![]() |
| Altın Post, Herbert James Draper, 1904. |
Yunan mitolojisinin en büyüleyici keşif hikâyelerinden biri olan Altın Post efsanesi, trajediyle başlayan ve Karadeniz’in kasvetli sularına uzanan görkemli bir macera destanıdır. Hikâye, Thessalia Kralı Athamas’ın öz çocukları Phriksos ve Helle’nin üvey annelerinin zulmünden kaçmasıyla filizlenir. Tanrıça Nephele’nin gönderdiği altın yapağılı uçan koçun sırtında doğuya kaçan kardeşlerden Helle denize düşse de Phriksos, Karadeniz’in doğu kıyısındaki Kolkhis ülkesine (günümüz Gürcistan/Kafkasya bölgesi) ulaşmayı başarır. Phriksos, kendisine kucak açan Kolkhis Kralı Aietes’e minnetini sunmak adına bu kutsal koçu kurban eder ve altından postunu hediye eder. Kral Aietes ise iktidarın ve tanrısal lütfun simgesi haline gelen bu paha biçilmez postu, savaş tanrısı Ares’in korusunda hiç uyumayan devasa bir ejderhanın muhafızlığına emanet eder.
Aradan geçen yılların ardından, İolkos krallığını babası Aison'dan gasp eden zalim amcası Pelias’ın karşısına dikilen genç kahraman İason, hakkı olan tahtı talep eder. Ancak Pelias, yeğenini ölüme sürükleyip tahtı vermemek için ona imkânsız bir şart koşar: Dünyanın diğer ucuna gidip o ejderhanın koruduğu Altın Post’u getirmek. Amcasının tuzağını ve bu görevin ölümcül zorluğunu bilmesine rağmen onurunu korumak ve tahtını geri almak isteyen İason, teklifi kabul eder. Antik dünyanın en güçlü kahramanlarını—Herakles, Orpheus, Kastor, Polluks ve Atalanta’yı—bir araya getirerek efsanevi Argo gemisini inşa ettirir. Kendilerine "Argonotlar" adı verilen bu cesur mürettebat, İstanbul Boğazı’nın ezici "Çarpışan Kayalar"ı (Symplegad'lar) gibi nice ölümcül engeli ve canavarı aşarak Kolkhis’e ulaşır. Kral Aietes, postu vermemek için İason’a ateş püskürten boğalarla tarla sürmek ve topraktan fışkıran silahlı askerlerle savaşmak gibi ölümcül şartlar koşar; ancak İason, kralın büyücü kızı Medea’nın aşkı ve desteği sayesinde tüm engelleri aşar. Medea’nın ninnisiyle uyutulan ejderhanın koynundan Altın Post çekilip alınır. Peşlerine düşen Kolkhis donanmasından kurtulmak için Medea, öz kardeşini öldürüp cesedini parçalayarak denize atar; Kral Aietes evladının parçalarını toplamak için durmak zorunda kalınca Argonotlar kaçmayı başarır ve Tuna, Ren ve Po nehirleri üzerinden Akdeniz'e uzanan, Girit'teki tunç dev Talos ile savaştıkları son derece zorlu ve tehlikeli bir dönüş yolculuğunun ardından İolkos'a ulaşır. İason, Altın Post'u amcasına teslim etse de Pelias sözünü tutmaz; bunun üzerine Medea’nın hazırladığı korkunç bir tuzakla Pelias kendi kızları tarafından öldürülür.
Pelias'ın ölümünün ardından İason ve Medea, İolkos'tan kovulup Korinthos'a sığınmak zorunda kalır; ancak İason’un büyük fedakârlıklarla elde ettiği bu zafer ona kalıcı bir mutluluk getirmez. Yıllar sonra Korinthos Kralı'nın kızıyla evlenerek siyasi gücünü artırmak isteyen İason, kendisine Altın Post'u kazandıran Medea'yı terk eder. İhanete uğrayan Medea'nın gazabı korkunç olur: Büyücü kadın, İason'un yeni eşini ve hatta İason'dan olan kendi çocuklarını öldürerek kahramanı yapayalnız bırakır. Tanrıların lütfunu ve sevdiklerini kaybeden İason, krallık hayallerinden uzakta, yalnız ve çaresiz bir sürgün hayatı yaşamaya başlar. Yıllar sonra, bir zamanlar zaferler kazandığı ve çürümeye yüz tutmuş Argo gemisinin gölgesinde dinlenirken, gemiden kopan ağır bir ahşap parçanın üzerine düşmesi sonucu trajik bir şekilde hayatını kaybeder.
Kaynaklar
Can, Ş. (1994). Klasik Yunan Mitolojisi. İnkilap Kitabevi.
Erhat, A. (1996). Mitoloji Sözlüğü. Remzi Kitabevi.
Euripides. (2014). Medea (A. Çokona, Çev.). Türkiye İş Bankası Yayınları.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder