Ana içeriğe atla

Hero ve Leandros


Hero, ölen Leandros’un ardından yas tutuyor (1635–1637), ressam Jan van den Hoecke, Kunsthistorisches Museum Wien, Wikimedia Commons, Kamu malı (Public Domain).

Antik Yunan mitolojisinin en dokunaklı aşk hikâyelerinden biri Hero ile Leandros’a aittir. Hero, Afrodit’in rahibesi olarak Sestos’ta yaşar; güzelliği ve saflığıyla tanınır. Leandros ise karşı kıyıda, Abydos’ta yaşayan genç bir delikanlıdır. İki kıyıyı ayıran Hellespontos'ta (bugünkü Çanakkale Boğazı) filizlenen bu aşk, denizin dalgaları kadar zorlu ve engellerle doludur. Onlar için mesafe yalnızca bir suyun ötesidir, ama o suyun tehlikeleri aşklarının kaderini belirleyecektir.

Leandros, her gece Hero’ya kavuşabilmek için boğazı yüzerek geçer. Hero ise ona yol gösterebilmek için kulesinin tepesinde bir fener yakar. Işığın rehberliğiyle yolunu bulan Leandros, soğuk ve güçlü akıntılara rağmen her gece sevdiğinin yanına varır. Bu buluşmalar onların aşkını daha da derinleştirir; iki kıyıyı birleştiren en güçlü bağ, kalplerinden doğan sevgidir.

Ancak bir gece fırtına çıkar ve Hero’nun ışığı rüzgârla söner. Yönünü kaybeden Leandros, karanlık dalgaların arasında boğulur. Ertesi sabah onun kıyıya vuran cansız bedenini gören Hero acısına dayanamaz ve kendini denizin sularına bırakır. Böylece iki sevgili, ayrılığın imkânsız olduğu bir yerde, ölümde birleşir.

Hero ve Leandros’un hikâyesi, aşkın insanı en zorlu engellere rağmen harekete geçirebilecek bir güç olduğunu ortaya koyar. Ancak bu güç, doğanın ve kaderin sınırlarıyla karşılaştığında trajediye dönüşebilir. Efsane, Antik Yunan’dan günümüze edebiyat ve sanat alanında pek çok esere ilham vermiştir. Bugün hâlâ bu öykü, aşkın zamana meydan okuyan sembolü olarak hatırlanıyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orjinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.

Sultanahmet Meydanı'nda Yer Alan Roma Dönemi Anıtları

1-) Dikilitaş Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Dikilitaş MS. 390 yılında dönemin Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Hipodrom'a (bugünkü Sultanahmet Meydanı) dikilmiştir. Eser ilk olarak MÖ. 15. yüzyılda Mısır firavunu III. Thutmosis tarafından yaptırılmış, daha sonra MS. 390'da I. Theodosius tarafından gemiyle Mısır'dan İstanbul'a getirtilmiştir. Asvan granitinden yapılmış Dikilitaş'ın yüksekliği ilk yapıldığında 30 metreydi fakat alt bölümü tahrip olduğu için günümüzdeki yüksekliği kaidesiyle birlikte 24,87 metredir (kaidesiz 18,45 metre). Ağırlığı ise yaklaşık 200 tondur.  Dört cephesinde de hiyerogliflerin yer aldığı eserde III. Thutmosis'in tanrılara sunduğu zaferlerini anlatan kabartmalar yer almaktadır. Kaidesinde ise Roma dönemine ait imparator I. Theodosius, saray erkanı, görevliler ve halkı tasvir eden kabartmaların yanı sıra Yunanca ve Latince olmak üzere iki adet yazı mevcuttur. Theodosius Dikilitaşı olarak da bilinen eser 3574...