Ana içeriğe atla

Pandora


Pandora, John William Waterhouse, 1896.

Yunan mitolojisinin en çarpıcı figürlerinden biri olan Pandora, tanrıların kralı Zeus’un hazırladığı kurnazca bir intikam planının parçası olarak yaratılmıştır. Titan Prometheus'un tanrılar katından ateşi çalıp insanlığa sunmasına sinirlenen Zeus, insanlığı cezalandırmak için kusursuz bir tuzak hazırlar. Demir ve ateşin tanrısı Hephaistos tarafından topraktan şekillendirilen bu ilk kadına, ddiğer tüm tanrılar da kendi yeteneklerinden birer parça bahşeder. Athena ona el işlerini öğretir; Aphrodite zerafetin yanı sıra onu istek ve arzularla tutuşturur; Hermes ise ruhuna yalanı ve aldatıcı sözleri yerleştirir. İsmi "bütün tanrıların armağanı" anlamına gelen Pandora, böylece büyüleyici ama bir o kadar da tehlikeli bir tuzak olarak yeryüzüne gönderilmeye hazır hale getirilir.

Zeus, bu büyüleyici kadını Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a bir hediye olarak gönderir. Prometheus, kardeşini Zeus'tan armağan almaması konusunda daha önce defalarca uyarmış olsa da "sonradan düşünen" anlamına gelen adının hakkını veren Epimetheus, Pandora’nın güzelliği karşısında büyülenerek bu uyarıyı dikkate almaz. Onu büyük bir hayranlıkla eşi olarak kabul eder ve böylece tanrıların planladığı felaketler zinciri için zemin hazırlanmış olur.

Pandora dünyaya inerken yanında, bizzat Zeus tarafından verilmiş ve asla açmaması sıkı sıkıya tembihlenmiş bir küp, yaygın anlatıya göre ise kutu getirmektedir. Ancak Hermes’in ruhuna aşıladığı yoğun merak duygusu, zamanla Pandora’nın iradesini zorlamaya başlar. Kutunun içinde ne olduğunu bilme arzusu her geçen gün daha da dayanılmaz bir hal alır. En sonunda merakına yenik düşen Pandora, kapağı yavaşça aralar. O anda kutunun içinden o zamana kadar dünyada hiç bulunmayan yalanlar, hastalıklar ve acılar yeryüzüne dağılır.

Dehşete düşen Pandora, büyük bir pişmanlıkla kutunun kapağını hızla kapatır ancak artık çok geçtir; tüm kötülükler insanların arasına karışmıştır. Kutunun en dibinde ise dışarı çıkmaya fırsat bulamamış tek bir şey kalmıştır: Umut. Bu hikaye, insanlığın neden acılarla dolu bir dünyada yaşadığını simgelerken, aynı zamanda en karanlık anlarda bile insanların tutunabileceği en güçlü duygunun, yani umudun neden hala var olduğunu açıklayan bir hikaye olarak günümüze kadar ulaşmıştır.

Kaynaklar

Can, Ş. (1994). Klasik Yunan Mitolojisi, İnkilap Kitabevi.

Grimal, P. (2012). Mitoloji Sözlüğü : Yunan ve Roma, (S. Tamgüç, Çev.). Kabalcı Yayınevi.

Hesiodos. (2016). İşler ve günler (A. Erhat ve S. Eyüboğlu, Çev.). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Alman Çeşmesi, Alman İmparatorluğu Kaiseri II. Wilhelm tarafından 1898 yılında Osmanlı topraklarına yaptığı ikinci ziyaretinde gördüğü ilgi ve sevginin de etkisiyle Sultan II. Abdülhamid ve İstanbul halkına hediye edilmiştir. Almanya'da yapılıp İstanbul'a getirilen çeşme, tarihi bakımdan büyük öneme sahip olan Sultanahmet Meydanı üzerine dikilmiştir. I. Ahmed Türbesi'nin karşısında yer alan çeşmenin mimarı Max Spitta'dır. Neo-Bizans üslubunda yapılan çeşmenin açılış tarihi 27 Ocak 1901'dir. Çeşme yaklaşan dünya savaşı öncesinde Türk-Alman siyasi yakınlaşmasının da bir göstergesidir.

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orijinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.