Ana içeriğe atla

Demagogos



Demagogos (Demagog), Yunanca Demos (halk) ve Agogos (liderlik eden, yol gösteren) kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Sözlük anlamı "halkın lideri" demektir. Eski Yunan'da Atinalı Perikles zamanında (MÖ 461-429) bu ünvan etkili konuşma yeteneğine sahip, kitleleri ikna edebilen ve halkın çıkarlarını savunan devlet adamları için kullanılırdı. Fakat özellikle Aristoteles ve Platon gibi filozofların görüşlerinin etkisiyle MÖ 4. yüzyıldan itibaren bu terim, toplumun korkularını ve tutkularını kendi menfaatleri için kullanan kişileri tanımlamak için kullanılmaya başlandı. Eski Atina'da en bilinen demagog örnekleri arasında her ikisi de MÖ 5. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olan Kleon ve Alkibiades gibi kentin tanınmış politik ve askeri figürleri sayılabilir.

Günümüzde demagogos'tan türemiş olan "demagoji yapma" söylemini çok duyarız. Bu sözle gerçek bir tartışma yürütmek yerine "laf cambazlığı yaparak konuyu saptırmak" kastedilmektedir. Demagoji eylem, demagog ise demagoji (laf cambazlığı) yapan kişidir. Siyasette ise demagoglar halkın duygularını, korkularını ve beklentilerini kendi amaçlarını gerçekleştirmek için manipüle ederler. Toplumun her zaman güçlü bir lidere ihtiyacı olduğu düşüncesini savunup, bunun için en uygun adayın sadece kendileri olduğunu iddia ederler. Sorunlara çözüm üretmek yerine sürekli muhalifleri suçlamayı tercih eder ve toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirerek kendi saflarını güçlendirirler. Kendi başarısızlıklarını örtbas ederek sürekli birilerini günah keçisi ilan ederler; böylece halkın öfkesini kendilerinden uzaklaştırıp, belirledikleri hedeflere yönlendirirler. Gerçekleri saptırmak demagogların en önemli silahıdır; kendi çıkarları uğruna yalan söylemekten veya gerçekleri çarpıtmaktan çekinmezler.

Demagoglar kendi siyasi ömürlerini uzatmak için demokrasinin ilkelerini ihlal edebilirler. İnsan psikolojisi çoğu zaman demagogların yalanlarına inanmaya meyillidir. Fakat bir toplum, duyguların mantığı hapsettiği yerde aydınlık yarınlara yürüyemez. Dolayısıyla yapılması gereken, hakikati her zaman süslü yalanların üzerinde tutmaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orijinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.

Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Alman Çeşmesi, Alman İmparatorluğu Kaiseri II. Wilhelm tarafından 1898 yılında Osmanlı topraklarına yaptığı ikinci ziyaretinde gördüğü ilgi ve sevginin de etkisiyle Sultan II. Abdülhamid ve İstanbul halkına hediye edilmiştir. Almanya'da yapılıp İstanbul'a getirilen çeşme, tarihi bakımdan büyük öneme sahip olan Sultanahmet Meydanı üzerine dikilmiştir. I. Ahmed Türbesi'nin karşısında yer alan çeşmenin mimarı Max Spitta'dır. Neo-Bizans üslubunda yapılan çeşmenin açılış tarihi 27 Ocak 1901'dir. Çeşme yaklaşan dünya savaşı öncesinde Türk-Alman siyasi yakınlaşmasının da bir göstergesidir.