Ana içeriğe atla

Demokles'in Kılıcı


Demokles'in Kılıcı, Richard Westall, 1812, Wikimedia Commons, Kamu Malı (Public Domain).

Demokles'in Kılıcı hikayesi, antik çağdan günümüze ulaşmış en çarpıcı anlatılardan birisidir. Hikaye MÖ 4. yüzyılda Syrakusai (Sirakuza) tiranı II. Dionysos'un sarayında geçer. Tiranın dostlarından biri olan Demokles, Dionysos ile her sohbetinde konumunun bahşettiği mutluluklardan bahsederek onun ne kadar şanslı olduğunu vurgular. Bu konuşmalardan bıkan Dionysos ise dostuna bir ders vermeye karar verir ve bir günlüğüne tahtını ona teklif eder. 

Demokles büyük bir sevinçle bu teklifi kabul eder ve tiranın yerine geçer. Güzel bir ziyafet düzenlenir, sofralar kurulur; Demokles'in keyfine diyecek yoktur. Ancak tam bu esnada başının üzerinde bir şeyin sallanmakta olduğunu fark eder ve başını kaldırıp yukarı baktığında gördüğü şey karşısında büyük bir endişeye kapılır. Başının üzerinde at kılına bağlanmış ve her an düşüp hayatına son verebilecek keskin bir kılıç sallanmaktadır. Demokles tepesindeki bu kılıcı fark ettikten sonra sofrasındaki bütün lezzetler ve etrafındaki görkem önemini yitirir. Çünkü hükümdarlığın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını, büyük görev ve sorumlulukların aynı zamanda büyük tehlike ve sorunları da beraberinde getirdiğini yaşayarak öğrenmiştir. 

Bu etkileyici hikaye Romalı ünlü hatip ve devlet adamı Cicero'nun MÖ 45 yılında yazdığı "Tusculanae Disputationes" (Tusculum Tartışmaları) adlı eserinin 5. kitabında geçmektedir. Hikayede bir hükümdar her ne kadar dışarıdan çok rahat ve mutlu yaşıyor görünse de gerçekte bunun tam olarak böyle olmadığı anlatılmaktadır. Zira büyük sorumluluklar üstlenen ve sürekli tehdit altında yaşayan bir insanın gerçek anlamda mutlu olması mümkün değildir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orijinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.

Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Alman Çeşmesi, Alman İmparatorluğu Kaiseri II. Wilhelm tarafından 1898 yılında Osmanlı topraklarına yaptığı ikinci ziyaretinde gördüğü ilgi ve sevginin de etkisiyle Sultan II. Abdülhamid ve İstanbul halkına hediye edilmiştir. Almanya'da yapılıp İstanbul'a getirilen çeşme, tarihi bakımdan büyük öneme sahip olan Sultanahmet Meydanı üzerine dikilmiştir. I. Ahmed Türbesi'nin karşısında yer alan çeşmenin mimarı Max Spitta'dır. Neo-Bizans üslubunda yapılan çeşmenin açılış tarihi 27 Ocak 1901'dir. Çeşme yaklaşan dünya savaşı öncesinde Türk-Alman siyasi yakınlaşmasının da bir göstergesidir.