Ana içeriğe atla

Doryphoros


Doryphoros, Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi, fotoğraf: Paolo Villa, Wikimedia Commons, CC BY 4.0

Eski Yunan heykel sanatının klasik döneme ait en önemli eserlerinden biri olan Doryphoros (Mızrak Taşıyıcı), heykeltıraş Polykleitos tarafından MÖ 450-440 yıllarında ideal insan formunu sergilemek amacıyla tasarlanmıştır. Polykleitos, bu eseri sadece bir görsel sanat ürünü olarak değil, aynı zamanda matematiksel oranların fiziksel güzellikle nasıl uyum sağladığını göstermek için kurgulamıştır. Vücudun her bir parçasının diğeriyle matematiksel bir ahenk içinde olduğu bu sistemde, estetik mükemmeliyet tesadüfe değil, hesaplanmış bir dengeye dayanır.

Heykelin en dikkat çekici özelliği, figürün duruşundaki doğal dengeyi ifade eden "kontrapost" (contrapposto) tekniğidir. Bu teknikte, vücudun ağırlığı bir bacağa verilirken diğer bacak serbest bırakılır; bu da kalçaların ve omuzların zıt yönlere eğilmesini sağlayarak heykelin katı formunu kırar ve ona dinamik bir canlılık katar. Kas yapısındaki hem gergin hem de gevşek hatların bir arada sunulması, izleyicide figürün her an adım atacakmış gibi olduğu hissini uyandırır. Günümüzde gördüğümüz mermer örnekler aslında Romalıların hayranlıkla yaptığı kopyalardır. Orijinali bronz olan bu eser, yüzyıllar boyunca Batı sanatının en önemli referans noktalarından biri olmuştur.

Kaynaklar

Smarthistory: Polykleitos, Doryphoros (Spear-Bearer)

Wikipedia: Doryphoros

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Alman Çeşmesi, Alman İmparatorluğu Kaiseri II. Wilhelm tarafından 1898 yılında Osmanlı topraklarına yaptığı ikinci ziyaretinde gördüğü ilgi ve sevginin de etkisiyle Sultan II. Abdülhamid ve İstanbul halkına hediye edilmiştir. Almanya'da yapılıp İstanbul'a getirilen çeşme, tarihi bakımdan büyük öneme sahip olan Sultanahmet Meydanı üzerine dikilmiştir. I. Ahmed Türbesi'nin karşısında yer alan çeşmenin mimarı Max Spitta'dır. Neo-Bizans üslubunda yapılan çeşmenin açılış tarihi 27 Ocak 1901'dir. Çeşme yaklaşan dünya savaşı öncesinde Türk-Alman siyasi yakınlaşmasının da bir göstergesidir.

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orijinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.