Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mousalar

Melpomene, Erato ve Polymnia, Eustache Le Sueur, Wikimedia Commons, Kamu malı (Public Domain). Yunan mitolojisinde gökyüzünün hakimi Zeus ve hafıza tanrıçası Titan Mnemosyne'nin kızları olan Mousalar (Latince Musalar veya Müzler) dokuz kardeşlerdir. Sanat, edebiyat, müzik ve bilim gibi entellektüel ve yaratıcı alanlara ilham veren tanrıçalardır. Aynı zamanda muazzam bir güzelliğe ve zerafete sahiptirler. Efsaneye göre Zeus'un Mnemosyne ile geçirdiği dokuz gecenin herbiri için bir tane Mousa doğmuştur. Dokuz Mousa ve Alanları Her Mousa belirli sanat veya bilim dalının koruyucusudur: 1. Kalliope , epik şiir 2. Clio , tarih 3. Erato , lirik şiir 4. Euterpe , müzik 5. Melpomene , trajedi 6. Polymnia , ilahiler 7. Terpsichore , dans 8. Thalia , komedya 9. Urania , astronomi  Mousalar, sanata, sanatçıya ve bilime ilham veren, sanatçıları koruyan ve onların eserlerini ölümsüzleştiren tanrıçalardır. Bugünkü sanatın ve bilginin korunduğu yerlere verilen "müze" (museum) adı doğ...

Peloponnesos Birliği

Peloponnesos Birliği üyelerini bir meclis toplantısında gösteren yapay zeka tarafından hazırlanmış temsili bir görsel. Peloponnesos Birliği, M.Ö. 550 – M.Ö. 366 yılları arasında etkin olan Sparta’nın önderliğinde kurulmuş askerî bir birlikti. Birliğin adı, üyelerinin yer aldığı coğrafi bölge olan Yunanistan’ın güneyindeki Peloponnesos’tan (Mora Yarımadası) geliyordu. Birlik ayrıca "Sparta ve müttefikleri" olarak da biliniyordu. Peloponnesos Birliği, Eski Yunan dünyasının en eski ve en uzun süreli ittifaklarından biriydi. Birliğin kuruluş nedeni, Sparta’nın kendi iç ve dış güvenliğini sağlama ve bölgesel etkinliğini sürdürme isteğiydi. Sparta’da çoğunlukla Lakonia ve batısındaki Messenia’nın yerli halkından köleleştirilmiş olan heilotların sayısı Sparta vatandaşlarından çok daha fazla olduğundan heilot isyanları Spartalılar için her zaman büyük bir tehditti. Birlik, herhangi bir isyan karşısında Sparta’ya hızlıca askerî yardım temin etme güvencesi veriyordu. Ayrıca dış tehditl...

Hammurabi Steli

Hammurabi Steli, fotoğraf : M. Özveren, Louvre Müzesi. Dünyanın bilinen en eski yazılı kanunlarından biri olan Hammurabi Steli, M.Ö. 1792-1750 yılları arasında hüküm süren Babil kralı Hammurabi'ye aittir. Kanunların yazılı olduğu stel, siyah renkli diyorit (bazalt) taşından yapılmış olup yaklaşık 2.25 metre yüksekliğindedir. Hammurabi kendisine bu kanunları yazdıranın güneş tanrısı Şamaş olduğunu söylemiştir. Bu nedenle kanunlar tanrı buyruğu sayılırdı. 1901 yılında İran'ın Sus şehrinde Fransız Jean Vincent Scheil tarafından bulunan ve Fransa'ya götürülen stel, günümüzde Paris'teki Louvre Müzesi'nde sergilenmektedir. 282 maddeden oluşan kanunlar, aile hukuku (evlilik ve boşanma), ekonomik hükümler (fiyatlar, tarifeler ve ticaret), ceza hukuku (saldırı, hırsızlık) ve mülkiyet hukuku gibi konuları içermektedir. Kanunların amacı toplumsal düzeni sağlamak ve huzuru korumaktı. Kanunların en bilinen özelliği "göze göz, dişe diş" veya "kısasa kısas" anl...

3 Mayıs 1808

3 Mayıs 1808, Francisco Goya, 1814, Prado Müzesi, Kamu Malı (Public Domain). 1808 yılında Napoleon Bonaparte İspanya'yı işgal eder. Bunun üzerine 2 Mayıs 1808'de Madrid halkı Fransız askerlerine karşı ayaklanır. Ayaklanma kısa sürede bastırılır ve yüzlerce İspanyol sivil Fransızlar tarafından yakalanarak 3 Mayıs 1808'de Madrid'teki Principe Pio Tepesi'nde kurşuna dizilir. Francisco Goya'ya (1746-1828) ait '3 Mayıs 1808' tablosu işte bu acımasız infaz anını resmetmektedir. Goya bu tabloyu 1814 yılında İspanya işgalden kurtulduktan sonra çizmiştir. Tabloda farklı yaş ve sosyal gruplara mensup halktan kimseler korku, panik ve çaresizlik gibi insani duygularla tasvir edilirken, yüzleri gözükmeyen tüfeklerini direnişçilere doğrultmuş aynı hizadaki Fransız askerleri ise insani duygulardan yoksun, acımasız birer ölüm makinesi olarak resmedilmişlerdir. Özellikle, kolları çarmıha gerilen İsa'yı andırır şekilde iki yana açılmış, bembeyaz gömlekli merkezi figür...

Hades ve Persephone

Persephone'un kaçırılması, Peter Paul Rubens, 1636-1638, Wikimedia Commons, Kamu malı (Public Domain). Gökyüzünün hakimi Zeus ile bereket tanrıçası Demeter’in kızı olan Persephone’nin hikayesi, Yunan mitolojisinin en dokunaklı efsanelerinden biridir. Rivayete göre bir gün Persephone, Sicilya'da yer alan Enna kenti yakınlarındaki Pergusa Gölü çevresinde çiçek toplarken, kendisine aşık olan yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılır. Bu beklenmedik olay, yalnızca bir aşkın değil, doğanın düzenini değiştiren bir dönüşümün de başlangıcı olur. Kızının kaybolduğunu öğrenen Demeter, yeryüzünü baştan sona dolaşarak onu arar. Umutsuzluğu arttıkça toprağın bereketi de kaybolur; ekinler yeşermemeye, ağaçlar meyve vermemeye başlar. Neticede kuraklık ve kıtlık olur; insanlar açlıkla karşı karşıya kalır ve dünya yaşanmaz hale gelir. Bu felaketin önüne geçmek isteyen Zeus, Hades ile bir anlaşma yapar. Persephone yeraltında yediği nar taneleri yüzünden oraya bağlı hale gelmiştir; ancak yapılan...

Spartalı Lykurgos

Lykurgos, Merry-Joseph Blondel, 1828, Wikimedia Commons, Kamu malı (Public Domain). Antik Yunan dünyasının en disiplinli ve özgün toplumlarından biri kuşkusuz Spartalılar’dı. Fakat onları “Sparta” yapan sadece savaşçı ruhları değildi; toplumu biçimlendiren bir reform sistemi de büyük rol oynuyordu. Bu sistemin ardında efsanevi bir ad bulunur: Lykurgos. Lykurgos’un kimliği tarih boyunca merak uyandırmış ve tartışılmıştır. Onun gerçekten yaşayıp yaşamadığı kesin olarak bilinmez; ancak adına atfedilen reformlar Sparta’yı Yunan dünyasının geri kalanından ayıran dayanıklı bir yapı oluşturmuştur. Lykurgos Kimdir? Antik kaynaklara göre Lykurgos, Sparta'da kral olma hakkına sahip olmasına rağmen, tahtı yeni doğan yeğenine devretmiş ve onun yetişkinliğine kadar naibi olacağını ilan etmiştir. Ancak daha sonra çocuğu öldüreceği yönündeki dedikodular nedeniyle katil olarak suçlanmamak için Sparta’dan ayrılarak uzun bir yolculuğa çıkmıştır. Girit ve İonia gibi yerlerde farklı yönetim...

Eski Roma'da Latifundialar

Yapay zeka ile hazırlanmış temsili bir Latifundium görseli. Eski Roma’da “latifundia” (tekil: latifundium ), Latince latus (geniş) ve fundus (arazi, çiftlik) kelimelerinden türemiştir. Kelime anlamı olarak “geniş toprak” demektir ve Roma’nın aristokrat sınıfının elinde toplanan büyük tarım arazilerini ifade eder. Bu sistem, Roma Cumhuriyeti’nin son dönemlerinden itibaren giderek yaygınlaştı ve imparatorluğun ekonomik olduğu kadar toplumsal yapısını da derinden etkiledi. Köken ve Yükseliş Latifundiaların ortaya çıkışı, Roma’nın MÖ 2. yüzyıldan itibaren Akdeniz’de gerçekleştirdiği fetihlerle yakından bağlantılıdır. Kartaca, Yunan şehir devletleri ve diğer bölgelerden ele geçirilen geniş topraklar genellikle devlet hazinesine değil, senatörlere ve aristokrat ailelere dağıtıldı. Böylece Roma’nın zengin sınıfı kırsal alanda giderek daha fazla güç kazandı. Küçük çiftçiler ise uzun askerlik hizmetleri nedeniyle kendi tarlalarını işleyemez hâle geldi. Gelir elde edemeyen birçok çiftçi borç...

Solon ve Kroisos

  Solon ve Kroisos, Gerard van Honthorst, 1624, Wikimedia Commons, Kamu malı (Public Domain). Lidya kralı Kroisos, zenginliğiyle tüm dünyanın dilinde dolaşan bir hükümdardı. Servetinin büyüklüğü yalnızca hazinelerinde değil, sarayının görkeminde, altın kaplamalı tapınaklarında ve etrafında oluşan efsanelerde de kendini gösteriyordu. Onun için en önemli mesele, sahip olduklarının büyüklüğünü ve mutluluğunun tartışılmazlığını dünyaya kanıtlamaktı. Bu arayış, Atina’nın ünlü bilgesi Solon’u davet etmesine sebep oldu. Kroisos, Solon’un gözlerinin içine bakarak, “Söyle bana, dünyanın en mutlu insanı kimdir?” diye sordu. Solon’un cevabı Kroisos’un beklentilerinden çok uzaktı. Ona göre en mutlu insan, Atinalı Tellos’tu. Çünkü Tellos, erdemli bir yaşam sürmüş, çocuklarını ve torunlarını görmüş, halkı tarafından saygı duyulmuş ve sonunda ülkesinin geleceği için savaşırken şerefli bir şekilde ölmüştü. Solon bununla yetinmedi; ardından Argoslu Kleobis ve Biton kardeşlerden söz etti. Bu gençle...