Ana içeriğe atla

Panem et Circenses


Panem et Circenses
Iuvenalis'in hayali bir portresi, S. H. Gimber, 1837, Wikimedia Commons, Kamu malı (Public Domain).

"Panem et circenses" terimi MS. 55 - 128 yılları arasında yaşamış olan Romalı şair Decimus Iunius Iuvenalis tarafından Yergiler (Saturae) adlı eserinin X. şiirinde dile getirilmiştir. Kelime anlamı olarak "Ekmek ve Sirk Oyunları" demektir. Bahsi geçen bölümün Türkçesi şöyledir : 

"Uzun zamandır kimseye oyumuzu satamaz olduk,
Halkımız uzun süre önce kaygılarını sıyırıp attı; 
çünkü vaktiyle yetkeler
(otoriteler), baltalar, lejyonlar ve her şeyi veren insanlar
şimdi kendilerini sınırladı ve sadece iki şeyi açgözlülükle ister oldu:
ekmek ve eğlence
(panem et circenses)!" (Yergiler, X. Şiir, 77-81)

Iuvenalis bu dizelerde Roma halkının siyasi ve toplumsal yozlaşmasını sert ve acı bir dille eleştirmektedir. Ona göre halk, devletin sağladığı yiyecek yardımları (ekmek) ve gösterilerle siyaset ve kamu meselelerine olan ilgisini yitirmiş ve günübirlik hazlar uğruna siyasi gücünden vazgeçmiştir. "Sadece iki şeyi açgözlülükle ister oldu: ekmek ve eğlence" ifadeleriyle Roma halkının cumhuriyet döneminde sahip olduğu siyasete ve kamusal meselelere olan ilgisinden neden vazgeçtiği açıkça belirtilmektedir. Iuvenalis'e göre Roma'yı kim yönetirse yönetsin bu iki şeyi sağladığı sürece halkın sesi çıkmayacaktır.

Ona göre yönetim temel ihtiyaçlarını karşılayarak halkın sadakatini satın almıştır. Panem et circenses politikası halkı kontrol altında tutmak, isyanlara ve yönetim karşıtı faaliyetlere girişmesini önlemek adına imparatorlar tarafından başarıyla kullanılan bir sosyal kontrol mekanizmasıdır. Bir nevi insanları tepkisizleştirme politikasıdır denilebilir. Halk yönetim üzerindeki etkisinden bedava ekmek ve gösteriler karşılığında feragat etmiş; Iuvenalis de rahatsız olduğu bu durumu eserinde açıkça dile getirmiştir.

Kaynaklar

Iuvenalis, (2006), Yergiler - Saturae (Ç. Dürüşken - E. Alova, Çev.), İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galata Kulesi

Galata Kulesi, Foto : M. Özveren. Galata Kulesi ilk olarak MS. 6. yüzyılda I. Iustinianus döneminde (527 - 565) bir gözetleme ve fener kulesi olarak inşa edilmiştir. Haliç'in kuzeyinde inşa edilen kuleye Romalılar "Megalos Pyrgos" yani "Büyük Kule" adını vermişlerdir. Kule 1204 yılında İstanbul'daki Haçlı istilası sırasında yıkılmıştır. 1267 yılında İstanbul'un Galata kısmında "Pera" adında bir koloni kuran Cenevizliler (Genovalılar) 1348'de yeniden inşa ettikleri kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdir. Kule 1453'te İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı kontrolüne girmiştir. 1509 yılında kentte meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle hasar almış ve 1510 yılında Mimar Murad bin Hayrettin tarafından onarılmıştır. Kule 16. yüzyılda önce zindan daha sonra bir süre gözlem evi, 18. yüzyılda ise kentte artan yangınlar nedeniyle bir yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. IV. Murad döneminde (1623 - 1640) İstanbul sa...

Tykhe Heykeli

Tykhe heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Foto : M. Özveren. Dünyayı saran suyun kişileştirilmiş şekli ve tüm akarsuların babası olarak görülen Okeanos'un kızlarından biri olan Tykhe, kader, şans ve başarı tanrıçasıdır. Eski Roma'da Fortuna adıyla anılır.  Tykhe'ler şehirlerin koruyucu tanrıçaları olup, her şehrin bir Tykhe'si vardır. Zengin bir süslemeye sahip Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu (cornucopia) ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır. Orjinali MÖ. 4. yüzyıla ait bir eserin MS. 2. yüzyıla ait Roma dönemi kopyası olan ve 1931 yılında Düzce ili, Konuralp Mahallesi sınırlarındaki Prusias ad Hypium antik kentinde keşfedilen görseldeki Tykhe heykeli tanrıçanın en iyi korunmuş heykellerinden biridir. Bu güzel eser günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir.

Sultanahmet Meydanı'nda Yer Alan Roma Dönemi Anıtları

1-) Dikilitaş Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı, Foto : M. Özveren. Dikilitaş MS. 390 yılında dönemin Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Hipodrom'a (bugünkü Sultanahmet Meydanı) dikilmiştir. Eser ilk olarak MÖ. 15. yüzyılda Mısır firavunu III. Thutmosis tarafından yaptırılmış, daha sonra MS. 390'da I. Theodosius tarafından gemiyle Mısır'dan İstanbul'a getirtilmiştir. Asvan granitinden yapılmış Dikilitaş'ın yüksekliği ilk yapıldığında 30 metreydi fakat alt bölümü tahrip olduğu için günümüzdeki yüksekliği kaidesiyle birlikte 24,87 metredir (kaidesiz 18,45 metre). Ağırlığı ise yaklaşık 200 tondur.  Dört cephesinde de hiyerogliflerin yer aldığı eserde III. Thutmosis'in tanrılara sunduğu zaferlerini anlatan kabartmalar yer almaktadır. Kaidesinde ise Roma dönemine ait imparator I. Theodosius, saray erkanı, görevliler ve halkı tasvir eden kabartmaların yanı sıra Yunanca ve Latince olmak üzere iki adet yazı mevcuttur. Theodosius Dikilitaşı olarak da bilinen eser 3574...