçmalarını tavsiye ediyordu. 

Kserkses'in Yunanlar'dan önce Mısır'daki bir isyanla ilgilenmesi gerekiyordu; MÖ 484'te bu isyanın bastırılmasında başarılı oldu. Ardından Yunanistan seferiyle ilgili hazırlıklara yoğunlaştı. MÖ 480 yılına gelindiğinde ordusunu Avrupa'ya Hellespontos (Çanakkale Boğazı) üzerinden geçirmeye karar verdi ve bu maksatla ordu, gemilerin birbirine bağlanmasından oluşan yapay bir köprüyle karşı kıyıya geçirildi. Herodotos devasa rakamlarla ifade ettiği Pers ordusunun Hellespontos üzerinden geçişinin 7 gün 7 gece sürdüğünü iddia etmektedir. Kserkses ordusununun büyüklüğünü gördüklerinde Yunanların savaşmadan teslim olacaklarını düşünüyordu. Bu düşüncesi kısmen gerçekleşti ve bazı kentler istilacıların yolu üzerinde savunmasız durumda yer aldıklarından savaşmadan teslim oldular. Kserkses'in beklentisinin tam olarak gerçekleşmesi için bilhassa Atina ve Sparta gibi güçlü kentlerin itaat altına alınması gerekiyordu. Ancak bunlar teslim olmak yerine mücadeleyi sürdüreceklerini ilan ettiler. Özellikle Atina Marathon'daki zaferin getirdiği özgüvenle teslim olmayı aklının ucundan bile geçirmiyordu. MÖ 481'de Korinthos'ta yapılan toplantıda Atina ve Peleponnessos Birliği'nin kentleriyle sınırlı 31 kentin ittifak oluşturmasıyla tarihçilerin Hellen birliği dedikleri oluşum ortaya çıktı. Hepsinin kabul ettiği askeri üstünlüğü nedeniyle, kara ve deniz güçlerinin komutanlığı Sparta'ya verildi.

Pers ordusu sayıca çok fazlaydı, ancak Herodotos'un ifade ettiği gibi 5 milyon değildi. Zira bu sayıda bir orduyu kontrol etmek, ihtiyaçlarını karşılamak o zamanın şartlarını düşünüldüğünde pek mümkün değildir. Modern araştırmalar Pers ordusu için 70.000 - 300.000 arası bir rakam vermektedirler. Buna karşın Sparta kralı Leonidas komutasındaki Yunanların ise 7 bin kişi oldukları bilinmektedir. Persler Yunanistan'ı hem karadan hem de denizden kuşatmak niyetindeydiler. Bu maksatla kara ve denizden ilerleyişlerini sürdürüyorlardı. Yunanlar ise Kuzey Hellas'ta savunma merkezi kurma çabalarının başarısız olmasının ardından kara kuvvetlerini Malia körfezinde yer alan ve Atina'nın 150 km kuzeyindeki Thermopylai (Sıcak Kapılar) geçidine, donanmayı da Kuzey Euboia (Eğriboz Adası) açıklarındaki Artemision'a konuşlandırdılar. 

Thermopylai Savaşı (MÖ Ağustos 480)

Kserkses sayıca fazla ordusuyla Yunan kuvvetlerinin karşısına çıktığında karşı tarafın korkup geri çekileceğini düşünüyordu fakat Yunanların cesaret gösterip Thermopylai geçidini tutmaları karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Pers kralı kan dökmeden önce son bir şans verdiğini göstermek için bir haberciyi Yunanlara gönderdi ve silahlarını bırakıp teslim olmalarını istedi. Fakat Spartalı lider Leonidas, Kserkses'in bu isteğine silahları kastederek "molon labe" yani "gel de al" şeklinde yanıt verince savaş başlamış oldu.

Muharebe oldukça çetin geçiyordu, Pers okçularının inanılmaz sayıdaki okları gökyüzünü karartmasına rağmen Spartalı bir hoplites "iyi haber, gölgede savaşacağız (Herodotos VII. 226)" diyordu. Yunanlar muharebe için iyi bir nokta seçmişlerdi zira geçidin darlığı Perslerin sayısal üstünlüklerini kullanmalarına engel oluyordu. Hoplitesler düşmana başarıyla mukavemet ediyor; savunmacıların yüksek kararlılığı karşında kayıplar yaşayan Perslerin moralleri bozuluyordu. Fakat bu esnada Kserkses'ten ödül alma isteğinde olan Ephialtes adlı bir Yunan, Perslere Yunan kuvvetlerinin arkasına giden bir yol olduğunu söyleyip "ölümsüzler" adı verilen Pers muhafız alayına bu yolda rehberlik etti. Leonidas savaştıkları sırada arkadan kuşatılmamak için bu bölgeye Phokisli birlikleri konumlandırmıştı. Ancak Phokisliler ölümsüzleri engelleyemeyince Yunan birlikleri iki taraftan da kuşatılmış oldu. Bunun üzerine yenilginin kaçınılmaz hale geldiğini gören Leonidas, Spartalılar hariç birliklerinin büyük bir kısmını kentlerine geri gönderdi. Onunla yalnızca kendisini korumakla görevli 300 Spartalı, ek olarak da 700 Thespialı ve 400 Thebaili kalmıştı. Leonidas elinde kalan kuvvetlerle ölene kadar savaşıp, Kserkses'in iki kardeşi de dahil olmak üzere pek çok ölümsüzü öldürdü. Daha sonra Kserkses'in emri üzerine kafası bedeninden ayrıldı ve bir kazığa geçirilerek savaş meydanında sergilendi. Herodotos'a göre savaşta ölen Hellenler anısına dikilen anıttan Spartalılar ile ilgili olanı şöyleydi: 

   "Lakedaimon'a git söyle, yabancı,

    Onun emrini yerine getirmek için burada öldük. (Herodotos VII. 228)"

Leonidas komutasındaki Yunan birlikleri Thermopylai'de Persleri yavaşlatmışlardı ancak ilerleyişe engel olamadılar. Yunanlar yenilince Kserkses Orta Yunanistan'ı ele geçirdi ve Atina'yı yakıp yıktı. Ancak bu esnada Atinalılar kentte değillerdi; teslim olmayı reddedip daha önce alabildikleri değerli eşyalarıyla kentten ayrılıp Salamis'e çekilmişlerdi. Burada ateşe verilen Atina akropolisinden yükselen dumanları izlemek zorunda kaldılar. Kserkses böyle yaparak Yunanların MÖ 499 - 494 arasında İon Ayaklanması sırasında satraplık merkezi Sardes'i yakmalarının intikamını almış oluyordu. Atina'daki bu tahribattan yaklaşık 150 yıl sonra da Büyük İskender Atina'nın yakılmasının intikamı olarak Pers başkentlerinden Kserkses'in sarayının da bulunduğu Persepolis'i ateşe verecektir. Kserkses'in Atina'yı yakıp yıkması hadisesi, İskender'in Pers seferiyle ilgili Hellenleri etkilemek için yaptığı propagandalardan biri olmuştur.

Artemision'daki gemi savaşında ise Yunan donanması başlarda başarılı olsa da neticede fazla direnemeyerek Korinthos kıstağına doğru çekilmiştir. Kserkses'in Yunanistan'daki varlığı aynı yıl yapılan (MÖ 480) ve Perslerin yenilgisiyle sonuçlanan Salamis deniz savaşıyla son bulmuştur. Ardından yapılan Plataia ve Mykale savaşları (MÖ 479) ile Pers orduları kesin olarak yenilgiye uğratılmış ve sonuç olarak Perslerin Yunanistan'ı ele geçirme ümitleri sona ermiştir. Bu savaşların neticesinde Yunanlar savunan değil, saldıran taraf haline gelmişlerdir.

Kaynaklar

Antik Kaynaklar

Herodotos. (2016). Tarih (M. Ökmen, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Modern Kaynaklar

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

 İnternet Siteleri

Cartwright, M. (2013, Nisan 16). Battle of Thermopylae. World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/thermopylae/

18 Aralık 2022 Pazar

Marathon Savaşı

 
Marathon Savaşı, Georges Rochegrosse, 1911.

II. Kyros (MÖ 559 - 530) tarafından kurulan Pers İmparatorluğu, Kyros’tan I. Dareios zamanına kadar merkez İran’a ilaveten Mezopotamya, Anadolu ve Mısır gibi önemli bölgeleri sınırlarına dahil etmişti. Mısır fatihi Kambyses’ten sonra iktidarı ele geçiren I. Dareios’un hedefi ise Avrupa’ydı.

Kyros döneminde MÖ 546’da Lydia (Lidya) Krallığı’nın ele geçirilmesi neticesinde Pers hakimiyeti Ege kıyılarına ulaşmış ve böylece Anadolu, Büyük İskender’in doğu seferine kadar yaklaşık 200 sene Pers egemenliğinde kalmıştır. Lydia Krallığı’nın ortadan kalkması, yayılmacı bir siyaset güden Pers İmparatorluğu’nun Ege’nin öte yakasındaki Kıta Yunanistan’a olan ilgisini artırmıştır. I. Dareios’un Avrupa seferi bu alakanın seviyesini daha da yükseltmiştir.

Dareios’un MÖ 513-512 civarında gerçekleştirmiş olduğu bu seferin amacı, Avrupa’ya ayak basan ilk Pers kralı olmanın yanı sıra o dönem Karadeniz’in kuzeyinden Sibirya’ya kadar olan geniş bir coğrafyada yaşayan İskitlere gözdağı vermek ve Yunanların Karadeniz ticaretini aksatarak ekonomilerine zarar vermekti. Dareios İskitlere karşı yürüttüğü bu seferde tam olarak başarı sağlayamasa da Trakya ve boğazları kontrol altına alması, Yunanistan ve Batı Anadolu’daki kentlerin Karadeniz bölgesindeki ticari faaliyetlerinin zarar görmesine yol açmıştır. Yunanların Karadeniz’den yaptıkları tahıl sevkiyatları bu sebeple sekteye uğramıştır. 

Perslerin Batı Anadolu’da Sardes merkezli kurdukları satraplığın oluşturduğu baskı da bölgedeki Yunan kentlerini rahatsız ediyordu. Bu rahatsızlık nihayetinde tarihte İonia ayaklanması olarak bilinen ve MÖ 499-494 arasında meydana gelen isyana neden oldu. Ayaklanma başlarda başarılı olsa da neticede Persler direnişin önderi olan Miletos kentini ele geçirerek isyana son verdiler (MÖ 494). Ayaklanmaya Atina başta olmak üzere bazı Yunanistan kentlerinin destek olması I. Dareios’u bölgeye sefer düzenlemeye yönelten nedenlerden biri oldu.

Marathon Savaşı (MÖ Eylül 490) 

MÖ 490 yılında Dareios’un yeğeni Artaphernes ve damadı Datis adlı bir Med komutasındaki Pers donanması Yunanistan’a ayak bastı. Persler, Yunanlar’dan toprak ve su talep ettiler. Bu açıkça “teslim olun” demekti. Birçok şehir bu isteğe boyun eğse de özellikle Atina ve Sparta karşıt duruşlarından taviz vermediler. 

Persler önce Atina gibi İonia’daki ayaklanmaya destek veren şehirlerden biri olan Eretria’yı kuşattılar. Kent fazla direnemedi ve yakılıp yıkıldıktan sonra halkı köleleştirildi. Perslere tiran Peisistratos’un oğlu ve eski Atina tiranı olan sürgündeki Hippias rehberlik ediyordu. Persler Eretria’dan sonra bir zamanlar Peisistratoslara en büyük desteği sağlayan yerlerden biri olan Marathon’a yöneldiler.

Bunun üzerine Atinalılar yardım istemek üzere Pheidippides adlı bir atleti Sparta’ya gönderdiler. Fakat Spartalılar o esnada dini bir festivali kutladıkları için festivalin bitmesinin ardından Atina’ya yardım göndermeye söz verdiler. Ancak bu yardımı çok geç gönderdiler. Esas yardım 1000 hoplites (ağır zırhlı piyade) gönderen Plataia şehrinden geldi. Savaş Marathon Körfezi’nin hemen gerisindeki ovada yapıldı.

Pers ordusu Yunanların iki katıydı ve bu sebeple savaşın favorisi olarak görülüyordu. Savaşın komutanlarından Atinalı Miltiades diğer komutanları da ikna ederek ordusunu saldırıya geçirdi. Marathon Ovası Atinalı ve Plataialı hopliteslerin savaş naraları ile yankılanıyordu. Hoplitesler şiddetli bir ok yağmuruna tutulmuş olmalarına rağmen ağır zırhlı olmalarından ve uzun mızraklarından fazlasıyla yararlandılar. Persler Yunanların kararlı saldırıları karşısında fazla direnç gösteremeden gemilerine doğru kaçmaya başladılar. Neticede savaşı kaybettiler ve Herodotos'a göre Marathon’da 6.000'den fazla adam yitirdiler. Yunanların kaybı ise sadece 192’ydi.

Atinalılar fazla rehavete kapılmadan Perslerin Atina’ya bu kez denizden saldırabileceklerini düşünürek kenti korumak adına Marathon ile Atina arasındaki 30 km'lik mesafeyi hızla kat ettiler ve zamanında yetişerek bu olası girişimi de engellemiş oldular.

Marathon zaferi Pers imparatoru I. Dareios için büyük bir prestij kaybıyken başta Atinalılar olmak üzere Yunanların özgüvenlerini artırdı. Bu savaş aynı zamanda Perslerin yenilmez olmadıklarını göstermiş oldu. Ancak Marathon’da kazanılan savaşa rağmen Yunanlar temkinliydi, zira hala tehlike sürüyordu ve büyük bir Pers ordusu tekrar Yunanistan’a saldırabilirdi.

Kaynaklar

Eskiçağ Kaynakları

Herodotos. (2016). Tarih (M. Ökmen, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Modern Kaynaklar

Martin, T. R. (2014). Eski Yunan Tarihöncesinden Helenistik Çağ’a (Ü. H. Yolsal, Çev.). Say Yayınları.

Pomeroy, S. B. - Burstein S. M., W. Donlan, J. T. Roberts, D. W. Tandy. (2020). Antik Yunan’ın Kısa Tarihi Siyaset, Toplum ve Kültür (O. Yarlıgaş, Çev.). Alfa Yayınları.

Tekin, O. (2015). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İletişim Yayınları.

İason ve Altın Post Efsanesi

Altın Post, Herbert James Draper, 1904. Yunan mitolojisinin en büyüleyici keşif hikâyelerinden biri olan Altın Post efsanesi, trajediyle baş...